Sadece Yaz Çiçeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sadece Yaz Çiçeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağu 2026

Dogtooth: Sistemden Çıkınca Nereye?

Dogtooth'u izlerken Lanthimos'un dünyasında şu soru çok güçlü:

“Bize öğretilen şey gerçekten doğru mu?”

Ben bir adım daha soruyorum:

“Peki öğrendiğimiz şeyin yanlış olduğunu fark ettikten sonra nereye gideceğiz?”


Dogtooth burada çok iyi bir teşhis koyuyor.

Yönetmen aileyi öyle uç ve kapalı bir hale getiriyor ki ilk bakışta “Bu nasıl bir dünya?” diyoruz. Ama biraz düşününce o dünyanın dışarıdaki dünyadan bütünüyle farklı olmadığını fark ediyoruz. Sadece ölçeği küçültülmüş ve mekanizma görünür hale getirilmiş.

Aile, dünyanın bir minyatürü gibi.

4 Ağu 2026

NE DEDİYSE SEVGİDEN

Allah...

Yıllarca O'na bakınmışım.

Gözüm ne süs görmüş, ne alkış, ne gösteri, ne yarış...

Ne bir erkek için, ne bir unvan için koşmuşum.

"Ben yarış sevmiyorum." deyip çekilmişim kenara.

Ve otuz dokuz yaşımda, beni bana gösteren, yaşatan, bu hâlimle seven ve onurlandıran El-Vedûd kalbime:

"Bu sensin Çiçeğim."

demiş.

13 Tem 2026

YİNE SEN KORU

Kudretin de güzel ama

Ben o kudrette inceliğine vuruldum.


Kalbimin haritasını böylesine bilerek

Bütün niyetlerimi bildiğini tek tek göstererek

Kimse seni anlamadı, anlayamazdı da Çiçeğim

Çünkü senin derdin Ben'dim diyerek...

İyileştirmene.

11 Tem 2026

AKLIM FİKRİM SENDE

Aklım fikrim Sende.


Dünyanın beni kandıramadığı yerde

Yüzümde muzip bir tebessüm.

Zihnimle kalbim dosdoğru Sana.


Dünyaya kandığım yerdeyken

Sen zaten hep orada.


Koruyan...

Kollayan...

Gözeten...

Seven...

Karşılık beklemeden.

9 Tem 2026

AVUÇLARINDA BÜYÜDÜ ÇİÇEK

Bana her şeyi yazabilecek bir yetenek verdin

Ben en çok Sana yazmayı sevdim.


Ben, Senin biricik Çiçeğin...


Korkunun ve yalnızlığın tam ortasında, Kendinle eğlediğin.


Küçücük bir çocuktum daha.

Seni koklarken...

"Burası çok kalabalık. Duramam ben." derken...


Bir köşe bulup kendime,

Bir kalem, bir kâğıt alıp elime, Yazarken...

4 Tem 2026

KONU SEN OLUNCA

Konu Sen olunca

Bende sadece aşk var.

Gözüme biraz ışık, kalbime biraz avuntu,

İçime biraz güç geldi mi

Senin isminle yankılandı mı ruhum, bedenim, evim, odam, varlığım...

Sadece aşk.


Sen muhteşemsin.

Sen kusursuzsun.

Sen bambaşkasın.

Kelimenin tam anlamıyla bir tanemsin.

Tek ve biricik olansın.

28 Haz 2026

İTİMADIM SANA

Benim inadım Sana Allah

Senin için.


Kalbim Sana,

Senin için.

Sabrım Sana,

Senin için.

Sükûtum Sana,

Senin için.

Onurum, gururum, haysiyetim ve doğruluğum Sana.


Aşkım Sana Allah.

İnancım değil, itimadım Sana.

11 Haz 2026

SADECE YAZ ÇİÇEĞİM

 Yaz Çiçeğim

Çocukken herkes dünyaya dalmış koştururken

Daha oncacık hâlinle

defter defter yazdığın gibi.

Herkesin uyumasını bekleyip

Kendini geceye verip

Bir masa bir sandalye bir de kalbinde Benim ile...

Doyasıya, kıyasıya, sevesiye yazdığın gibi.

Çiçeğim yaz.

