5 Ara 2014

"BAŞKA TÜRLÜ OLMUYOR..."


 Kadın olmak zor. Düşüncelerine, cümlelerine, savunduklarına gerçekten önem verilip verilmediğini anlayamıyorsun, insan gibi görülüp görülmediğini bile anlayamıyorsun. Tabii eğer kendini salt et olarak değil bir canlı olarak benimseyebilmişsen.

 Her yerdeler, her yerde… 70 yaşında adamlar bile seni tepeden tırnağa süzüyor utanmadan. Gencinden tut yaşlısına kadar hepsinin gözleri derinlerindeki çirkin düşünceleri ele veriyor. Daha kötüsü şu ki, bir sürü kadının hoşuna gidiyor bu durum.
Neden? Seni farklı kılan ne? Seni özel yapan ne? Vücudun mu? Yazarken bile kusacağım geliyor. Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi; özellikle büyük şehirlerde kadınlar her işlerini gördürmeyi umut veren bir bakışla, şuh bir gülüşle, hatta tabiri caizse kırıta kırıta başarıyorlar. Kolay geliyor böylesi, mücadele etmekten, bazen yenilmekten daha tatlı geliyor haliyle.

 Erkek denen canlıyı sorgulamıyorum bile artık. Yaşı kaç olursa olsun hiç kimseye amca diyemediğimi söylesem? Sen ona amca derken onun gözleri fıldır fıldır geziniyor etrafta. Hani imkanı olsa torunu yaşında kızla yatağa girmekten çekinmeyecek… Kızdınız mı? Genelleme mi yaptım? Evet yaptım. Genel bir durumdan söz ediyorum çünkü. Çünkü, olan bu… 

 Büyük şehirde yaşadığım için sanıyordum önceleri; ama sonra anladım ki her yerde böyledir bu. Gerçekte, sanalda, köyde, şehirde, başka bir ülkede… Sanırım başka gezegenlerde de… Her konu gelip kadına dayanıyor. Eninde sonunda kadının bir uzvu yatırılıyor masaya. Yapılanın çirkinliğini bir tek ben mi görüyorum diye sorguluyorsun. Bir şey söylesen, bir şey yazsan, bir şey yapsan; önemli olan o değil dönüp dolaşıp sen oluyorsun. Senin birtakım kısımların daha doğrusu… Tek bir farkla, bazısı alenen öyle olduğunu anlamanı sağlıyor, bazısı usul usul.

 Göğüsleriyle, dudaklarıyla, kalçasıyla, saçlarıyla filan konuşan kadınlarla dolu ortalık. Bundan çok memnun olan adamlarla ve de. Bir erkekle konuşurken normal normal konuşsan sana kabaymışsın gibi bakıyor. O kadar alıştırılmışlar ki en sıradan bir konuşmada bile karşılarında kırıtılmasına, gülüşülmesine, her önüne gelenle cilveleşilmesine… Bu yazıyı bitirmeden kusmazsam iyi.

 Olan öteki kadınlara oluyor sonra. Kurunun yanına atıveriyorlar cayır cayır yansın diye. Bunun eğitimle de ilgisi yok. En kültürlü geçineninden en eğitimsiz olanına kadar aynı olmaz olası kafa. Enteresan bir al gülüm ver gülüm mevzusu söz konusu. Herif senle uzaktan yakından alakası olmayan yabancıdan da yabancı bir varlık; ama gel gör ki hasbelkader iki kelam etmen icap etse sululardan sulu, yumuşakçalardan yumuşakça, her an cıvımaya hazır, seni o kategoriye koymuş bile. Kırıtman, sırıtman, ne bileyim şuh bir şeyler yapman lazım onun bit kadar aklınca. Sohbet etmen, incelikten kırılman lazım. Kullanmayı çok sık unuttuğu beyin kıvrımlarına kalırsa onun esas düşüncelerini idrak etmemiş gibi görünüp sana biçilen role girmen lazım. Sebep? Çünkü kadın milleti böyle olmasını istedi.

 Hisse alınacak bir kıssa. Öğrenciyken, okuldan bir arkadaşım memleketine dönüyordu. Benim okulum uzadığı için, ev eşyaları güme gitmesin diye satın almıştım. Eşyaları taşımamız gerekiyordu haliyle kamyonete. Ben kan ter içinde taşımaya başlamış sonunu da bu şekilde getirmeye hazırdım. O ne yaptı? Adamdan yardım istemeye giden erkek arkadaşımıza “Dur yanında biz de gelelim. Bizi görürse hayır diyemez.” dedi.

 Hö? System error.

 Mantık bu. Sanırım olayın vahametini ilk defa o anda sezdim. Kadın bunu kabul etmiş, ettirmiş; çünkü dediği gibi de oldu. Kendisiyle tatlı tatlı konuşan bir karşı cins görünce adam melek oluverdi. Sebep ya sebep? Neden bütün dişiler senin karşında kırıtmak zorunda ki? Ya da sen neden kendi işini kendin görmeyi düşünmüyorsun neden bir erkeğin bir erkekten isteyeceği yardımın kabul görmeyeceğine inanıyorsun? Neden bu kesinlik, nereden geliyor o öz güven? Pes…

 Sonraki seneler, bugüne dek hep aynı manzaralar, hep aynı mantık. Bir kadın isterse dünyayı temelinden sarsacak bir şey bulsun; maalesef iki kahkaha biraz da göstermekle elde edebileceğinin yarısının dörtte birini bile kazanamaz. Bunun sorumlusu da önce kadın. Bizzat kadın.

