13 Oca 2017

NEDEN

- Bu ağır bir iç çekiştir. Acının halinden anlamayan girmesin -



Dün benim kara böcüğümü köpekler parçaladı.
Önce dedim ki, insanlar ölüyor acılar içinde. Olmadı. Sonra düşündüm doğanın kanunu bu. Olmadı. İlahi güç böyle istedi? O da olmadı...
Yüzümü güldürmekten, dünyayı güzelleştirmekten başka bir şey yapmazdı o. Kapıyı açınca ok gibi içeri fırlardı. Zaten kızmazdım ya, kızmayayım diye bin türlü şirinlik yapardı. Kucaklayıp sevdim mi bütün sıcaklığıyla karşılık verirdi. 
O benim küçük arkadaşımdı. Şımarığımdı. Haylazımdı. Salıncakçı başımdı... Kapkaraman bir böcüğümdü... Canımdı ciğerimdi. Ciğerimi parçaladılar.

BATIK



kuytu köşelere gizlenen gençliğimi aradım
dipsiz suların büyüyen halkasında
aşkı sundum dudaklarına huysuz denizin
bir yudumda içiverdi bütün zamanlarımı
aslında çok yorgunum, bıkkınım, umutsuzum
dalgalarım
acınmaklı bir kaptanın sarı sayfalı günlüğü
olmaz olsun
andımı verdiğim dağlara çarpıp kıyılan
gemilerim hepten çürüdü...

4 Oca 2017

DÜŞKIRAN-27

                                                  DEMEK BÖYLE OLUYOR



Birkaç gün savaştı. Gerçekten savaştı. Akşamları çıkmadı. Arayıp bir yerlere çağıran arkadaşlarına bahaneler uydurdu. Bu sırada okul işlemlerimi tamamlamış, derslere gitmeye başlamıştım. Ve ona inanmıştım.
Sonra bir gece elinde içki şişeleriyle geldi. "Madem dışarıda içmeye izin yok, evde içebileceğimi düşündüm." dedi. Onunla deneyimlerim hayır dememem gerektiğini söylüyordu. Hayır demedim. Bir şey demedim.
Beni içmeye zorlamıyordu; ama içkiyi, dahası farkında bile olmadığı bağımlılığını normal karşılamaya zorluyordu. Bu belki de içmekten daha kötüydü.
İkimizi yalnız bırakmadan bu evliliğin neye benzeyeceğinin anlaşılamayacağını nihayet görebilen annesiyle babası, memlekete dönmek üzere yola çıktılar. Ayrılmalarından bir süre sonra kaza haberlerini aldık. Medet ciddi bir durum olmadığını; ama yine de yanlarında bulunmak istediğini söyledi. Ben okul nedeniyle evde kaldım.

28 Ara 2016

YENİ BİR YILA GİRERKEN


Şunu sosyal medyada gördüğümden beri bakıp gülüyorum. Tabii öyle salt keyiften gülmek değil, "Hakikaten yaa..." gülüşüyle. Beren Saat bence çok başarılı bir oyuncu, görsel de resmen ispatı olmuş.
Gelelim konumuza. Ülkede olan bitenden bihaber birçok insanın yeni bir yıla girecek olmanın telaşıyla mutlu mesut planlar yaptığı, bir kısmının da bıkmadan usanmadan nifak tohumları serpmeye devam ettiği (x noel kutlamaz temalı nefret ama noel değil o, noel olsa duramazsın) şu günlerde ben de kendi analizimi yaparak buraya iliştirmek istedim. 
Geçen sene şunu yazmışım AŞIRI DERECEDE SAHİCİ BİR "YENİ YILDAN NE BEKLİYORUM?" YAZISI
Nispeten çok daha iyi bir ruh hali içinde yazıyorum şu an. Bunun ilk sebebi 2016'nın her ne kadar acılarla, ölümlerle ve yangınlarla dolu olsa da giderayak bana büyük bir kıyak geçmesidir. Kıyağı merak edenler HİÇ SORGULADIN MI? yazısına göz atabilir.

26 Ara 2016

ÇOK UZAKTALIK

Bu günlerde pek iyi değilim. Pek iyi olmamak için geçerli sebeplerim var. O yüzden iyi yaptığım ve yapınca bana iyi gelen tek şeyi yaptım. Yazdım... 


Sevgilinin gelebilme ihtimali vadettiği fakat bir sebepten gelmediği loş bir otel odasında ürkekçe sevişmek yalnızlığınla, zinadan sayılır mı?

Bütün yaralarını en iyi sen bilirsin ya hani...  Usulca gezinmek öz  bedeninde ve dokunmak acıtmayan yerlerine hürmetle... Ayıp mıdır ki?

Şimdi ben, her şey dört başı mamurken, tutukluk yapmış bir tabanca tutuyor gibi tutuyorum hayatı avuçlarımda evet. Bütün örselenmişliğine rağmen çekici buluyorum onu, belki baştan çıkarıcı. Çok uzakta bir denizde fırtınayla haşır neşir, ne varsa bildiği öğretiyor çocuğuna yarı sarhoş bir denizci. Saat yedi gibi bir şeydir ve onun hüznü hep saat yedi gibilerde gelir. Utanıp çılgınca özlenmiş bir kadını uygunsuzca düşlemekten, bir sarhoş gibi silkelenir. Çıkarak kendinden savruk adımlarla nahoş bir saat, kimsecikler çağırmamışsa da çalar kapısını kendi itliğinin.

24 Ara 2016

YANIYORUZ...


Daha ne çeşit psikolojik işkencelere maruz kalacağız kim bilir... Ne de güzel iki gencecik insanımız diri diri yakılmamış gibi yapıyoruz. 

Kör topal devam ediyoruz işte neyle meşgulsek ona. Görünürde değişen yok. Çünkü, yara içeriden.

Sahip çıkmayı, hesap sormayı, korumayı kollamayı geçtim böyle bir şey yaşanmamış, olmamış gibi susuyorlar ve bizi susturuyorlar. İleri gelenlerin tenezzül edip hakkında iki kelam olsun etmediği bir cinayeti, bir kıyımı onların vatandaş ayağı olan insanlar mazur göstermeye çalışıyor. Ocuymuş şucuymuş, şurada şöyle yazmış burada böyle çizmiş.

Ya ben insan diyorum; ama demek zorunda olduğumdan diyorum. Bunların elleri, ayakları, gözleri, sözde kalpleri, vicdanları, beyinleri filan var ondan insan diyorum. Yoksa diyecek daha kapsayıcı, daha anlam karşılayıcı çok şey biliyorum da insan diyorum.