17 Mar 2019

Hastane Günlüğü

08.02.2019, Zekai Tahir Burak / Perinatoloji Yakın Bakım

Bir deftere yazmayalı o kadar oldu ki... Aslında şu an, kağıdı kalemi elime almışken bile ne yazacağımdan, nasıl yazacağımdan emin değilim. Elim, gözüm klavye tuşları, bilgisayar ekranı arıyor. Bu defteri oğlumla konuşmak için istedim; ama elim varmıyor. Onu da kaybetmekten korkuyorum. Adını yazsam, seslensem gidiverecekmiş gibi...

22.02.2019 ZTB / PYBT

Çocuk,
ablanı kaybettiğimde, açıkçası ne kaybettiğimin ne yaşadığımın çok da farkında değildim. Bildiğim tek şey, kötü bir şeyler olduğuydu. Hasta ve mutsuzdum. Günden güne şişiyordum. Her şeyden tiksiniyor, her

10 Mar 2019

GERİ SAYIM



Zaman hiç geçmeyecek sanmıştım. Geçip gitmiş. İşler yolunda gitmeyecek sanmıştım. Gitti çok şükür. Dayanamayacağım sanmıştım. Dayandım, daha da dayanabileceğimi hissediyorum üstelik. 

38. haftadan herkese merhaba. Sana da oğlum. Her gün, her sabah, her an aynı heyecan, endişe ve sevinçle merhaba. Bu karmakarışık duygularla dakikalar, saniyeler geçmiyorken aylar geçmiş. Geçen onca zaman, çekilen onca sıkıntı içinde bir yığın art niyetli insana rastladığım için artık kendi maşallahımızı en önce kendim dillendiriyorum. Kocaman, koskocaman bir MAŞALLAH bize.

25 Oca 2019

DUA

Bir gün bunları okumak isteyebileceğini ve buna sonuna kadar hakkın olduğunu düşünerek yazmaya karar verdim. Tabii ki kendi yazma ihtiyacımın da payı var bu kararı vermemde; ama inan hiç kolay olmadı.

Çünkü, korkuyorum ve bu korku başka hiçbir şeye benzemiyor. Seni 'de' kaybetmekten korkuyorum. Varlığını öğrendiğimde duyduğum korku gibi değil bu. Ya da şimdi ne yapacağım ne yapmalıyım korkusu gibi. Yaşadığım onca kötü şeyden, aldığım onca sert darbeden sonra, henüz hiçbirini tam anlamıyla geride bırakamamışken hatta daha net yazayım üzerinden sadece iki ay geçmişken geldin.

18 Oca 2019

YÜREĞİN...

Sen bana iyi geliyorsun. Hep iyi geliyorsun, çok iyi geliyorsun. Ben bozuluyorum arada. Kötü oluyorum kötülüğün kitabını satır satır baştan yazarcasına. Sağa sola bakınıyorum ki körkütük yalnızlık. Korkuyorum. Sonra sen geliyorsun. İyi geliyorsun.

Sen bana iyi geliyorsun.

Nasıl yapıyorsun hiç anlamıyorum. Yüreğini alıp tohum diye yeryüzüne ekesim geliyor. Yüreğini alıp ders diye müfredata koyasım geliyor. Yüreğini alıp can diye ölüme veresim geliyor.

Kimse gelmiyor anlatabiliyor muyum? Bu şehir hep mi bu kadar tenhaydı diye düşünüyorum. Hep mi bu kadar boştu bu sokaklar? Ya bu evler hep mi yalnız dikiliyordu yol kenarlarında... Hep mi karanlıktı sabahlar bile?

10 Oca 2019

AY NE KADAR ŞANSLISIINN



Kendi halinde bloğuna yazıp çizen biri olduğumu zannederken, yeri geldiğinde hiç farkında olmadığım ve maalesef pek de iyi niyetli olmadığını sonradan idrak edebildiğim insanlar tarafından ne yediğim ne içtiğim ne giydiğim ne hissettiğim hatta hangi rengi sevdiğime kadar takip edildiğimi fark ettiğim günden beri, eskisi kadar özgür hissetmiyorum yazarken. Ama bunu kırmak istiyorum; çünkü çok bunaldım. Yazmadan yaşamıyormuşum gibi geliyor. Ya da zorla yaşatılıyormuşum gibi.