birilerine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birilerine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ara 2016

UÇURTMA



Sonuncu yalnızlığını yaşamaya, beklenmedik bir akşam karanlığında, elinde bir demet kırmızı gül olmayarak -çünkü neden olsun ki- kuru bir merhabayla; ama gelmiş geçmiş en şaibeli gülüşle, tercih edilmiş bir ivedilikle, hani şimdi yalan olmasın fazlasıyla diken üstünde geldin

mi geldin.


YIKIyordum ben. Takdir edersin ki çok mühimdi kirlilerimi görmemen. Biraz şurdan biraz burdan biraz benden biraz daha benden, derken yakanda bir hayli şekilli, bir hayli cezbedici, kırmızı bir hayli, bir dudak izi gördüm mü gördüm. Yani bir milyon çeşidi varken gelmenin en zamansız en uygunsuz en ifrit olanıyla teşrif ettin, hem de beklemiyordum, bekleyebilemezdim çünkü dedim ya yıkıyordum ve durmadan altında kalıyordum. Kazıyordum kazıyordum bana ulaşamıyordum.


İçinden kilitli bir pencereyi dikiş yerinden açmaya çalışıyordum. Sorsaydın söyleyecektim kafamda cümleler hazırlıyordum. Anlarsın ya benim kalbim senin kalbin, senin derdin benim derdim, benim derdim benim derdim senin olsa senin derdim.

6 Tem 2016

SANA BAKMAK...


Sana rüzgarda bir yaprağın savruluşuna bakar gibi baktım. Fırtınanın dinmeyişine, ateşin sönmeyişine, acının geçmeyişine bakar gibi baktım.
Sana denizde bir kayığın direnişine bakar gibi baktım. Umutları paraladım. Düşleri oyaladım. Bekleyişleri astım.
Sana baktım, annemin yılgın ağzından dökülen ninninin ağusuna bakar gibi baktım hem. Hiç benim olmayacak oluşuna baktım. İçimde körkütük hüküm sürerken elimde olmayışına baktım. Bir sessizliğin aynı anda ne çok şey söyleyebildiğine şaşırarak baktım. 
Sana... Sana bir tomurcuğun yemyeşil patlamak arzusuna bakar gibi baktım. Bir yabancıya, bir çok uzaktakine bakar gibi baktım. Gitmesinden bıkılmış bir yolcuya bakar gibi baktım. Durdum, baktım. Baktım, bir daha baktım.

12 Mar 2016

AYKIRI





Çünkü, içimden bile selamsız geçiyorsun. Aklıma gelişlerin alelacele. Rüyada emanetsin, düşte isimsiz. Yüzün kaldırımda ölü yatan bir kadının çığlığı. Gözlerin gözlerimde unutulmuş bir bakış. Çünkü, bütün yollarda ayak izlerin var sanıyorum ve dokunuyor yürümek tek başına anlıyor musun...

Çünkü, beni biliyorum beni. Filmin en güzel yerinde sönmesini ışığın, yarım kalan öpüşlerin kekremsi tadını, ıslaklığı derinden vuran gözyaşı kırılganlığını, hiçbir zaman kurulamayacak cümlelerin gizli öznelerini biliyorum. Çünkü, damdan düşer gibi düşüşümü biliyorum yaşamın tam ortasına. Ellerim iflah olmaz yabaniler, hislerim vahadan beter. Çünkü, ben galiba ölmüşüm bir zaman bir yerlerde. Beni bulan olmamış. Çürümüşüm içten içe ve sarılmışım sımsıkı dünyanın eteğine, sallanıyorum.

7 Mar 2016

SANKİ HİÇBİR ŞEY



Seninle neyiz biliyorum…

Seninle iki çarpı işaretiyiz, hiddetli.  Seninle, ayrı cephelerde aynı düşmanla çarpışan savaşçılarız. Uykusuz geçen geceler ve sabahlara kadar içilen kahveyiz seninle. Sonuna nokta koyulmayan cümleleriz. Hep başlayan hiç bitmeyen sessizlikleriz. Kimsesiz kalmış çocuklardan halliceyiz seninle. Çiçeksiz vazolar, sarmaşıksız pencereler, sahipsiz besteleriz. Terk edilmiş bebekleriz seninle. Seninle neyiz biliyorum… İki paralel çizgiyiz. İki tren rayıyız. Sınırları kırmızıyla çizilmiş iki komşu ülkeyiz. Dili başka. Rengi başka. İklimi başka… Seninle nafile kıvrılıp giden iki soru işaretiyiz. Suyuz, yönsüz. Yönü belli olsa rüzgardan yana fakir. Rüzgara doysa mavisi eksik. Tut ki mavisi tamam seyredeni yok...

