9 Tem 2026

TEK ÇIKIŞ FERİBOT DEĞİLDİ : ZİNDAN ADASI

Dün çok övülen bir film izledim. 

Sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri deniliyor.

Yönetmenlik dehası, muhteşem kurgu, şaşırtıcı final... Film bittiğinde ise bende yine aynı his kaldı:

Eksik.

Film boyunca herkes tek bir adamın zihninin etrafında dönüyor.

Doktorlar, görevliler, hastalar... Koca ada, neredeyse tek bir insanın hakikati fark etmesi üzerine kurulmuş gibi ilerliyor. Büyük acılar, suçluluk, kayıplar ve insan zihninin karmaşası anlatılıyor.

HAKİKATİ ÖRTEN SÜS

Bugün Hicr Suresi'nin 39. ayetinin Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tefsirindeki açıklamasını okuyunca içimden şunu dedim:

"Aman Allah'ım... Günümüzde tam da olan bu."

Beden...

Beden...

Beden...

Herkes bedeniyle övülüyor ya da bedeniyle yeriliyor. Daha güzel görünmek, daha genç görünmek, daha zayıf görünmek, daha dikkat çekici görünmek... İnsan sanki ruhuyla değil, sadece bedeniyle varmış gibi bir hayat kuruluyor.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın şu yorumu beni özellikle durdurdu:

"...yaratıldıkları maddeyi bahane ederek, o kuru çamuru, o kokar balçığı onlar için süsleyip, onu insanlığın asıl yücelme merkezi olan ruhtan daha hoş, daha süslü ve daha değerli göstereceğim..."

Ne kadar çarpıcı...

7 Tem 2026

BEN SANA

Herkes birbirine aşk şiirleri yazıyor.

Ben de yazmışım...

Ama kime, bilmeden.


Şimdi Sana.

Hep Sana.

Tek Sana.

KÜÇÜK KULUN, DEV AŞIĞIN

 Neden Seninle olana yalnız diyorlar

Bilmiyorum.

Neden anlamıyorlar var olmanın bir başına

Yeterli olduğunu.

Bazılarının fazlasında gözü

Olmadığını

Kimsenin rızkına elini uzatmadığını

Kimsenin hakkını yemediğini

Kimsenin kalbini bilerek kırmadığını bile.


Neden Seni sevene deli diyorlar?

İsmini haykırana asi, suçlu, kusurlu?

Bilmiyorum.

Ama Seni sevmekten vazgeçemiyorum

Sana hayran olmaktan kendimi alamıyorum

Seni düşünmeden bir an bile yapamıyorum

Neden anlamıyorlar ki ben Seni seçtim?

Bilerek seçtim

İsteyerek seçtim

Beşikten mezara seçtim.

6 Tem 2026

ÇİÇEĞİN DE SAHİBİ SEN

Sen buradasın

Ben neredeysem orada.

Şah damarımdan daha yakın…


Bırak birilerine anlatmayı;

kendim bile fark etmediğim yaralarımı

öperek iyileştiren…


Sen buradasın.


Bana güzelliğini öylesine yakînen,

öylesine derinden,

öylesine “senle ben” hissettiren…

gösteren,

seyrettiren…