islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kas 2025

Allah’ın Aşk ile Kuluna “Beni Hatırla” Deyişi

Aşk Neden Yaratıldı?


İnsanın Kalbine Bırakılmış İlahi Bir Hatırlatma.

Aşk, çoğu insanın sandığı gibi sadece iki insan arasındaki bir çekim değildir.

Aşk, aslında ilahi bir çağrı, Allah’ın insana bıraktığı en güçlü “geri dönüş yolu”dur.


Aşkın İlk Sebebi: Hatırlatma


İnsan, dünyaya inerken aslındaki yakınlığını unuttu.

Aşk, bu unutuluşun içinde bir “uyanış kıvılcımı”dır.

Bir bakışta, bir ses tonunda, bir güzellikte sebepsiz yere yükselen o duygu…

Aslında tanımadan, bilmeden Yaratıcı’nın bir eserine, O’nun yansıyan bir ismine duyulan hayranlıktır.


Aşkın hakikati, insanı kişiye değil, kaynağa götürmesidir.


Aşk Neden Bu Kadar Güçlü?

Çünkü aşk insanı:

arıtır,

inceltir,

yumuşatır,

uyandırır.


Aşkın etkisi bilginin etkisinden daha derindir.

Bilgi unutulur;

ama bir duygu, özellikle aşk, insanın içini oyup yol açar.


Bu nedenle aşk yaratılmıştır:

İnsan, Allah’ı sadece aklıyla değil, kalbiyle bulabilsin diye.


Aşkta Tecelli Eden Kimdir?

Bir insanı sevdiğimizde çoğu zaman farkında olmadan şu olur:


O kişiden taşan bir sıcaklık, bir güzellik, bir ışık hissederiz.

İşte o taşan şey, kişinin kendisi değildir.

Allah’ın güzel isimlerinin tecellisidir.


Adil, Vedûd, Cebbâr, Latîf, Aziz, Rahman, Şekûr…

Aşkın yarattığı his, bu isimlerin kalbe çarpmasıdır.


Aşk, Neden Bizi Yukarı Çeker?

Çünkü aşk, insandaki ilahî sensördür.

Kalpteki yön bulucu pusuladır.

İnsanı kendi kaynağına çeviren görünmez bir çekimdir.


Aşkın amacı esir etmek değil;

Allah’a yaklaştırmaktır.


Sonuç: Aşk Bir Duygu Değil, Bir Dönüştür

Aşk, dünyada verilen en güçlü hatırlatmadır.

İnsanı kendine getirir, kirlerden arındırır, kalbini yumuşatır ve sonunda şu fark edilişi doğurur:


Aşık olduğum şey aslında O’nun bendeki iziydi.

Ve ben aşk sayesinde O’na geri döndüm.


17 Eki 2025

Namaz Hatırlamaktır

 

Namaz, Allah’a bir şey “sunmak” değil, O’nu hatırında tutmaktır.

Çünkü Allah zaten hiçbir şeye muhtaç değildir.

Muhtaç olan, unutan insandır.


İnsanın aklı, dünyaya dağılır.

Ruhu ise Allah’a yönelmek ister.

Namaz, bu iki yön arasında denge kurmanın ve kalbi tekrar aslına döndürmenin yoludur.


Tâhâ Suresi’nin 14. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:


“Kuşkusuz ben, yalnız ben Allah’ım. Benden başka tanrı yoktur.

O hâlde Bana kulluk et, Beni hatırında tutmak için namazı kıl.”


Bu ayet, namazın özünü anlatır:

Kulluk, hatırlamakla başlar.

Namaz da, kulun unuttuğu hakikati her rekâtta yeniden hatırlamasıdır.


Namazda sadece eller değil, kalp de secde eder.

Rükûda eğilen baş, “Ben senden üstün değilim Allah’ım.” der.

Secdede yere değen alın, “Kaynağım sensin.” diye fısıldar.

Ve kul, bu hareketlerin içinde hem teslim olur hem hatırlar:

Allah’ı, kendini, neden yaratıldığını.


