19 Ara 2015

ÇINAR'IN ANLATTIĞI

(Rahmetli Yarbay Ali Tatar anısına düzenlenen yarışma için yazdığım öykü. Dereceye girmedi, sağlık olsun elbette. Safım belli olsun diye yazdım zira. Buraya koymak için yarışmanın sonuçlanmasını bekledim. Umarım beğenirsiniz.)


- Anlatmayacak mısın?
- Dayanabilir misin diye düşünüyorum.
- Dayanabilirim.
- Ya susmamı istersen? Bunca zaman sonra konuşmaya, anlatmaya başlamışken susabileceğimi sanmıyorum.
- Susmanı istemem.
- Korkup kaçarsan? Ağlaya ağlaya uzaklaşırsan yanımdan? Ya bir daha yüzüme bakmazsan? Ya...
- Bak. Ne anlatırsan anlat, ne görmüş olursan ol, ağlamak, gitmek, küsmek yok. Dayanacağım söz. Anlat hadi. Artık susma...

*****
"Doğumumda kırk bin hayır, dallanıp budaklanışımda sayısız ışık, toprağıma kök salışımda vefa vardı. Gözlerim sonsuzca açıktı. Adımla bin yıl yaşamaya niyetliydim. 
Görmemem gereken çok şey gördüm.

Kaşları çatık, omuzları fezadan taşlarla dolu, dudakları tebessüm için hiç kavislenmemiş iri kıyım adamlar gördüm. Ayakları yere büyük büyük basa basa geldiler. Tek çizgi pantolonları ve heybetli ceketleri ve küstah kravatlarıyla geldiler. Açık bir kapıdan boş bir eve girer gibi zahmetsizce geldiler.

Ebemkuşağı kuyruğu gökyüzünü tarayan bir tavuskuşu gördüm. Rengarenk tüylerinin her bir beneğinden ince gülüşlü şen çocuklar düşüyordu çığlık çığlığa. Tası tarağı toplayıp uzaklaştığını gördüm kederin. Metanetle akmış gözyaşları kurudu ve derken bir ağaç yıllandı bir çırpıda, daha kökleri toprağa tutunmamışken.

Bir kadın gördüm. Siyah saçları rüzgarın her devinmesinde rakseden ahu gözlü bir kadın. Aşkını avuçlarına koyup parmak uçlarında geceye soyundu. Sıkılgan şehvetinden gürül gürül bir hayat doğurdu. Gece siyahı bir kısrağın uzun yeleleri gibi uzun saçları vardı. Saçları tel tel uzanıp göğe bir şal örüyordu. Yanıbaşında çöl bakışlı bir kaplan. Dört nala koşan çöl kumlarından örtünün üzerinde bir kaplan. Tozu dumana katıyor, düşü gerçeğe bürüyordu.

Bir kız çocuğu acıdan beşikte, kahpe ölüme inat hevesle büyüyordu.

Çığlığı gördüm. Pastel boyayla boyanmış az renkli bir tabiat resminin orta yerinde, tırnaklarının kiri arasında emek ve alınteri saklayan yiğit bir anne. Öpülesi ellerinin titrek çizgilerinde ömürlük dualar gördüm. Yarayı gördüm. Zannedilenden hep daha derin, daha kanlı ve kavruk.

Gittim. Geldim. Acıların yılkıya atların aydınlığa bırakıldığı adil bir zaman gördüm. Son hamlede karabatağın ağzından sıyrılmış dingin balıklar. Açlıklar, hastalıklar, deli felaketler, sıtma, veba, cüzzam gördüm. Temiz kalpler, inanan yüzler, duyan bakışlar gördüm. Su gördüm. Umut gördüm. Ve doyumsuz bir sabırla sokak başlarına tüneyen bir akbaba.