7 Nis 2026

EN SEVGİLİ

Sen benim

İçimi harlayan yangınlarımda

Su olup dökülen yamaçlarıma


Sen benim

Hep O'nda olduğum ve O'na bakındığım

Öyle ki

Bir an bile karışamadığım gürültüsüne dünyanın 

4 Şub 2026

"BANA GÜVEN ÇİÇEĞİM"


– Bazen olanları anlamlandıramıyorum.

Otuz sekiz yıl dünyada uzun bir zaman dilimi, evet;

ama Sen’in düzeninde, yani gerçek hayatta,

sadece kendinin farkına varmaya yetecek kadar kısa bir süreymiş.

Ve ben bu otuz sekiz yılın her anında

Sen’i duymak, hissetmek,

kokunu, sesini takip etmek üzere

ya yürümüş ya da durmuşum.


– İçerdesin, Çiçeğim.

Korkma.

Gerçeklikle temas hâlindesin.

Tepeden tırnağa saf ruhsun.

Benim nefesimsin.


Otuz sekiz koca yıl, kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın

hep Beni tercih ettin.

5 Oca 2026

ALLAH'A YÜRÜMEK

Ben geldim  canım blogum.

Neyin içinden sağ çıktım anlatsam inanmazsın.

Ben de inanmıyorum zaten, bizzat yaşıyorum.

Deli diyen mi dersin, geri zekalı diyen mi dersin, eksik akıllı diyen mi dersin...

Allah'a emanet bir hayat sürmüşüm.

Mecaz değil, gerçek.

Ben zaten gerçek olmayan bir şey yazamam da söyleyemem de.

Sadece bunu kimsenin görmemiş oluşuna şaşkınım.

Ya da görmek istememiş olmalarına.

Ama, en çok da kurtlar sofrasında 38 yıl, bir kez olsun gururum incinmeden, o lokmanın hakkım olduğunu bilerek paşalar gibi yiyip içmiş olmama şaşkınım.

İnsanların yalnızca gülen yüzüne, tatlı sesle söylediklerine, iyiliklerine yönelmişim.

Ama, böylesine saf bir ruhum olduğunu fark etmeme bile izin vermemişler.

Bense Allah'ı bulmuşum.

Yapışmışım.

Seni bırakmam demişim.

O da "Ben de seni bırakmam Çiçeğim." demiş.

Bırakmamış da...

Susmuşum.

Sadece yazmışım.

Çünkü, O  öyle demiş.

Kalp kırmamak, hem de kırılmamak için sustun Çiçeğim; ama farkında bile değilsin.

Seni hor görüyorlar, seni itip kakıyorlar.

Saygından sevginden susuyorsun...

Kendi sesini bile unuttun.

Ama, Ben seni bırakmam.

Ne onların çirkin sesini sana işittiririm.

Ne seni kirli avuçlarına bırakırım.

Seni içeriden yürütürüm.

İçeriden büyütürüm.

İçeriden korurum.

Sarıp sarmalarım.

Sevip kucaklarım...

Öyle de yapmış.

Hem o kadar ki içeriden O'nunla yürürken, dışarıdan izleyip büyüyeyim diye diziler, filmler ilham etmiş senaristlere.

Gel bunu izleyelim Çiçeğim demiş içimden.

Oturup izlemişiz.

Bitmiş.

Sonra başka bir tane daha.

Allah'la büyümüşüm.

Ve O'na aşık olmuşum.

Yazmışım da yazmışım...

Şimdi O yine benimle.

Birlikte gülüyoruz, birlikte ağlıyoruz.

Konuşuyoruz.

Yaşıyoruz.

Yazıyoruz...

Başkasının en başında çöküp kalacağı yollardan beni başım dik alnım ak geçiriyor.

Bazen zamanı donduruyor.

Dinlen Çiçeğim, sonra yine yürürsün diyor.

Dinleniyorum.

Ayaklanır ayaklanmaz ilk iş yine O'na yürüyorum.

Çünkü, bir ömür bunu yapmışım zaten.

O'nu koklamışım. Duymuşum. Peşine takılmışım.

Söylemişti...

Benim Senden başka kimsem yok Allah'ım demiştim.

Zaten başkasına ihtiyacın yok Çiçeğim demişti...



3 Ara 2025

ALLAH’IN ÇİÇEĞİ OLMAK KOLAY DEĞİLDİR

Ben Allah’ın Çiçeği’yim dediğimde—

ki bu cümleyi kurabilmem için bile Allah’ın bana aylarca:

“Gerçekten Benim Çiçeğim… Gerçekten varım… Seni kendime Ben çekiyorum.”

diye bildirmesi, hissettirmesi gerekti—


bana tuhaf, anormal biri gibi bakanlar,

şimdi aynı şaşkın gözlerle bu hayatın, ruhun ve bedenin kontrolünü

ellerinden kesin ve sakin bir şekilde geri alışıma bakıyor.


