11 Kas 2018

SENLİ BENLİ


Bunu yapmayalı epey oldu değil mi? Fonda hafif bir müzik, önünde ekran, harfler akıp giderken duygularını masaya yatırıp ruhunu arındırmayalı? Üzülmekten, endişelenmekten ve korkmaktan fırsatın olmadı biliyorum. Suçlamıyorum seni.

Neden her şeyi sınırlarda hissedip yaşıyorsun? Yapma demedim mi defalarca. Elimde olan bir şey değildi belki, belki denedin sen de herkesleşmeyi. Beceremedin. Susmak kolay gelmedi bir yanlış olanca çirkinliğiyle hüküm sürerken orta yerde. Mutsuzluk kızarmış yağ lekesi gibi üstümüze sinmişken, mutlu görünmek. İnanmadan gülmek, bilmeden inanmak, öğrenmeden bilmek. Beceremedik.

7 Eyl 2018

EVE DÖNÜŞ



Büyümem, öğrenmem, anlamam hiç bitmeyecek sanırım. Artık ben, her şeye dair peşin hükümler veren, keskin sınırları, kocaman cümleleri, büyük iddiaları olan o kişi değilim.
Kabul, gereğinden fazla anlıyorum ve hatta biliyorum. Ama bilip anladıklarımı taşıyabilecek, savunabilecek ve onlara göre bir hayat tasarlayıp ortasına çöküverecek gücüm yok. Beni böylesine  yoran tam da bu anlayıp bilme hali zaten. Ya buna diyebildiğim ölçüde dur diyecek, makul sınırlar dahilinde yeniden topluma adapte olmaya çalışacaktım ya da beynim ve kalbim iflas edene kadar bildiklerimde diretecektim. Birincisini seçtim.

13 Şub 2018

SERSEM


Hiçbir şeyin yolunda gitmediği zamanlarım oldu. Oldu biliyorsun.
Yolu değiştirmek istedim.

Aksayan bir bacağın çaresizliğiyle basarken toprağa,
ezber ederken yüz bilmem kaçıncı kez ne denli yalnız olduğumu bu çürük karanlıkta,
bir parça olsun herkesleşebilmek için kıyasıya savaşırken kendimle...
Ve yenilirken koşulsuz... 

Bir güzel unutmuşsun kıskandım doğrusu.
Beni sorarsan dev bir yangından sağ çıkamamış gibiyim, sormazsın ya zaten.
Ben dersini hiç almayan şu haylaz çocuk hani, sersem.
Eğer sorarsan tutunmak istediğim bütün dalların mezarına ağladım.
Sorarsan hep kaçmaya çalıştım peşimdeki gölgenden.
Sorarsan yorgun düştüm saymaktan ellerine doğru attığım adımları.
Sormazsın ya zaten, tut ki sordun
sokakları boşalmış, ışıkları kapanmış ürkek bir şehir gibiyim.

3 Eki 2017

KAVGAKIRAN 'KÜSKÜN'


Adil için azap dolu günler başlamıştı. Eskiden mısır arabasının önünden her geçtiğinde ona tatlı tatlı gülümseyen Sarmaşık, artık yüzüne bile bakmıyordu. Yemek yerken diğer çalışanlarla konuşuyor, mecbur kalmadıkça Adil'e bir şey söylemiyordu.
Genç adam bu kadar zor olacağını tahmin etmemişti. İçinde fırtınalar kopmasına rağmen verdiği sözden caymayı onuruna yediremiyor, gitme kararından vazgeçmiyordu.
Son bir kez konuşmak için yukarı çıktı. Sarmaşık işe başladığı ilk günlerde yaptığı gibi kapıya yaslanıp sokaktan geçen insanları seyreden genç kıza bakmaya koyuldu. Kulaklarında:
- Beni kaybetme pahasına gideceksin öyle mi? sözleri çınlıyordu.

19 Eyl 2017

KAVGAKIRAN 'GİTMEK'

- Eğer bu bir şakaysa hiç eğlenmiyorum, dedi Sarmaşık Adil'in gözlerinin içine dik dik bakarak.
- Keşke öyle olsaydı...
- Sadece birkaç gün önce artık hep yanımda olacağını, üzülmemem gerektiğini söyleyip duruyordun? 'Yalnız değilsin Sarmaşık! Hepsi geçecek Sarmaşık! Artık ben varım Sarmaşık!' Şimdiyse karşıma geçmiş başka bir şehre gitmekten söz ediyorsun.
- Söyledim ya, temelli gitmiyorum. Birkaç ay için.
- Bu ses tonuyla söyleyince birkaç ay zaman azalmıyor Adil!

22 Ağu 2017

SON

biz seninle ayrı dünyaların insanları değiliz
biz ayrı dünyalarız
senin neon ışıkların, sarhoş akşamların
kalabalık sofraların var
herkes gibi olduğun gürültülü zamanların
herkes gibi söylediğin usta yalanların var
sen hep bir göçebenin rüzgar kanatlarıyla yaşarsın
hızına yetişilmez yolculuklarının
ne zaman baksam uzaktasın
ne zaman özlesem yok
bir merhaba için bin yıl bekletirsin
gelsen gelemezsin gel desen diyemezsin
ne zaman baksam yabancısın
ne zaman özlesem yok
ayrı dünyaların insanları değiliz biz