30 May 2015

ERİLLİĞE TAPINMAK



Memleketin sorunu ne biliyor musunuz? Memleketin sorunu, en hafif deyişiyle erkekliğe tapınmak.
Asıl sorun şu ki, bu yalnızca erkeklerin dayattığı ve toplumdan beklediği bir şey değil. Bu, hiçbir mecburiyeti ya da üstünde hiçbir baskı olmadığı halde hayatın her alanında bu tapınmaya yönelik davranan kadınların da yanlışı.
Üniversitedeki profesörden tut şirket yöneticisine, okuldaki öğretmenden marketteki kasiyere, evdeki hanımdan hastanedeki hemşireye dek neredeyse bütün kadınların, korkudan ya da baskıdan kaynaklanmayan bir 'üst' kabul edişi var erkeği. 
Kadın kadına, erkeğe davrandığı gibi davranmıyor. Kadın kadına karşı olmaması gerektiği kadar düşman, hasis ve kaba. 
Dünyanın dahi eril bir kimliği varmış gibi davranıyor herkes. Hangi din olduğu fark etmeden Tanrı bile çoğu zaman 'babamız' olarak anılıyor. Çoğu zaman bir kadın bir kadını aşağılamada erkekleri geride bırakıyor. Söze dökülmemiş bir yarış, açığa çıkmamış bir tek tiplik söz konusu.
Kadına yönelik baskı ve şiddetin tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Kiminin annesi, kiminin evladı, kiminin en sevgilisi dönemin bir yerlerinde çiğnenip yutuluyor erkek egemen düzen tarafından. Baktığın zaman bu duruma isyan etmeyen kadın yok gibi. Ama, nasıl oluyorsa görmezden gelinemeyecek kadar şiddetli tutarsızlıklar bütünü de kadında.
Kadın kendini insan olarak bir türlü kıymetlendiremiyor. Giyinip kuşanması bir erkek tarafından beğenildiği zaman güzel. Yaptığı yemeği takdir edecek bir erkek yoksa, yemek anlamını kaybediyor. Ev bile erkek laf etmesin, kızmasın, onaylasın sevsin diye temiz. 7 kat yabancı bir 'er kişi' en yakın kız arkadaştan hatta öz abladan kardeşten daha değerli, daha önemli oluveriyor bir anda.
Görmemiş olamazsınız değil mi? Kız öğrencilerine karşı anlamsızca zalim olan kadın yüksek öğretim elemanlarının, torunları yaşında olmasına rağmen erkek öğrencilere karşı nasıl tatlı davrandığını? Etrafınızdaki arkadaşlarınızı gözlemleyin. Sizin en küçük açığınızı bulmak için taklalar atarken ve olası bir başarınızda bunu kutlamak, sizin için sevinmek yerine bu duruma üzülürken göreceksiniz onları. 
Kadınlar... Size bunların yapılmasına SİZ izin veriyorsunuz. İzin vermekten öte, bütün yaşamınızı bilinçaltınızdaki eril beğenilere odaklayarak, bu nedenle de hemcinslerinizi hakir ve hatta düşman görerek siz yaratıyorsunuz bu durumu.
Vaktiyle bir arkadaşım vardı. Hoşlanmadığı, onun deyimiyle tarzı olmayan erkeklerin bakışlarından rahatsız olur ve bunu 'Sanki bunlara giyiniyoruz. Kendimizi iyi hissetmek için giyinip süsleniyoruz. Öküze bak, kıro, edepsiz." gibi ifadelerle dile getirirdi. Oysa onun farkında olmadığı benimse dikkatimi çeken bir şey vardı. Beğendiği, ilgisini çekmek istediği erkeklerin bakışlarından rahatsız olmuyordu. Hatta rahatsız olmadığını, rahat olduğunu ifade etmekte de inanılmaz derecede ustaydı.
Çok küçük bir örnek bu. Kadın kendini insan olarak sınıflandıramıyor ve kadınlığını çoğu zaman erkeğe karşı bir koz olarak görüp buna göre davranıyor. Böyle baktığı için de diğer kadınları düşman olarak kodluyor. 
Erkeklerin kolaycılığını anlayabilirim. Dünya tüm nimetleri ve seçenekleriyle önlerinde açılmış duruyor. Karşı koymayı düşünmek bir yana bundan daha fazla nasıl nemalanabilirim derdiyle yana yana, küfrede ede, kabalıklarını, cehaletlerini, erkeklikten kaynaklanan haksız üstünlüklerini etrafa saça saça yuvarlanıp gidiyorlar.
Kadını anlayamam ama. Anlamıyorum da nitekim. Karşı cinse anlamsızca bu üstünlüğü bahşeden, direnmeden sorgulamadan memnuniyetle teslim eden, hoşlandığı zaman dişilikten rahatsızlık duymayıp yalnızca hoşlanmadığında erkeğin kendisine karşı hep aynı yerde olan bakış açısından şikayet eden, çifte standartlı, hemcinsi düşmanı, tutarsız, eğitimsizi koşulları kısıtlı olanı neyse de eğitimlisi görgülüsü dahi aynı vaziyette olan kadını anlamıyorum. 
Erkeğin zulmünden kurtulmak istiyorsanız, önce bu çifte standarda bir son vermek zorundasınız. Ya erkek üstünlüğünü kabul etmiş ve hayatının her alanında bir erkeği memnun etme odaklı yaşayan orta çağ zihniyetli bir dişisinizdir ya da bu durumun çirkinliğini, saçmalığını, iki yüzlülüğünü idrak etmiş tutarlı ve eşitliği, insanlığı özümsemiş hakiki bir insan.
Evet bu ülkenin sorunu bu. Kadınlı erkekli, erilliğe tapınmak. Erilliği memnun etme, takdirini kazanma, beğenisini elde etme odaklı yaşamak.
Ve çıkarları doğrultusunda zaman zaman bunu inkar etmek. Hepsi bu...


3 yorum:

  1. Kadının yaşayış şeklindeki yol haritasını kadının düşüncelerini çok merak ettim her zaman ,çok farklı düşünen varlıklar .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır değiller. Değiliz yani. Kadın erkek gibi bir ayrımla insanları karakterlere, sınıflandırmalara boğmak; onları belli başlı kalıplara hapsedip sınırlar çizmek çok mantıksız ve zararlı. Kadın şöyle kadın böyle... Kadın diye bakmayı bırakmak gerek öncelikle. İnsan olarak kodlamak gerek. Yazıda bir nevi bundan söz ediyordum.

      Sil
  2. Kadınları ayırmak mümkün değil.Demek istediğim kadınların erkeklere oranla düşünceleri yaşayışları çok farklı yani kadınlar daha üstün bir varlık bana göre .

    YanıtlaSil