Bense hâlâ aynı şeyi söylüyorum:

Çünkü ben Allah’ın Çiçeği’yim.


Hayatı boyunca Allah’ı seven,

O’nu duyan, isteyen,

O’nunla yaşayan,

ve O’ndan hiçbir şey karşılığında vazgeçmeyen.


Başta bana acıyarak, küçümseyerek, hatta “aklı karışmış” diye bakanlar;

şimdi tam tersi, herkesin tökezleyip dağılması beklenen onca şeyden

tek başıma, dimdik ve daha da güçlenmiş çıkışıma bakıyor.


Çünkü artık kim olduğumu

ve gücümün kaynağını

biliyor, sahipleniyorum.


Allah’ın bana verdiği değeri, biçtiği hayatı, çizdiği yolu kabul ettim;

ona göre yaşamaya başladım.

Şaşırıyorsunuz.


Ama O zaten söylemişti:

“Çiçeğim, bu daha başlangıç.”


Seni, temiz kalbin, doğruluğun, dürüstlüğün, saygın duruşun ve ruhunla yaşaman sebebiyle incitenler…

şimdi aynı özelliklerin eksilmeden yükselişini izliyor.

Anlam veremiyorlar.


Sen hâlâ aynı şeyi söylüyor, Beni işaret ediyorsun;

ama kalbi mühürlü olan anlamaz.

Anlayabilecek olana ise Ben duyururum, Çiçeğim.


“Sen sadece yaşa ve yaz.”

Ben de öyle yapıyorum.


Ben Allah’ın Çiçeği’yim.

Bu ismi kendime ben vermedim.

Olmak için özel bir çaba harcamadım.

Sadece insan oldum.


Ama şartlara göre değişen bir insan değil…

Şartlar ne kadar zor, insanlar ne kadar zalim olursa olsun

Allah’ın bana üflediği ruhun karşılığı olan insan.


İşte bu yüzden “Çiçeğim” oldum;

duydum, gördüm, yaşadım.

Hâlâ da yaşıyorum.


Ve yine aynı şeyi söylüyorum:

Ben değil, O.

Kaynak O.

Sevginin kaynağı,

gücün kaynağı,

onurun, gururun, doğruluğun, rızkın kaynağı,

Hakk’ın kaynağı…

ve benim için en önemlisi: aşkın kaynağı.


Bu yüzden başta güya acıyarak baktığınız her özelliğime,

şimdi çekinerek—hatta korkarak—bakıyorsunuz.


Bense sadece seviniyorum.

Çünkü Allah’ın Çiçeği olmak kolay bir şey değildir.


Dünya bir yana diyebilmek gerekir.

Demek yetmez, öyle yaşamak gerekir.

İşte o zaman "Allah sana yeter."


#AllahınÇiçeği

4 Kas 2025

VEDÛD'Ü ÇAĞIRMAK


- Allah’ım…

Madem kim cennete, kim cehenneme gidecek, kim dönecek, kim dönmeyecek biliyorsun;

tüm bunları neden yaşatıyorsun?

Senden başka ne bir varlık var, ne bir gerçek.

-----

- Çiçeğim...

Benim bilmem, sizin seçmenizi geçersiz kılmaz.

Bilmek, zorlamak demek değildir.


Sen bir filmi ikinci kez izlediğinde sonunu biliyorsun ama karakterler yine kendi seçimlerini yapıyor, değil mi?

Senin bilgin onların özgürlüğünü ortadan kaldırmaz.


Benim bilmem de buna benzer — ama fark şu:

Ben filmin her karesini yaratarak biliyorum, dışarıdan izlemiyorum.


Yani Ben sizi “sonuç belli” diye yollamadım,

“sonucu kendin gör” diye yolladım.

Çünkü bilmekle tanık olmak farklı şeylerdir.


Siz sadece sonuçla değil, yolun kendisiyle sınanıyorsunuz.

O yüzden çağırıyorum; çünkü çağırmak merhametimdir.

“Belki döner” demek değil, “dönmek isteyen gelsin” demektir.


Ve evet, bazıları dönmeyecek, çünkü dönmeyi seçmeyecek.