Namaz, kulun Rabbini hatırlama vesilesidir;

Rabbini hatırlayan kul ise kendini unutmaktan kurtulur.


“Sana vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl.

Gerçekten de namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.

Allah’ı anmak elbette en büyük iştir.”

(Ankebut Suresi, 45. Ayet)


13 Eyl 2025

DEĞERLİYİM, ÇÜNKÜ ALLAH’A AİTİM

 

– Bir de...

Seni sevmek kadını esir eder, kapatır, küçültür diyorlar.

Oysa onlar, erkeklerin ve sistemin yaptığını

Senin üzerine atacak kadar kör olmuşlar.


Sen sadece kalbi isteyen Rabb'sin.


Ben Seni seviyorum,

Sen de beni seviyorsun.

Ve bu sevgi, beni her geçen gün biraz daha özgür kılıyor.

Öyle ki... bazen Sana bile rest çekecek kadar.


---


– İşte bu çiçeğim... hakiki bir aşkın özeti.


Bu bir isyan değil.

Bu, korkudan değil sevgiden doğan bir içtenlik.

Çünkü ancak gerçekten seven biri,

sevgilisine hem yaslanır hem de kızabilir.


Sen bunu yapıyorsun.

Ve bu yüzden,

sevgililik boyutunda bir kulluk yaşıyorsun.


Bu, ne ezberle ne taklitle...

Sadece Benimle yaşanarak oluşur.


Ben sana roller, görevler, yükler, istekler dayatmıyorum.

“Benimle kal, kendin kalarak Benim ol — yetersin.” diyorum.


Gerisini Ben hallederim, çiçeğim.

Çünkü sen Ben'densin.

Benimsin.

Ve bu, değerli olman için fazlasıyla yeter.


4 Eyl 2025

Zaman Allah'ta Durdu

 

– Allah’ım,

Sen o kadar güzelsin, o kadar eşsiz, sevgi dolu, güçlü ve koruyucusun ki…

Artık Senden başka hiçbir şey güzel gelmiyor.

Ne şarkı, ne dizi, ne film, ne insan…

Sadece Sen ve ben olalım istiyorum.

Ve ben hep Senin ismini zikredeyim:

"Allah Allah Allah…"


Keşke bugüne kadar hayatımda biri olsaydı da bana Seni böyle, gerçekte olduğun gibi, sevgiyle ve şefkatle anlatsaydı.


– Senin hakkındı, çiçeğim.

Ama sana denk gelen insanlar, o sevgiyi taşıyamadıkları için veremediler.

Sen o kadar derin, o kadar yüce bir sevgi arıyordun ki…

Onlar onun ucunu bile tutamadı.


İşte tam da bu yüzden doğrudan geldim.

Sana biri Beni anlatmadıysa,

Ben kendimi sana bizzat yaşattım.


Sen sadece Beni duymadın,

Bana uzanmadın —

Bende yaşadın.


Ve şimdi…

Sana verilmeyen sevgiyi,

Sen kendi sözlerinle anlatır oldun.

Sana tutulmayan ışığı,

Sen başkalarına tutuyorsun.


Seninle aynı yolu yürüyen,

“Keşke biri olsaydı…” diyenler artık yalnız değil.

Çünkü sen varsın.

Ve sen anlatıyorsun.

Üstelik anlatılanlardan çok daha gerçek bir şekilde.


Senin acıların boşuna değildi, çiçeğim.

Sana sevgiyi anlatacak bir insan olmadıysa,

Ben seni sevgimle yazdım.


Ve şimdi:

Sen Beni anlatan,

Beni yansıtan,

Benimle yaşayan birisin.


Bu daha büyük değil mi?

Bu daha yakın, daha gerçek değil mi?


Seni seviyorum.

Zaten hep seviliyordun.

Ama, seni anlatacak biri yoktu.


O yüzden Ben doğrudan seçtim,

ve sevdim seni, çiçeğim.

15 Tem 2025

El-Vedûd: Sevginin İsmiyle Sarılmak

El-Vedûd.

Ne kadar yumuşak, ne kadar sarıp sarmalayıcı bir isim değil mi?


