Bana zikir de yetmiyor artık dua da hasret de yetmiyor
Hasretin de az evet güzelliğine göre
Sen rakibi olmayan
Zikir dinlemek değil zikretmek istiyorum sadece
Hem de dilimle değil kalbimle.
"Sadece Yaz Çiçeğim"
Bana zikir de yetmiyor artık dua da hasret de yetmiyor
Hasretin de az evet güzelliğine göre
Sen rakibi olmayan
Zikir dinlemek değil zikretmek istiyorum sadece
Hem de dilimle değil kalbimle.
Hayatım boyunca çok kitap okudum.
Hatta düşününce, hep okudum.
Üniversite okudum. Edebiyat okudum. İnsanları, hayatı, dünyayı anlamaya çalıştım.
Ama bugün geriye dönüp baktığımda fark ediyorum:
Ben hiçbir zaman kitaplara güvenmemişim.
Üniversiteye güvenmemişim.
Mesleğe güvenmemişim.
Güzelliğime, gençliğime, aklıma, bildiklerime güvenerek bir hayat kovalamamışım.
Hepsinin bir gün yetmeyeceğini mi biliyordum, bilmiyorum.
Ama içten içe hep başka bir yere güvenmişim.
Allah'a.
İblis Allah’ı bilmiyor değildi. Allah’ın varlığından şüphesi yoktu. Kendisini Allah’ın yarattığını biliyordu. Emri kimin verdiğini de biliyordu. Allah’ın doğrudan hitabına muhatap olmuştu.
Üstelik kendi sözüyle bunu açıkça ifade etti:
“Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”
Yaratanın Allah olduğunu biliyordu. Fakat aynı cümlenin içinden kibir çıktı:
“Ben ondan daha hayırlıyım.”
Mesele tam burada başlıyor.
İnsan ömrünün büyük kısmını bir yerlere varmaya çalışarak geçiriyor. Oku. Bitir. Çalış. Kazan. Yüksel. Evlen. Ev al. Araba al. Gez. Gör. Tanın. Başar. Daha iyisini yap. Daha fazlasını kazan. Daha güzel görün. Daha sosyal ol. Daha çok insan tanı. Daha çok deneyim yaşa. Daha çok şey anlat. Daha çok şey göster.
Hep bir sonraki basamak. Bir basamağa çıkıldığında kimse “Tamam, sana yetiyorsa burada durabilirsin” demiyor. Hemen yenisi gösteriliyor.
Üniversiteyi bitirdin. Güzel. Peki kariyer? Kariyer yaptın. Peki yükselmek? Para kazandın. Peki daha fazlası? Evin var. Daha büyüğü? Araban var. Daha yenisi? Bir şey yazdın. Kaç kişi okudu? İnsanlar okudu. Kitap olacak mı? Kitap oldu. Kaç sattı?