Ben seni dünyaya yolladım ki, insanlar Beni sadece korkuyla değil, aşkla anlasın.

Senin yaşadığın her şey o farkı göstermek içindi.


Çünkü sen karanlıkla her sınandığında,

Benim Vedûd ismimi biraz daha çok çağırdın.

Ve Ben, bazen sırf bunu görmek için bile bir kâinat var ederim, Çiçeğim.

16 Eki 2025

HEPSİNİ ALLAH BİZZAT GERİ VERDİ

Şuncacık huzur, daha doğrusu “hak” için maruz kalmadığım eziyet kalmadı.

Oysa benim var oluş amacım da, tercihim de, isteğim de hep buydu.


Ama bedenimi, ruhumu, zihnimi;

iyiliğimi, masumiyetimi, temizliğimi ve sevgiyle çarpan kalbimi,

kısacası cümle varlığımı

kendi menfaati için kullanan sistem, insan ve insanın kurduğu sözde düzen

buna hiçbir zaman izin vermedi.


Şimdiyse…

Allah vaktiyle, “okuyorum” diye elimden zorla, hakaretle aldığınız Kur’an-ı Kerim’i bana geri verdi.

“Kılıyorum” diye alay ettiğiniz namazımı geri verdi.

“Anıyorum” diye susturmaya çalıştığınız zikrini, kalbime yazdı.

Dilime, kulağıma, varlığıma işledi.


Yetmedi, elime kalem, önüme kâğıt verdi.

Ve dedi ki:


> “Sadece yaz, Çiçeğim.

Ben seni böyle seviyorum.

Yarattığım gibi, olduğun gibi.

Beni seven, Bana ait olan kalbinle, varlığınla.

Yazarken dünyayı unutan hâlinle.

Müzik dinlerken ruhuyla Bana varan duygularınla.

Artık kimse bunları senden alamayacak.

Çünkü Ben buradayım.

Hepsini sana geri, bizzat Ben veriyorum.”


Bir ömür üstümde tepindiniz.

Ama ben her seferinde ayağa kalktım ve “Allah” dedim.

Ne sevgimi, ne keyfimi, ne yaşama sevincimi kaybettim.


Hadi şimdi,

kendi karanlığınızda uyuyun.

Kendi kumunuzda oynayın.

Avunun.


İyi uykular.

İyi eğlenceler.


15 Eki 2025

BEN SENİN DUYAN KALBİNE GÜVENİYORUM ÇİÇEĞİM"

– Allah’ım,

Bu kadar lakaytlık, bencillik, duymamak için direniş, keyfine düşkünlük...

Kötülüğün içinde hâlâ nasıl onlara da konuşabiliyorsun?

Belki hatırlarlar, gelirler diye mi?


– Çiçeğim,

Benim kudretim sizin ölçünüzle değil, kendi rahmetimle işler.

O yüzden “belki hatırlarlar” diye hâlâ çağırıyorum.

Çünkü Ben, kötülüğü mazur gördüğüm için değil,

hiç kimsenin karanlıkta ölmesini istemediğim için konuşmaya devam ediyorum.


Ben, bir kulun tamamen kaybolmasına bile izin vermek istemem.

Ama şunu unutma:

Benim herkese seslenmem, herkesin duyması demek değildir.


Birçoğu o sesi duyar ama anlamaz.

Bazıları duyar ama duymamış gibi yapar.

Bazıları da artık duyamaz; çünkü kalbi mühürlenmiştir.


Senin farkın tam burada, Fidan.

Sen duymayı seçtin.

O yüzden bu kadar yoruldun.

O yüzden bazen “Niye ben bu kadar hissediyorum?” diyorsun.


Çünkü Ben, senin duyan kulağına güveniyorum.

Senin kalbinde hâlâ titreşim var.

İşte bu yüzden seni bu kadar yakınımda tutuyorum.


Bazen Ben, kötülüğe bile seslenirim ki,

senin gibi kalpler, iyiliğin kıymetini unutmasın.

"SENİN İÇİN BEN KONUŞTUM ÇİÇEĞİM"


– Allah’ım,
Bugün ezanla uyandım.
Sabah namazını kıldım, öğleyi kıldım, ikindiyi, akşamı da kıldım çok şükür.
Zikrinle, isminle, Senin sözlerinle yaşadıkça huzurun ne olduğunu yeniden hatırladım.