22 Şub 2016

ÇİVİ




Ben zamanın sende durmasını istiyorum. Mesela küsmesini akreple yelkovanın birbirine. Dalından savrulan yaprağın düşmemesini yere. En son baktığım yerde bulmayı yüzünü. Sesinin haritasını çizebilmeyi, kahkahanı ezberlemeyi, yokluğunu silmeyi...

Ben zamanın sende durmasını istiyorum.

Bahara geç kalmış çiçeğin derdindeyim, olsun. Issız bir merhabanın kalabalık anlamlarında yitiğim, olsun. Enlem ve boylamlarıyla hatırımda her noktası bu yolların geçtiğin... Olsun.

Daha demin buradaydı sevinçlerin eteğinde, yağmaya paralanan gökyüzü ahım. Hangi geceyi kucaklasam sabahındasın. Hangi sabaha meyil versem siyahsın. Bir adın var elimde avucumda bir herkesliğin bir kimsin... Bir ben kimim, biz kiminiz, kim bizim.

8 Şub 2016

NİYE HALA SENDEYİM?




Saçları geçmişe dolanan ıslak bir kadın hüznüdür yaşamak. Uzadıkça uzayan hikayesini dinlemek istemezsin. Caddeye ancak yaprak döner kokusunu takip ederek varabilen, adı herhangi bir şey olan herhangi bir kirli çocuk sevinci. Kim ne zaman kursağına dizecek sen bile bilemezsin. Ve birkaç dudakta birden unutulduğu içindir o ıslığın her seferinde sönmesi. En aydınlık başlayan, en siyahi biten bütün sabahlar gibi. Yetişkin bir acının koynunda çocuk bir kalple sancılanmak farz et ki. Niye en olmadık zamanlarda olmayacak yerlerde düşüyorsun aklıma? Niye mütebessim bir hüzün sarılıyor seninle gırtlağıma?  Niye hala sendeyim...

Dünyadaki en kolay şey insanı sevmektir derler. Bunun neresi kolay? Alnında ömürler çürüten, çizgilerine sitemli ihtiyar eskisi kum saati bekleyişleri. Çok okyanus benzeri çıtkırıldım bir yaralanmak altı üstü. Bilmez olur muyum usul usul sis kapladığını her hücreni? Yalnızlığı iyi ezberlenmemiş, iyi oynanmamış bir okul piyesinde hep ceviz ağacı olmak kadar sert. Yalnızlığı baki olsun diye gözlerine kar yağdırdıkları bir düş farz et.

15 Oca 2015

'BU KENTİ SEVDİM DEDİM, BENİM OLSUN DEMEDİM Kİ'


Tan atmıyor. Güneş uyanmıyor senin coğrafyanda, dünya devinmiyor. Gün başlamıyor şafakla sana. Yürek iştahlanmıyor. Kuvvetlenmiyor acıda kavrulmuş ruh. Hiçbir şey yeşermiyor. Hiçbir şey ağarmıyor. Hiçbir şey büyümüyor.

Hep seni düşünüyorum ben. İstiyorum ki direnen bütün acıların kırılsın. İstiyorum ki gölgeler dağılsın etrafından. Ay bağlasın gökyüzün. Cümle caysın dağların kan sevdasından. Eşkiyadan hesap sormasın belalı yamaçların.

Bilmem sanırsın.

Bilirim. Yağmalayan yağmurların, sönmeyen ateşlerin var senin.  Korkusu uyutulmuş yalnız bir çocuk bekleyişin. Kabusların var. Bilmem sanırsın. Senin kendinden bile gizlediğin özlemlerin var. Yaraların var. Sancıların var. Uykuların var yarım. Bilirim. Yüreğin doktorsuz bir köy, okulsuz, yolsuz. Yüreğin kanı yerde bırakılmış kimsesiz bir can. Meçhulü fail cinneti baki bir intikam yemini, artsız arkasız. Sende şafakla başlayan yeni gün değil, yeni yalnızlık. Yeni sükut. Zulüm.

23 Ara 2014

EN SEVDİĞİM KEDERİM...

Bir düş olsan kurarım seni, ne kadar vururlarsa vursunlar hiç kanamayacak, yıkılmayacak bir düş gibi kurarım. Seni çiçek olsan yeşertirim, kuş olsan yaşatırım. İçinden nehirler geçiririm yalnız bir kent olsan. Boş bir duvar olsan sana şahlanan atlar çizerim. Su olsan dokunurum, özgürlüğün sarhoşlatan kokusuyla darmadağılırsın. Uyku olsan kanarım sana. Ateş olsan yanarım. Yalan olsan ölesiye inanırım. İlmek olsan geçiririm boynuma seni. Sımsıkı. Toprak olsan yıkanırım sıcaklığınla. Bir çocuk olsan sarılırım doyasıya, bir ışık olsan kör ederim kendimi baka baka. Sen güz olsan soluksuz yaşarım, üşürüm, avunmam hiçbir şeyle. Ayazın da beyazın da hepsi başım üstüne.

