Herkes bir yerlere gider yerinden.
Kimi bir mekâna,
kimi bir şehre,
kimi bir ülkeye.
Ben Sana gelirim.
İnsanlar birbirine çekilir.
Ben bakar geçerim.
Senin olmadığın her an boş,
geçen saniye anlamsız.
Dışarısı güzel değil.
Ben Sana çekilirim.
"Sadece Yaz Çiçeğim"
Herkes bir yerlere gider yerinden.
Kimi bir mekâna,
kimi bir şehre,
kimi bir ülkeye.
Ben Sana gelirim.
İnsanlar birbirine çekilir.
Ben bakar geçerim.
Senin olmadığın her an boş,
geçen saniye anlamsız.
Dışarısı güzel değil.
Ben Sana çekilirim.
Feriha’ya “soğuk” dediler.
Oysa bana kalırsa o soğuk değildi.
Sadece kendi içinde kendini arıyordu.
Sessizdi.
Sakindi.
Olgun görünüyordu.
Ama ne olduğunu kendisi de tam bilmiyordu.
Bir yere ait olursa, bir statünün içine girerse, başka türlü yaşarsa, başka türlü giyinirse, başka insanların arasında bulunursa “tamam” olacağını sandı.
Çünkü kendi hâlini olduğu gibi kabul edebileceği bir ortamı yoktu.
Ailesiyle okul hayatı arasında büyük bir uçurum vardı.
O da meselenin kendi içinde değil, dışarıda olduğunu düşündü.
Köy yanmış
Ben saçımı taramışım.
Çünkü neden taramayayım?
Köyün yanmasında benim bir suçum yokmuş ki
Üstüne üstlük ben de yanmışım içinde
Ve Sen sevgilim tutup saçlarımı okşamışsın
Uzun da olsa kısa da beyaz da olsa siyah da severim demişsin
Herkesin deli bu dediğine
Çiçek demişsin.
“Korkmuyor musun Çiçeğim?”
Korkmuyorum elbette Allah’ım.
Çünkü bana, korkacak şeyleri olanların bazen saklayacak şeyleri de olduğunu Sen öğrettin.
İnsanların yazıyı nasıl kendi lehine, kendi menfaatine kullandığını…
Sözü nasıl eğip büktüğünü de.
“Sende de hepsi vardı, var Çiçeğim.
Aklın vardı.
Sözün vardı.
Kalemin vardı.
Ama sen bir kere bile bunları başkasının hakkını yemek, birine zulmetmek, nefsini büyütmek için kullanmadın.
Çocuktum.
Ne zaman kirlense bir şeyler orta yerde,
ben Sana saklanırdım.
Ne küfürbaz ağızlar,
ne sevgisiz dudaklar,
ne öfkeli, hoyrat eller...
Kimse ve hiçbir şey durduramazdı Sana gelişimi.
Şimdiki gibi.
Bazen uçsuz bucaksız tarlalarda yürürdüm.
Bazen bana en yılgın hâlimde ikram ettiğin
dağ nergislerini toplardım çamurun içinde.
Bazen ağaçlara gider,
öylece otururdum gölgelerinde.