Hayat boyu, daha küçücük bir çocukken bile yediğimi içtiğimi saymaya kalkanların karşısında;
ben iç huzuruyla yiyip içtim.
Bir lokmayla, bir tabakla kalbimi kıran tek bir söz duyduğumda,
o yemeği sofraya geri bırakıp başka odaya geçtim.
Yani içeriye.
Çünkü doğup büyüdüğüm yer;
yemek için, para için insanların birbirini ezdiği, kırdığı, saldırdığı bir ortamdı.
Otuz sekiz yıl boyunca böyle yaşadım:
sakinlikle, keyifle, şükürle yedim içtim.