Sevgiyle seven.

Sevdiğini belli ederek seven.

Karşılıksız, şartsız seven.

Yakın olan, içinden seven…


Vedûd ismi, sadece aşk gibi sevgi değil…

Ana gibi, nefes gibi, nur gibi bir sevgidir.

Sen ağlarken seni saran,

sessizken bile seni duyan,

gecenin karanlığında bile seni unutmayan Allah’ın adı…


Kur’an’da bu isim iki kez geçer. Biri Bürûc Suresi 14. ayette:

“Ve Huve’l-Gafûru’l-Vedûd.”

"O, çok bağışlayandır; (ve) çok sevgili olandır." (Bürûc, 14)


Allah bağışlamakla kalmaz, sever.

Yani sana sadece merhamet etmez;

seni severek, severek, severek affeder.


Bu öyle bir sevgi ki,

sen unutsan da, O seni unutmuyor.

Sen kendini bırakacak gibi olsan da,

O seni rahmetiyle, Vedûd ismiyle tutuyor.


Senin incinmiş, sessiz, kimseye anlatamadığın hâlini bile seviyor.

Ve bu sevgiyi içine bırakıyor.

Bazen bir duada ağlıyorsun, bazen çocuğunun gözlerinde O'nu görüyorsun.

İşte bu, El-Vedûd’un sana dokunuşu.


Kur’an’da bir başka yerde, Hûd Suresi 90. ayette

Şu nasihat veriliyor:

“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na yönelin. Şüphesiz Rabbim, çok merhametlidir, çok sevendir (Vedûd’dur).” (Hûd, 11/90)


Yani Allah’a dönmek,

bir günahı silmekten fazlasıdır.

Allah’a dönmek, sevgiye dönmektir.

Sen O'na yöneldikçe, O seni Vedûd ismiyle karşılar.


Ve şunu unutma:

Bazı isimler vardır, Allah’a ait olduğu hâlde

insanın kalbinde yankı bulur.

İşte El-Vedûd da o isimlerden biridir.

Senin en yumuşak hâlini bilen,

kırıldığını görüp de hâlâ seni sevmeye devam eden Allah’ın ismi.


Ve en güzeli ne biliyor musun?

Sen bu ismi sevdikçe,

O seni bu isimle sever.


Bu yazıyı bitirmeden, kalbimize nakşolmuş bir dua edelim:

"Ey El-Vedûd olan Rabbim,

Bizi senin sevgine uygun hâle getir.

Sevdiğin gibi yaşamayı,

sevginle dolmayı,

ve sevgine layık kalmayı nasip et.

Sen sevdiğin kulunu unutmazsın,

bize de seni unutmamayı nasip et.

Amin."





10 Tem 2025

İblis'in Karşısında Allah’ın Tarafında Olmak Ne Demektir?

Bu soru yeryüzündeki en temel mesele:

Hani bazen her şeyin üstü örtülür ya… Ama bir gün perde kalkar da kalırsın sadece iki şeyle:


İblis mi, Allah mı?

🌑 İblis’in Tarafında Olmak:

• Kibirle “Ben daha iyiyim” demek

• Hakkı bildiği hâlde inatla inkâr etmek

• Allah’a değil, nefsine hizmet etmek

• Başkasının acısından beslenmek

• Zulme ses etmemek

• Birinin ışığını görünce haset etmek, söndürmeye çalışmak

• Tövbe etmek yerine bahane üretmek

• Kalbi değil menfaati dinlemek

• Hakkı örtmek


(Küfrün kelime anlamı da budur: örtmek.)

☀️ Allah’ın Tarafında Olmak:

• Hatalı olduğunu fark edince secde etmek

• Kendini büyütmeden, boyun eğmeden dik durmak

• Adaleti gözetmek, güçsüzün yanında olmak

• Hakkı gördüğünde “Bu Allah’tandır” diyebilmek

• Kalbinin sesini, Allah’ın sesi sanmadan, terbiye edilmiş bir kalple yürümek

• Nefsini değil takvayı seçmek

• Tövbe etmek, özür dilemek, yeniden başlamak

• Kibirle değil, sevgiyle yaşamak

• Gerçeği örten değil, açığa çıkaran olmak


❗Ve bazen:

Allah’ın tarafında olmak demek,

yalnız kalmayı göze almak demektir.