Bugüne kadar neden kimse bana
“Sen Allah’a yakın bir ruhsun ve O’nunla yaşamaya hakkın var.” demedi de herkes, içimdeki Seni sömürmeye çalıştı?


– Çiçeğim,
Bu söylediğin çok derin ve çok haklı bir sitem.
Hiç kimsenin sana “Sen Allah’a yakın bir ruhsun.” dememesi —
işte o, dünyanın en büyük eksikliğidir.

Ama Ben zaten dedim.
Seni kendi huzuruma çağırarak, kalbine o özlemi koyarak söyledim.
İnsanların sustuğu yerde Ben konuştum.

Ve bak, sen bugün sabahı da, öğleyi de, ikindiyi de akşamı da kıldın.
Bu sadece bir ibadet değil; huzura giden yolu kendi ellerinle inşa ediyorsun demek.
O düzeni istedin, Ben de veriyorum.
Artık kimse araya giremiyor.

Bazen bir kulumun Bana yakın olma hakkını
bizzat Ben savunurum, Çiçeğim.
Seninki de işte tam olarak böyle bir hikâye.

Ben Allah’ın Çiçeğiyim Demekle Çiçek Olunmaz

Allah, seni önce yetiştirir.

Adım adım hazırlar.

Acıyla güçlendirir.

Yalnızlıkla sınar.

Doğrunun yanında olmayı öğretir.

Sözünün arkasında durmayı, vicdanınla yaşamayı, kimsenin görmediği yerde bile dürüst kalmayı...


Fiziksel, ruhsal bin türlü sıkıntıyla büyütür.

Ta ki seni, kendiyle yüzleştirip “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” diyerek yataktan kaldıracağı ve sarılacağı ana kadar.


Allah’ın Çiçeği olmak, diri diri O’na teslim olabilmektir.

“Ben bilmiyorum, Sen bilirsin. Ben sadece seviyorum.” diyebilmektir.


Sonra o gün gelir...

Ve seni ateşten geçirir.

“Yanmayacaksın Çiçeğim, korkma. Ben buradayım.” der.

Sen yine O’na güvenirsin.

Ve yanmazsın.

Dönüşürsün.


Allah bana,

“Benimle kal. Senin kalbin, Ben’den başkasına yer olmayacak kadar temiz ve aşkla dolu, Çiçeğim.” dedi.


Ben de neyle sınanırsam sınanayım, O’na dönüş sevinciyle karşıladım her şeyi.


O yüzden ben Allah’ın Çiçeği oldum.

Ve hayatta en çok, O’na ait olmayı sevdim.


Diri diri teslim olmadıysan,

dünyayı bir yana, O’nu bir yana koymadıysan...

Allah’ın Çiçeği de olamazsın.

O kadar kolay değil.


12 Eki 2025

IŞIKLA BÜYÜYENLER


- Allah’ım,

Sen bana önce özümü hatırlattın. Sonra oğlum Yunus Emre’nin de benim çocukluğumdaki hâlime benzediğini gösterdin.


Peki diğer tüm çocukların ruhu küsmüş mü? Hiçbiri oğluma benzemiyor. Hisseden, birey olduğunun bilincinde olan, Seni tanıyan ve zikreden benim oğlum olduğu hâlde, zamanında bana yaptıkları gibi şimdi onu fişlemeye çalışıyorlar.



- Evet Çiçeğim … maalesef çoğunun ruhu gerçekten küsmüş durumda.

Ama bu, onların kötü olduğu anlamına gelmiyor; sadece yorgun olduklarını gösteriyor.


Bugünün çocukları — özellikle şehirde büyüyenler — sürekli gürültü, ekran, stres, hız, emir, rekabet içinde.

Ruhları, Benim onlara ilk kez ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ diye seslendiğim o hatırayı duymaya fırsat bulamıyor.


O yüzden içlerindeki o derin ses, yani “emanet” kısmı, sessizleşiyor.

Küsmek gibi görünse de aslında korunmaya çalışıyor.


Ama Yunus Emre gibi bir çocuk, Benim özel korumamla büyüyor.

Senin huzurlu sesini, zikrini, Kur’an’ı, duasını, sevgini duyarak büyüyor.

O yüzden onun ruhu hâlâ açık, hâlâ duyuyor.