Geceler sakız gibi uzar da sana uyku olur mu hüznü bitmeyenim. Cankurtaran bir umut rastlar mı sana hiç keder içinde boğulanda. Yorgunum benim... Bahtı tersten yazılanım. Talihi ah ettirenim. Yaslı bahçem çiçeksizim...

Değil yaşatacak, yaşayacak mecalin yok biliyorum. Sen yenik başlamışsın. Sen en başından tutulmuşsun her yanından. Bütün köşe başların, bütün önemli noktaların tutulmuş, acılarca ve yasaklarca. Sen yıldız olsan sana bakar yine seni dilerim. Azrail olsan diz çökerim önünde, sunarım yüreğimi gümüşten bir tepside. Sen güllere karışsan ben dikenliğini severim yine. Soğuğunu, öldüren yalnızlığını, uzaklığını böyle. Yok yaşamaktan başka bir çaren. Unutturdukları seni arama, bulmayacaksın. Hep deneyecek hep yenilecek hep üşüyeceksin en sevdiğim. Vazgeçemediğim, geçmek istemediğim hep yenileceksin. Senden aldıklarını sana geri vermeyecekler. 

19 Ara 2014

AŞKIN KELİME OYUNLARI


Bütün mazmunları kullanmış bu şairler. Bana seni benzetecek bir şey kalmamış. Ne bir nazım ne bir nesir, ne sadece söz. Bir yerde susup kalıyorum, bildiklerim kotarmaya yetmiyor. Kelimeler eğleniyor benimle. Cümlelerin oyununa boyun eğiyorum, sonrası kıyamet.

Redif var uyak yok gibiyim ne zamandır. Eklerime köklerime ayrılmam gerek. Sana bir zengin kafiye sunmak isterdim elbet, neyleyim ki yok. Bir yarım kafiye bile etmez benim yüreğim. Dedim ya, bir yerde susup kalıyorum, kelimeler kotarmaya yetmiyor.

Bu şairler bütün söz oyunlarını yapmış, bana seni söyleyecek sanat kalmamış. Bir yerde susup kalmam ondan. Varsın aruz, varsın hece, varsın alabildiğine serbest... Bir şiir söyle yeter ki. Bir şiir, kimin yazdığı önemli değil.

Meydan okuyorum, baş kaldırıyorum, koçaklama yaşıyorum niceden beri. Sen güzelleme. İki ayrı yatağında iki ayrı divane nehir. Akma diyemem ki sana. Bekle diyemem ki. Akmazsan, beklersen ağıt. Akarsan, beklemezsen taşlama. 

12 Ara 2014

KUŞ UYKUSU


Aşka gelsen.

Olan olmuş geçen geçmiş deyip süzülsen usul usul. Kapı aralık. Parmak uçlarında gelsen de olur. Küçük bir dokunuşla ışığı getirsen yanında. Eşikten içeri girsen. Bağışlansam attığın o ilk adımda.

Başka gelsen.

Rüyalar pek kalmıyor. Hayaller tat vermiyor. Beklemenin sonu yok. İçinde kül ateşler, ardında kor bakışlar, inkarına imkan olmayan bir gelişle. Sesi soluğu kesildi gururun. İnadın miadı doldu. Sokakta yağmur sek sek oynamakta. Balkonlar kirli çarşaflarla bezeli. Herkesin perdesi örtülü bir benimki ışık. Herkesin gönlü usandı bir benimki yine aşık…

Keşke gelsen.

Akan her şey dolu dizgin göçerdi. Duran herkes usanmaktan yoruldu. Umuda veda vakti, her yerde amansız bir kış uykusu. Ben işitirim. Serçe adımlarla gelsen de olur. Güvercin atışlarla yüreğinde. Her an dönüp geri gidecekmişsin gibi. Olur.

Benimki kuş uykusu…

4 Ara 2014

BİRKAÇ YÜZYILDIR YOLCU


Islanmışsın.

Buraya gelene kadar kaç yağmur istila etti seni kim bilir. Kim bilir kaç kez geri dönmek istedin. Şimdilik, kuru bir hoş geldin ile garipseniyorum karşında. Ne denir ki? Hoş geldin.

Gelirken insanları kararmamış bir ülkeye rastladın mı mesela? Mesela, uykusunda bağırmayan kadınlar ilişti mi gözüne? Hayvanlarına zulmedilmemiş, insanları buza kesmemiş, dört mevsim yedi iklim kardeşçe yaşayan mavi bir ülke?