 Güzellik çirkinlik meselesi değil bu. Erkek denen canlı için annesi, bacısı, yakın akrabası olmayan her dişi potansiyel sevgili ya da potansiyel sevişilecek dişi demek. İşte bunu netlikle idrak ettiğimden beri değil bir erkekle sohbet etmek içimden selam vermek bile gelmiyor. Bahsettiğim gibi kolaycı bir kadın mı gördüm? Kaçacak delik arıyorum. Biz, temiz insanlara hasretiz. Saf insanlara. O anlattıklarımdan çok var…

 Mesela bu yazdıklarıma çok haklısınız diyen bir erkek çıksa, bin kere düşünürüm gerçekten insanca haklı mı buluyor yoksa aynı mevzu mu? Bu benim kabahatim değil. Ben sadece içine edilmiş bir düzende kendim kalmaya çabalıyorum.

Türkan Şoray’ın “Mine” diye bir filmi var. Türkan Şoray, Cihan Ünal ve Hümeyra ile baş rolü paylaşır orada. Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı, Necati Cumalı'nın aynı adlı oyunundan uyarlanmış olan 1982 yapımı bir film. Her izlediğinizde kötü olursunuz. Mine'nin baskılardan, tacizlerden, dedikodulardan yılarak İlhan'ın kapısına dayandığı ve yat benimle, bizden istedikleri bu diye ağladığı sahne ağır yaralar. Bir kadın güzelse, onun namusuna en başta o namusa göz dikmiş olan şerefsizlerin bekçi kesildiğini hatırlatır. Hatta çoğu zaman, bir kadının tüm bunlara maruz kalmak için güzel olmaya da ihtiyacı yoktur…

 O güzel filmdeki güzel cümlelerle ve Cahit Berkay imzalı güzel müzikle nokta koymak istiyorum.

 “İnsan sevebileceği birini bulana kadar kaç kişiyi sevdiğini zannediyor? Türlüsünü gördüm. Bir ikisi bana hakikaten aşıktı. Çoğu numaracıydı. Neticede bir kadından hepsi aynı şeyi istiyor. Yalnızım. Düşünürseniz ne var hayatımda benim? Biriyle konuşmak arkadaşlık etmek istesem başka türlü olmuyor. Yoruldum artık. Düşünmek bile istemiyorum…"

7 yorum:

  1. Üslubuna ve anlatımındaki akıcılığa hayranım Fidan.
    Bizi bu duruma düşüren çok da uzakta değil, kendi cinsimiz. Örnek olarak gösterdiğin arkadaşın gibi. Birisine bir şey yaptırmak için bu kadar düşebileceğimi sanmıyorum. İnsanlık kötü. Her durumdan kendine pay çıkarabilecek insan var. Güvenmeyeceksin o yüzden kimseye körü körüne. Ama bu demek değil ki yalnızlık ve güvensizlikle geçecek ömrün. Sen sadece gözlerinde o güveni hissedeceğin, göğsünde huzur bulacağın kişiyi bekle. Beklemek bir zulüm olsa da meyvesi muhakkak lezzetli olacaktır. Seni çok iyi anlıyorum demeyeceğim, düpedüz yalan olur. Çünkü kimse kimseyi asla gerçek manada anlamaz, anlamak istemez. Sadece yaşadığı acıları yaşamış insanlara karşı bir adım daha yakın olursun, hepsi bundan ibaret. Cinselliği bir maşa gibi kullanıp istediğini elde edenler bırak at koştursun meydanda. Herkesin hayatı kendine. Sen kendi hayatına sıkı sıkıya tutun, kimseye aman verme !

    Biraz gülümseyip, bir şeyleri görmezden gelmek çok mutlu ediyor insanı. En azından kısa bir süre :)
    Hoşça kal ~

    YanıtlaSil
  2. Canim bir cirpida okudum ki normalde sıkılrm..ama hic oyle olmadi.Diline yuregine saglik..

    YanıtlaSil
  3. Merhaba. Blog Keşif etkinliğinde linkinizi gördüm takibe aldım ben de beklerim. Gelirseniz sevinirim :) http://dilekce54.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Yazılarınızı okuyordum şimdi kaleminize sağlık :)

      Sil
  4. Bizim etekler kısaldıkça bize verilen değer artıyor ne yazık ki...böyle şylere tanık oldukça ortaokuldaki türkçe öğretmenimin dediklerini hatırlatıyorum kendime biri sizi sevecekse o etek boyunuz için olmasın demişti.

    YanıtlaSil
  5. Ne yazık ki kişiliği ile değil de dişiliği ile toplumda yer edinmeye çalışanların sayısı azımsanamayacak kadar fazla. En değerli meyveler bile iki-üç kat ambalaj içerisinde sunulmuşken bize, bu kadar narin ve hassas bir dünyası olan kadının kendini dış dünyaya bu kadar açabilmesini de (madden ve manen ) anlayamıyorum. Haya zırhını kuşanmadıktan sonra ne kadar güvende olabilirsin ki? Açıkta bırakılmış bir bal peteğine üşüşen sinekleri ne kadar suçlayabilirsin? Bu sözlerim de mağdurun fiillerinin cinsel tacizi, cinsel saldırıyı meşrulaştırdığını savunduğum yönünde yorumlanmasın lütfen. Yazının geneli ile değerlendirildiğinde Fidancığım'ın değindiği hususlara atıf yaptığım anlaşılacaktır :)
    (Not: Kendim bir şey yazmıyorum ya sayende buradan düşüncelerimi dile getirebilme fırsatı buluyorum canım. Bugün kaçıncı yorum oldu bu saymadım :)

    YanıtlaSil
  6. Fidancım keşke bütün kadınlar böyle düşünse canım.Çok haklısın kadınlar kendine bunu yakıştırmazsa erkekler hiç bir şey yapamaz.Bi kadın kendini nasıl et olarak görür anlamıyorum valla.resmen ticari malzeme edildi kadın vücudu.

    YanıtlaSil