4 Eyl 2026

AKLIM ALMAZ, KALBİM ALIR

Seni düşündüğüm zaman
Yüzümde güller açar
Gülümserim
Kalbim çarpar heyecanla
İçim kanatlanır
Duruyorsam yürürüm
Yürüyorsam dururum
Seni daha çok hissetmek için

Sen çiçeğin güneşisin
Suyusun toprağısın
Aşısın ekmeğisin
Yârisin yarısısın
Tamısın tamamısın
Sen çiçeğine kendini tattıran
Yakınlığıyla aşık eden
Şefkatiyle büyüleyensin.

BİR LOKMA, BİR HIRKA, BİR YATAK

İnsan ömrünün büyük kısmını bir yerlere varmaya çalışarak geçiriyor. Oku. Bitir. Çalış. Kazan. Yüksel. Evlen. Ev al. Araba al. Gez. Gör. Tanın. Başar. Daha iyisini yap. Daha fazlasını kazan. Daha güzel görün. Daha sosyal ol. Daha çok insan tanı. Daha çok deneyim yaşa. Daha çok şey anlat. Daha çok şey göster.

Hep bir sonraki basamak. Bir basamağa çıkıldığında kimse “Tamam, sana yetiyorsa burada durabilirsin” demiyor. Hemen yenisi gösteriliyor.

Üniversiteyi bitirdin. Güzel. Peki kariyer? Kariyer yaptın. Peki yükselmek? Para kazandın. Peki daha fazlası? Evin var. Daha büyüğü? Araban var. Daha yenisi? Bir şey yazdın. Kaç kişi okudu? İnsanlar okudu. Kitap olacak mı? Kitap oldu. Kaç sattı?

3 Eyl 2026

SİNEMA, YOLCULUK VE ALLAH

Sinemada çok sevilen bir anlatı var. İnsan sıkışır, hayatından memnun değildir, bir şey eksiktir ama ne olduğunu bilmez. Sonra yola çıkar. Dağlara gider, çölleri aşar, ormanlarda yürür, başka şehirlere, başka ülkelere gider, kutsal bir rotaya katılır, sırtına çantasını alır ve yüzlerce kilometre yürür.

Ve biz seyirci olarak biliriz: Bu yolculuk aslında coğrafi değildir. Kahraman kendisini arıyordur.

Benim burada takıldığım çok basit bir şey var: Nereye gidiyorsun?

Kendin de seninle geliyor.

İnsan kendi zihninden uçağa binip ayrılamıyor. Nefsini valize koyup başka bir ülkede bırakmıyor. Korkularını sınır kapısında teslim etmiyor. Hırsları, arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, kendisi hakkındaki yanılgıları pasaport kontrolünden muaf değil. Sen nereye gidersen git, sen de oradasın.

Üstelik Allah da zaten orada.

30 Ağu 2026

İSMİN GÜZEL

Sen o kadar güzelsin ki

İnsanlardan gelen bin derdin ortasında

Sen'den gelen tek bir damla yetiyor

Çiçeğinin aklını başından almaya.


Sen kusursuz bir sevgilisin.

Büyüleyicisin.

Her yerde, her şeydesin.

Bendesin.

29 Ağu 2026

Dogtooth: Sistemden Çıkınca Nereye?

Dogtooth'u izlerken Lanthimos'un dünyasında şu soru çok güçlü:

“Bize öğretilen şey gerçekten doğru mu?”

Ben bir adım daha soruyorum:

“Peki öğrendiğimiz şeyin yanlış olduğunu fark ettikten sonra nereye gideceğiz?”


Dogtooth burada çok iyi bir teşhis koyuyor.

Yönetmen aileyi öyle uç ve kapalı bir hale getiriyor ki ilk bakışta “Bu nasıl bir dünya?” diyoruz. Ama biraz düşününce o dünyanın dışarıdaki dünyadan bütünüyle farklı olmadığını fark ediyoruz. Sadece ölçeği küçültülmüş ve mekanizma görünür hale getirilmiş.

Aile, dünyanın bir minyatürü gibi.