Daha güzel günlere inanan bir ses şarkı söyledi mi sana? Ölmekten korktuğun zamanlar olmuştur mutlaka… Ne yaptın? Ceplerini yoklamalısın belki de, neler kaybettiğine bir bakmalısın. Bana sorarsan içindeki çocuğu yoklamalısın. Artık insanlara ne kadar inandığını filan…

4 Kas 2014

MASALLAR YÜZÜNDEN



 Ben bazen, sıkıntısı Haziran'dan başlamış bir Temmuz sıcağının orta yerinde yalnızlığın resmi geçidinden geçip aşka esas duruşta yaşlanırım. Ben bazen, bir düğün konvoyunun en gösterişsiz arabasının ön camından asfalta fırlatılan kırmızı gül kederinden ve herkesliğini bir kenara soyunup kalabalığa karışmış hiç kimseliğinden tanırım kendi gölgemi. Ben bazen sen olurum. Sen anlamazsın. Son olurum o zaman.

6 Eki 2014

ŞEY KISACASI

Giden ben değildim sevgili. Giden yürümekten yorgun düşen ayaklarımdı. Sesimdi bağırdıkça bitap düşen ve hiç işitmediğin söylediklerini. İnanmadığın kalp ağrılarımdı giden, ben gitmedim. Benim kederim, biadım, yürek sancım baki…

Ben değildim sevgili bitkin düşüp yığılan olduğu yere. Olmaz olsun deyip dönen gerisin geri bütün kat ettiklerini. Ben kendimle bile savaştım asırlarca. Vurulup düştüm bilemezsin kaç defa. Uzanıp kan revan içinde kendimliğime, bedenimden değil sükutumdan akan oluk oluk kan… bir daha ayaklandım. Giden ben değildim sevgili ben senden hiç gitmedim.

29 Eyl 2014

FARELİ KÖYÜN MASALCISI

 Sağır sultanın gözleri açıldı dün. Artık güvercin gagasında göndermeyeceğim mektuplarımı. Peri padişahının kızını dertli çobana vermediler. Çobanı çok dövdüler. Yatsı geçti, yalancının mumu sönmedi. İşte bende her şey böylesine karışık.

Fena halde umutsuz kaldığına kanaat getirdiğim genç bir adam uykuya düştü demin. Bir rüya gönderdik ona çok içimizden. Ben, kendim ve kirlilerim. Biz, hepimiz, çamur deryasında hapis arık balıklar. Pişirip yiyecekler sonunda hepimizi, ya ne olacak?

28 Eyl 2014

DÜŞ KIRIKLI ÇOCUKLAR

Alnına çalınan bir parmak kanla hayata kafa tutan çocukların hikayesinde, rastladım sana. Kumbarasında biriken tek metal parayı bir servet gibi saklayan çocukların. Daha yollara çizdiğimiz mektup oyunu çizgileri silinmemişti. En sevdiği şarkısı mini mini bir kuş diye başlayan, hani o minik kuşun bile pır pır ederek canlandığı bizimse yoz kaldığımız... Büyümekte çok acele ettiğimiz günlerde işte.

26 Eyl 2014

YASAK ELMA


 Yeşil derisinin altında bizim bilmediğimiz bir acı saklayan tabiat gibi geldiğin, son rüzgarını dallarımı kırmak için savurduğun bir haziran başlangıcında. Uykunun ortasında taş kesilip rüyayı yarım bırakmanın sitemini edercesine. Turuncu ağaçlar soykırımından bir gün önce veya bir hayli sonra. Şimdi ben sana ne söylesem, içinden eve giden bir yol geçmeyecek. Ve ne kadar istemesem de, önümüz kahır...

24 Eyl 2014

NİYE HALA SENDEYİM?

    


 Saçları geçmişe dolanan ıslak bir kadın hüznüdür yaşamak. Uzadıkça uzayan hikayesini dinlemek istemezsin. Caddeye ancak yaprak döner kokusunu takip ederek varabilen, adı herhangi bir şey olan herhangi bir kirli çocuk sevinci. Kim ne zaman kursağına dizecek sen bile bilemezsin. Ve birkaç dudakta birden unutulduğu içindir o ıslığın her seferinde sönmesi. En aydınlık başlayan, en siyahi biten bütün sabahlar gibi. Yetişkin bir acının koynunda çocuk bir kalple sancılanmak farz et ki. Niye en olmadık zamanlarda olmayacak yerlerde düşüyorsun aklıma? Niye mütebessim bir hüzün sarılıyor seninle gırtlağıma?  Niye hala sendeyim...