Benim inadım Sana Allah
Senin için.
Kalbim Sana,
Senin için.
Sabrım Sana,
Senin için.
Sükûtum Sana,
Senin için.
Onurum, gururum, haysiyetim ve doğruluğum Sana.
Aşkım Sana Allah.
İnancım değil, itimadım Sana.
"Sadece Yaz Çiçeğim"
Benim inadım Sana Allah
Senin için.
Kalbim Sana,
Senin için.
Sabrım Sana,
Senin için.
Sükûtum Sana,
Senin için.
Onurum, gururum, haysiyetim ve doğruluğum Sana.
Aşkım Sana Allah.
İnancım değil, itimadım Sana.
Bende deliye benzer bir hâl varsa,
O da Sanadır.
İnsan Seni böylesine derinden hisseder de,
İçinden içinden yaşar da,
Öyle sevilir,
Öyle taşınır,
Öyle güç bulur,
Öyle şefkat görür de
Biraz deli olmaz mı?
Ben dünyadan çekilmedim
Ben Sana geldim.
Seninle kalmak istedim
Çünkü tattım bir defa koynundaki sıcaklığı
Her şeyimle teslim olup yürümenin rahatlığını
Beni benden daha iyi nasıl bilebilirsin
Beni yalnızca kendi içimden nasıl böyle koruyabilirsin
Beni o ben bittim, artık burdan çıkamam dediğim yerlerden nasıl öyle gülerek çıkarabilirsin
Bir dönem bana baktılar ve şunu gördüler:
"Eve kapanmış." "Kendi hâlinde." "Hayattan kopmuş." Belki bazıları daha da ileri gidip bir şey bilmediğimi, dünyadan habersiz yaşadığımı düşündü. Oysa yanıldıkları şey evde olmak değildi; insana yapışık yaşamamaktı.
Çünkü fark ettim ki aslında herkes eve kapalı yaşıyor.
Herkes evinde oturuyor, yiyor, içiyor, dinleniyor ve kendi hayatını yaşıyor.
Aradaki fark şu: Bazıları bunu sürekli birbirleriyle konuşarak yapıyor. Saatlerce telefonda, saatlerce mesajlaşarak, saatlerce birilerini anlatarak... Kimin ne yaptığını, ne dediğini, ne giydiğini, ne düşündüğünü konuşuyor. Çoğu zaman da bu sohbetler dedikoduya, gıybete ve şikâyete dönüşüyor.
Ben yapamıyorum.
Yapmak istemiyorum.
- Öldüm mü ben?
- Hayır Çiçeğim. Açtın...
Ben biliyorum
Öldüm mü ben diye sağa sola bakındığım gecelerimi
Ben biliyorum
Her şey tepetaklak olmuş gibi gelirken
Ben vazgeçmişken
Sana gelsem Sende dinlensem bıraksam diye düşünürken
Üryan bir hâlde olduğum yere çöküp kalmışken
Kalk Çiçeğim karnını doyur, ölmedin hayattasın
Ben buradayım diyeni...