Allah'ım...
Sana şükürler olsun.
Bunca yıl kalbimi insanlarda, sözlerde, ihtimallerde, korkularda ve özlemlerde gezdirirken bile beni bırakmadığın için Sana şükürler olsun.
Beni kendime değil, Sana getirdiğin için Sana şükürler olsun.
"Sadece Yaz Çiçeğim"
Allah'ım...
Sana şükürler olsun.
Bunca yıl kalbimi insanlarda, sözlerde, ihtimallerde, korkularda ve özlemlerde gezdirirken bile beni bırakmadığın için Sana şükürler olsun.
Beni kendime değil, Sana getirdiğin için Sana şükürler olsun.
En sevdiğim filmlerden biridir Jeux d'Enfants.
Yıllar önce izlediğimde de sevmiştim. Ama şimdi neden sevdiğimi daha iyi anlıyorum.
Onlar güzeldi.
Gençtiler.
Yakışıklıydılar.
Birbirlerine ulaşmalarına engel olacak hiçbir şey yoktu.
Ama mesele beden değildi.
Mesele şuydu:
"Tamamen benim misin?"
"Gelirsen kalacak mısın?"
"Bir gün vazgeçer misin?"
"Ben sana kendimi verirsem sen de bana kendini verecek misin?"
Sen aştın
Aşılmaz sandığım duvarlarımı
Sen indirdin birer birer
Yalnızlıkla örülmüş tuğlalarımı
Sen beni anladın.
İçimin en mahrem yerine kadar
Kim kalırdı Sen'den başka o karanlığın ortasında,
sorgusuzca yanımda...
Kim usulca yatırır, sen dinlen
Ben buradayım derdi...
Ve gerçekten olurdu...
Kim kucaklardı eksik kusur bakmadan,
tam ve bütün sevgiyle
Sen'den başka kim
Bir an bile incitmeden, kırmadan bile bir hisle
Koşulsuz sarılırdı...
Ve artık kalkacak duruma geldin, Çiçeğim...
Şimdi kalkıyoruz deyip
usulca kaldırırdı...
Ben Seninle yürürken
Düşerim diye korkmadım
Saat kaç diye bakmadım
Karanlığı yırttım ellerimle
Bir mezarlığın orta yerinde
Şimdi sadece duruyoruz Çiçeğim,
dediğinde...
Kendimi tamamen Sana bıraktım.