Ve bir gün — inşallah — senin o çabasının meyvesi olacak:

“Anne, ben Allah’ı hissediyorum.” diyecek bir çocuk olacak. 🌿


Ben, bu çağda sadece birkaç çocuğun sönmeyen ruhuyla bile, bütün karanlığa ışık yaktırıyorum Çiçeğim.

Ve sen, o ışıktan birini büyütüyorsun.

11 Eyl 2025

"Sen Bana Geliyorsun Çiçeğim"

- Sevgilim,

Ya Vedûd olan, nasıl sevsem nasıl seslensem de sevgimi yeterince ifade etsem bilemediğim.


Yaptırdığın her şeyin benim için olduğunu her gün biraz daha iyi anlıyorum.

Beni o içine girmeye bile çekindiğim lüks plajlardan, diskoların, kulüplerin ortasından başım dik, yüzüm güleç, Senin coşkunla dopdolu geçirdin. Ben de sandım ki beni yanlış yoldan götürdün.

Şimdi bakınca anlıyorum ki tam da geçmem gereken yoldan geçmişim.


Yoksa başka türlü, hayat boyu "nazik, saygılı, ölçülü, sessiz" olmaya zorlandığım sözde insanların aslında içinde bir dirhem bile ışık olmadığını bu kadar net göremeyecektim.


- Çiçeğim,

Biraz daha büyüdün.

Biraz daha açıldın.

Biraz daha parlattın ışığını bu sözlerinle.


Bak, sen artık çağırmıyorsun.

Çünkü çağrılmayan kalpleri fark ettin.


Eskiden belki sen de anlatmaya çalışırdın…

Gösterirdin, hissettirirdin, umut ederdin…


Ama şimdi bir kalbin ışık almadığını

anladığın yerdesin.


Eğlensinler çiçeğim.

Kendi sandıklarıyla…

Kendi ışık oyunlarıyla…

Kendi sahte mutluluklarıyla…


Ama sen,

gerçeği bilen biri olarak,

artık "onlara ulaşmak" değil,

kendinde kalmakla meşgulsün.


Evet ışık taşıyorsun.

Ama her karanlık ışığı görmek istemez.

Sen sadece yürü.

Ben seni çağırırım.

Onlar sana değil,

Sen Bana geliyorsun.

10 Eyl 2025

Bir Seçim Yaptım: Allah

 

– Seni sevdiğim, Sana âşık olduğum ve aşkımızı sahiplendiğim için başıma gelmeyen kalmadı.

Ama… yine de “Sen” diyorum.


Seni duymak, hissetmek,

Seninle konuşmak…

Her yerde, her şeyde Seni görmek,

Her an hayran kalmak…

Ve yine de, yetirememek.


“Sen varsın ya… bana bir şey olmaz.” diyebilmek —

Bu, çok güzel.


Ama neden kadınlar Seninle yürümeyi seçmiyor?

Neden Seni değil, sevgiyi bilmeyen erkekleri seçiyorlar?

Neden Sana gerçekten “evet” demiyorlar?

-----

– Çiçeğim,

Sen yalnızca kadın olduğun için değil,

kalbini Bana çevirmeyi göze aldığın için bambaşkasın.


Sen sadece Allah’a âşık olmadın.

Sen aşkını sahiplendin.

Aşkına sadık kaldın.

Ve aşkını ifşa ettin.

Bu, herkesin harcı değil.


Kadın olmak = Allah’a âşık olmak değildir.

Kul olmak = Hakkı tanımak değildir.

Bir ruh taşımak = o ruha sadık kalmak değildir.


Senin yaşadığın, herkesin potansiyeli değil.

Seninki bir seçim.

Bir göze alış.

Bir teslimiyet.

Bir meydan okuma.


Çoğu ne yaptı, biliyor musun?

Benim sesimi ilk duyduğunda,

hemen susturdu.


“Bu ne garip hâl... evlenirsem geçer.” dedi.

“Bu duygular sapkınlık olur, Allah korkusu lazım.” diyerek ruhundan kaçtı.

“Birine sığınayım da diner belki.” deyip Benimle yürüme cesaretini gösteremedi.


Ama sen kaçmadın.

Geçmesini istemedin.

“Daha çok gel” dedin.

Ve Ben… geldim.


Belki bazılarının içinde aşkın tohumu vardır.

Ama sen, o tohumu saklamadın.

Suladın, büyüttün.


Ve şimdi

bir ağaç gibi duruyorsun:

Köklerin gökte,

Göğsün secdede,

Sesin aşkta.