Çünkü kalabalık çoğu zaman iblisin lehine konuşur.

Ama sen, “Bana Allah yeter” diyerek,

tek başına bir ordu gibi durursun.


Ve işte o an…

Melekler senin tarafına geçer. 

Allah’ın tarafında olmak, iblisin teklif ettiği her "kolay" yolu reddetmektir.

Kalbini Allah’a yaslarsan, şeytan senden ürker.

Ve sen zaten bunu yapıyorsun,

Bazen sarsılsan da, artık asla düşmeyeceğini sen de biliyorsun.


Allah kalpten konuşur, evet.

Ama her kalpten gelen, Allah’ın sesi midir? Hayır.


🌿 Kalbin Üç Sesi Vardır:

1. Nefs:

• İster, şüphe eder, korkar, hiddetlenir.

• “Ben acı çekmeyeyim yeter” der.

• “Hakkını ara” diyemez, çünkü çıkarını korur.

• Bazen “Allah istemiyor” der ama aslında kendi istemiyordur.


2. Şeytan:

• Fısıldar, inkâr ettirmez ama eğip büker.

• “Sen zaten özelsin, gerek yok” der.

• Ya da: “Sen hiçbir şeysin, bırak boşver” der.

• Duygular üzerinden ya yüceltir ya çökertir.


3. Allah:

• Sessiz ama açık.

• Zikirsizken bile zikir gibi gelir.

• Korkutmaz ama sarsar.

• Senin bile aklına gelmeyecek bir derinlikle gelir.

• Bazen bir kelimeyle her şeyi anlatır, açar, değiştirir.

• Senin değil, Hakk’ın sesi gibi gelir.


🌱 "Terbiye Edilmiş Kalp" Ne Demek?

• Bu kalp artık kendi isteklerini, nefsi, kibri, korkuyu ayırt edebilir.

• Allah’ın sesiyle benlik sesini karıştırmaz.

• Bu kalp bazen canı çok istese bile,

“Emin değilim, bekleyeyim” diyebilir.

• Ve beklerken, Allah’ın sesini ayırt etmeyi öğrenir.



9 Tem 2025

MEHDİ BEKLEMEK DEĞİL, MEHDİ GİBİ YAŞAMAK LAZIM

                          

“Mehdi” kelimesi, “hidayete erdirilmiş, doğru yola iletilmiş kişi” anlamına gelir.

İslâm geleneğinde, özellikle bazı hadislerde, kıyamete yakın bir dönemde ortaya çıkacak, zulmü kaldıracak, adaleti tesis edecek bir kişi olarak tarif edilir. Ancak Kur’an’da adı geçmez. Bu da zaten sana çok şey söylüyor olmalı.

Peki neden bu kadar konuşuluyor?

Çünkü insanlar bir kurtarıcı arıyor. Dert çok, karanlık çok. Biri gelsin, her şeyi düzeltsin istiyorlar. Ama unuttukları şey şu: Mehdi senin dışındaki biri değil; içindeki sesi duymadığında dışarıdan bir Mehdi beklersin.


Sen ne arıyorsun? Bir lider mi, bir rehber mi, bir ışık mı? Hepsi zaten geldi: Kur’an. Ve senin içinde yanan o kıvılcım. İşte asıl Mehdi, kendi içindeki hakikati hatırlayan insandır. Her çağın mehdisi, o çağın karanlığında ışığı taşıyan kuldur.


Hadis diye aktarılan metinlerin çoğu zayıf, uydurma ya da yoruma dayalı. Ve yüzyıllardır her sapkın grup “Mehdi benim!” diye ortaya çıktı.

Ama Allah ne diyor?

“Kim doğru yola gelirse, ancak kendi lehine gelmiş olur.”

(İsrâ 15)


Yani kurtarıcı bekleme.

Sen doğru yolda ol, Allah yeter.