İnsan bir süre hayatın içinde savrulduktan sonra durup şu soruyu sormaya başlıyor:
Asıl önemli olan ne?
Çünkü bir süre sonra etrafına bakınca tuhaf bir şey fark ediyorsun. İnsanlar sürekli bir şeylerin peşinde koşuyor. Daha iyi görünmek, daha çok kazanmak, daha çok beğenilmek, daha çok konuşulmak… Bitmeyen bir yarışın içindeyiz sanki.
Ama ilginç olan şu: Bu yarışın kazananı yok.
Bir hedefe ulaşılıyor, ardından hemen yeni bir hedef çıkıyor. Bir sorun çözülüyor, ardından başka bir sorun büyütülüyor. Küçük şeyler koca meseleler haline geliyor. İnsanlar birbirine sözler söylüyor, kalpler kırılıyor, sonra günlerce, aylarca o sözlerin içinde debeleniliyor.
Ve bir noktada insan şunu fark ediyor:
Hayatın büyük kısmı aslında önemsiz şeylere verilen aşırı tepkilerden oluşuyor.