31 Tem 2026

SEN VAR YA...

Sen var ya

Bir başka seviyorsun.

Nasıl da mahrem

Özenli

Eksiksiz

Benden hiçbir şey beklemeden

Saf sevgi

Saf sabır

Saf kudret

Saf ihtişam

Ve saf sadelik...


Sen var ya

Kendini dünyama güneş gibi doğurdun

Aşkını kalbime ateş gibi düşürdün

Zaten hiç gitmemiştim Çiçeğim, dedin

"Hep koruyordum."

27 Tem 2026

O'NA ÇİÇEK OLDUĞUM

Canım benim...

Canımı bağışlayanım

Sonra onu dünya pazarında susuz sevgisiz bırakmayıp

Sevgisiyle sulayan, yakınlığıyla büyüten

Eşsizliğiyle âşık edenim.


Canım benim...

İsmi aklıma gelince tebessüm ettiğim

Şefkati beni sarınca içimi bir hoş edenim

Rabbim evet

Ama hem sevgilim

Vedûd evet

Hem biriciğim

Varlığımı kucaklayan

Ruhumu yakıp kavuran

Hem kavuşmayı beklediğim

Hem hep O'nda olduğum

25 Tem 2026

SENİNLE BAŞ BAŞA KALDIĞIM ZAMAN

Seninle baş başa kaldığım zaman

Kim olduğumu hatırlarım

Nereye ait olduğumu bilirim

Eve dönerim sanki

Uzun bir yolculuğun ardından.


Seninle baş başa kaldığım zaman

Soyunurum dünyayı üzerimden

Bir ben kalırım bir de Sen

Ve Sen öylesine yetersin öylesine mükemmelsin ki

Bazen ben bile kalmam.

20 Tem 2026

ALLAH LAFZI ÜZERİNE

Allah.


Önce bunun yalnızca O'na duyduğum sevgiden kaynaklandığını düşündüm.


Sonra fark ettim ki yüzyıllardır dil ve belâgat âlimleri de bu ismin sesi, telaffuzu ve başka hiçbir özel ismin tam karşılığı olmayışı üzerinde durmuşlar.


Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu biri olarak kelimelere yalnızca anlamlarıyla değil; sesleriyle, ritimleriyle ve estetik yapılarıyla da bakıyorum.


Bu yüzden uzun zamandır "Allah" lafzı üzerinde düşünüyorum.


Lâm seslerinin peş peşe akışı...

Nefesle tamamlanan "hâ" sesi...

Kelimenin başından sonuna kadar kurduğu ses örgüsü...

ALLAH EBEDÎ

Birinin bir şeyi olmak şart ise dünyada,

ben sade ve sadece Allah'ın Çiçeği olmak ve öyle kalmak isterim.


O bildi.


Fidan, bağımlı olmak istemez hiçbir şeye ve hiç kimseye.


Fidan, yarışmaz.


Yarıştırıldığında kazanır; ama bir kere bile "Ben yaptım." demez.

Çünkü içinde kıyasın, rekabetin ve üstünlük kurma arzusunun zaafı yoktur.


Fidan, susar.

Konuşmayı bilmediğinden değil.

Bir insana bir şey bir kere söylenmeli; onu duyup duymamak, anlayıp anlamamak artık o insanın sorumluluğudur, diye düşünür.