Bir ömür yazmışım.
Kim yazdırmış beni? Neden yazmışım? Bilmiyorum.
Daha küçücük bir çocukken köye gelen tek raf kitabı “kütüphane” diye koyduklarında, “gitme” dedikleri hâlde bütün köyü baştan başa yürümüşüm.
Nerede, kimde kitap varsa kalbim oraya akmış. Okumuşum değil; içmişim kitapları.
Ama hayranlıkla değil.
“Bu değil. Bu değil. Bu da değil. Bunlar değil.” diye yana yakıla arayarak.
Okudukça yazmışım.
Çünkü konuşulanlar bambaşkaymış ve hiçbir zaman ilgimi çekmemiş.
Kim kime ne dedi, kim ne yaptı, kim ne aldı, ne giydi, ne yedi… Kimin çocuğu, kimin ailesi, kimin bilmem nesi…