29 Oca 2026

BEN SİZİ DİNLEMEM. O NE DERSE O OLUR.

Ben Allah olsam benle bu kadar uğraşmazdım doğrusu. Zaten tövbe haşa Allah değilim. O'na aşık olmuş bir kulum. Ama, sıradan değilim. Özelim. Ve bu kibir değil. Kendini bilmek.

Eşyayı at dedi attım. Her şeyi at dedi, attım. Yürü dedi, yürüdüm. Dur dedi, durdum. Ağla içini boşalt dedi ağladım. Gül, dans et, şarkı söyle dedi yaptım.

Yat dinlen Çiçeğim dedi, yattım dinlendim. Polisi ara dedi aradım. Karakola git dedi, gittim. Bu kadınlara el uzat, onlar için ses çıkar dedi çıkardım. Sonuçlarına değinmek istemiyorum artık; çünkü yap diyen nasıl O ise, ardından koruyan, ayağa kaldıran, yine yazdıran, yine güldüren, yine hayata döndüren de O. Ve ben bunu sadece hayatımın bu döneminde değil; bir ömür yapmışım.

28 Oca 2026

Allah’la Güzel Kalan Kadın: Türkan Sultan

Günümüzde estetik yaptıran kadınlar kolayca “doğal değil” etiketiyle yargılanıyor.

Bu yargı çoğu zaman estetiğin neden yapıldığını, hatta kişinin hayatını, duruşunu ve ahlâkını görmezden gelen yüzeysel bir bakıştan ibaret.

Ama iş Türkan Şoray’a gelince bu tartışma tuhaf bir şekilde anlamını yitiriyor.

Kimse onun yüzüne, yaşına ya da estetikle ilişkisine takılmıyor.

Halk onu hâlâ seviyor, sahipleniyor, bağrına basıyor.

Peki neden?

27 Oca 2026

KHALEESİ BENDEN ESİNLENİLMİŞ (DEDİ DİYECEKSİNİZ)

Sen hala "Sadece yaz" diyorsun, ben yazamam öf öf diyorum. Sonra tutuyor, niye yazamıyorum diye ağlıyorum. Bir de okkalı bir küfür basıyorum beni yazmaktan, bloğumdan geçici de olsa koparanlara.

Yazamamak da değil aslında mevzu. Bütün hayatını kendi iç sesiyle, yani Sen'le geçirmiş biri olarak farkına vardığım şeylerin korkunçluğu.

Sen bunu nasıl yaptın?

Hakikaten nasıl yaptın?

Yalnızca ruhuyla var olmaya anT içmiş gibi cümle evrene, insana, varlığa kafa tutan küçücük bir kız çocuğunun hem bedenini hem zihnini en çok da ruhunu, tam da istediği gibi yalnızca ruhla 38 yıl nasıl yürüttün?

Azizler: Komedi Diye Sunulan Kasvet ve Allah’sız Çıkış Arayışı

Son zamanlarda izlediğim pek çok yapımda ortak bir his var:

Tür hanesinde “komedi” yazıyor ama ekranda ne kahkaha var ne de keyif; aksine izleyeni kasvetli, iç daraltan bir atmosfere hapseden bir anlatı hâkim.

Bunun en net örneklerinden biri Azizler; komedi etiketiyle sunulmasına rağmen izlerken güldürmek gibi bir derdi olmadığını açıkça hissettiriyor. Mizah burada bir amaç değil, yalnızlığı ve anlamsızlığı görünür kılan bir araç sadece.


Komedi Ama Gülmek Yok


Azizler’de kahkaha yok çünkü hikâye, insanın içini açmakla değil, içini daraltmakla ilgileniyor.

Karakterler hayata tutunamıyor, ama tutunamama hâli de bir çıkışa bağlanmıyor. Herkes bir diğerinden bir hamle, bir çözüm, bir kurtuluş bekliyor. Sürekli bir medet umma hâli var ama bu umut hep yanlış kapılara yöneliyor.

26 Oca 2026

KALBİM O'NA AİT

Bütün hayatım,

uykuda insanların ortasında tek uyanık olarak; ama hep de tek, "uyuşuk" diye aşağılanan kişi olarak geçmiş.

Ve ben yine de Allah'la kalmışım.

Onlar bana "uyuşuk" demiş.

Ben aynı şekilde cevap vermeyeyim diye susmuşum.

Onlar bana "tembel" demiş, ben bir kez bile

"hayır, siz açgözlü ve ikiyüzlüsünüz" dememişim.

Onlar bana "tuhaf" demiş, ben hiçbir zaman "hiçbir şeyle yetinemiyorsunuz" dememişim.

Hep kalbimi kırmışlar. "Olsun" demişim, "ben onları kırmak istemiyorum."

25 Oca 2026

SADECE ALLAH

Kendimi bildim bileli çevremdekilerden hep şu sözleri duydum:

"Çok iyi yazıyorsun ama paraya çevir."

"Müzikten, filmden, diziden, şarkıdan, şiirden, edebiyattan, dilekçe yazmaktan, her şeyden anlıyorsun; çok potansiyelin var ama bunlardan para kazanmıyorsun."

"Bu kadar yeteneğin varken neden para kazanıp bize de hizmet etmiyorsun?"

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *