18 Oca 2019

YÜREĞİN...

Sen bana iyi geliyorsun. Hep iyi geliyorsun, çok iyi geliyorsun. Ben bozuluyorum arada. Kötü oluyorum kötülüğün kitabını satır satır baştan yazarcasına. Sağa sola bakınıyorum ki körkütük yalnızlık. Korkuyorum. Sonra sen geliyorsun. İyi geliyorsun.

Sen bana iyi geliyorsun.

Nasıl yapıyorsun hiç anlamıyorum. Yüreğini alıp tohum diye yeryüzüne ekesim geliyor. Yüreğini alıp ders diye müfredata koyasım geliyor. Yüreğini alıp can diye ölüme veresim geliyor.

Kimse gelmiyor anlatabiliyor muyum? Bu şehir hep mi bu kadar tenhaydı diye düşünüyorum. Hep mi bu kadar boştu bu sokaklar? Ya bu evler hep mi yalnız dikiliyordu yol kenarlarında... Hep mi karanlıktı sabahlar bile?

10 Oca 2019

AY NE KADAR ŞANSLISIINN



Kendi halinde bloğuna yazıp çizen biri olduğumu zannederken, yeri geldiğinde hiç farkında olmadığım ve maalesef pek de iyi niyetli olmadığını sonradan idrak edebildiğim insanlar tarafından ne yediğim ne içtiğim ne giydiğim ne hissettiğim hatta hangi rengi sevdiğime kadar takip edildiğimi fark ettiğim günden beri, eskisi kadar özgür hissetmiyorum yazarken. Ama bunu kırmak istiyorum; çünkü çok bunaldım. Yazmadan yaşamıyormuşum gibi geliyor. Ya da zorla yaşatılıyormuşum gibi.

8 Ara 2018

PERİ

Bu geceyi seçtim ben gecelerin içinden
bizim için
bekledim diyemem
ya da seslenmedim hiç 'Dön geri!'
ağladım evet, kapıldım isyanın cazip karanlığına
kırıldım parçalarım yaslı, çaresiz
ezberledim de kusursuz
yabancısı olmayı bastığım her köşenin
sen ki bencil kalbimin sevgili öğretmeni
sen iflah olmaz benim yürekli direngeni
gelmedi mi affımın hem zamanı hem yeri

2 Ara 2018

KISSADAN HİSSE

Nasrettin Hoca yarına şunları yapacağım, edeceğim, diye plan yaparmış. Plan yaparmış yapmasına da her şeyin nasip kısmet işi olduğunu iyi bilen hanımı onu uyarmaktan geri kalmazmış: “Hoca, inşallah de!”, “Hoca, insanlık hali!” “Hoca, kader kısmet var!”, “Hoca, nasipten öte yol gitmez!” Hoca hanımının bu sözlerine itibar etmezmiş.
Günlerden bir gün, akşam yatmadan önce bizim Hoca karısına:
– Hatun, demiş, yarın güneş açarsa tarlaya, hava yağmurlu olursa oduna gideceğim.
Hanımı yine: “İnşallah de Hoca.” diye uyarmış ama uyarmasıyla cevabını alması bir olmuş.
– Be kadın, demiş, bunun inşallahı maşallahı mı var, yarın hava ya kapalı olacak ya açık. Ben de ya tarlaya gideceğim ya oduna!
Sabah uyanmış ki hava kapalı. Eşeğe bindiği gibi dağın yolunu tutmuş. Odunu etmiş, tam eşeğe yükleyecekken, bir grup haydut

11 Kas 2018

SENLİ BENLİ


Bunu yapmayalı epey oldu değil mi? Fonda hafif bir müzik, önünde ekran, harfler akıp giderken duygularını masaya yatırıp ruhunu arındırmayalı? Üzülmekten, endişelenmekten ve korkmaktan fırsatın olmadı biliyorum. Suçlamıyorum seni.

Neden her şeyi sınırlarda hissedip yaşıyorsun? Yapma demedim mi defalarca. Elimde olan bir şey değildi belki, belki denedin sen de herkesleşmeyi. Beceremedin. Susmak kolay gelmedi bir yanlış olanca çirkinliğiyle hüküm sürerken orta yerde. Mutsuzluk kızarmış yağ lekesi gibi üstümüze sinmişken, mutlu görünmek. İnanmadan gülmek, bilmeden inanmak, öğrenmeden bilmek. Beceremedik.

7 Eyl 2018

EVE DÖNÜŞ



Büyümem, öğrenmem, anlamam hiç bitmeyecek sanırım. Artık ben, her şeye dair peşin hükümler veren, keskin sınırları, kocaman cümleleri, büyük iddiaları olan o kişi değilim.
Kabul, gereğinden fazla anlıyorum ve hatta biliyorum. Ama bilip anladıklarımı taşıyabilecek, savunabilecek ve onlara göre bir hayat tasarlayıp ortasına çöküverecek gücüm yok. Beni böylesine  yoran tam da bu anlayıp bilme hali zaten. Ya buna diyebildiğim ölçüde dur diyecek, makul sınırlar dahilinde yeniden topluma adapte olmaya çalışacaktım ya da beynim ve kalbim iflas edene kadar bildiklerimde diretecektim. Birincisini seçtim.