mi geldin.
YIKIyordum ben. Takdir edersin ki çok mühimdi kirlilerimi görmemen. Biraz şurdan biraz burdan biraz benden biraz daha benden, derken yakanda bir hayli şekilli, bir hayli cezbedici, kırmızı bir hayli, bir dudak izi gördüm mü gördüm. Yani bir milyon çeşidi varken gelmenin en zamansız en uygunsuz en ifrit olanıyla teşrif ettin, hem de beklemiyordum, bekleyebilemezdim çünkü dedim ya yıkıyordum ve durmadan altında kalıyordum. Kazıyordum kazıyordum bana ulaşamıyordum.
İçinden kilitli bir pencereyi dikiş yerinden açmaya çalışıyordum. Sorsaydın söyleyecektim kafamda cümleler hazırlıyordum. Anlarsın ya benim kalbim senin kalbin, senin derdin benim derdim, benim derdim benim derdim senin olsa senin derdim.