Çağın delisi gibi başıboş geziyordum gökyüzünde. Atın yeleleri kadının saçlarına karışıyordu. İkisi kol kola suda dolaşıyordu. Vakitsiz bağıran horozun başı önümde yuvarlanıyordu. Başsız gövdesi kıyıldığını haykırarak yorganları başlara çektiriyordu. İçinde nilüfer yeşilleyen uykusuzluk perileri, kılıcı kınına sığmamış yürekli şövalyeler, şarkısını unutmuş ağlamaklı bir kurbağa kederi. Çağın delisi gibi suda dolaşıyordum, dört tarafım yalanın ve ölümün ayak izleriyle çevriliydi.

Üç dilim ekmek saydım üçünü de çaldı alçak en tepedeki.

Dilimi dişime değdirip ya Allah diye başladım anlatmaya gördüklerimi. Dedim beni çağırmadıkları yerlerden geliyorum. Görmemi istemeyip gözüme mil çektiklerine bakmaktan geliyorum. Unuturum diye bütün bildiklerimi silkeleyip gördüklerime yer açmaktan geliyorum. Geçin şu boş köşeye. Ayıplı kentlere çöken sisler gibi çökün. Çok ağır şeyler gördüm.

Bana bir bilmece sordular, karşılığında vadettikleri dünya kirli. Bana bir bilmece sordular cevabını heybemde gezdirdiğim. Bana bir bilmece sordular bildikçe ciğerimi göğsüme doladıkları. Sekiz parmaklı kırk mideli koca işkembeli yankesiciler doğrularımı çaldı. Sormayın bilmiyorum deyince kendime bıraktılar.

Yürüdüm. Bizans dolaylarında yitik çehremizi gördüm. Bir kapı gördüm aydınlıktan karanlığa açılan. Izdıraptan tutuşan sesler işittim. Feri çekilmiş gözlerinde ölüm kusan bebekleriyle katran kazanları kaynatan zebani. Zebaninin ateş harcısı zift yancıları. Bir saray gördüm. Bin küsur odalı şaşaasından dumanlar tüten. Şiddetle çarpan kapılar, ağır fısıldaşmalar, saltanatın göbeğinde ibretle kıvrılan zehirli bir yılan gördüm. Eşiklerden sürünerek beşiklere musallat olan. Körler gördüm, apaçık gözlerinin gör dediklerine sırtını dönen çakallar.

Yağmur yağıyordu, kardeşim yağmur. Bir bıçak bileniyordu sabahın ilk ışıklarıyla. 
Sonra onlar geldiler. Mutlu insanların sofrasına mermi gibi düştüler. Nereden geldikleri belli değildi. Çıkıp baktım. Bütün ayak izleri ve parmak izleri dokundukları her şeydeki, ustaca silinmişti. Kuyruklu yalanlarının sırtından inerek yoksul kilimlerimize bastılar. Anne duvarlarımıza sindiler, baba sevincimize sindiler. Aşımıza ekmeğimize baldıran zehiri kardılar. Artlarına kenetledikleri katil ellerinde bir baltayla, yüz bin yıllık bir kavlağan devirmeye geldiler. Sinsi sinsi gürültüsüz geldiler. Korka korka geldiler. Ayıp ayıp geldiler. Bir papatya kaldırımdaki su birikintisine düştü. Ağır ağır, kıyım kıyım düştü. Su dalgalandı. Dünyanın sınırlarını yeni baştan çizdi halkalar.

Gözlerinde akacak yaş kalmamış bir anne gördüm. Evladının gömleğini koklamadan tek damla nefeslenmemiş ve her soluduğunda havayı ciğerlerine, ölümü çekmiş.
Bir anne gördüm her sabah ve her gece yatağında boş bekleyen bir yastığı okşayan. Ve bir anne daha gördüm ki isyanı bayrak gibi sancakta dalgalanan.

Aşkı, dostluğu, evlatlığı, babalığı almaya geldiler. Ateş çemberinde kendini sokmaya hazırlanan akreplere benziyorlardı. Kıskaçları, kuyrukları ne çok şeyler devirdi. Bir boyunda dört baş ile geldiler. Dört ayakta on göz ile geldiler. Bin dudakta tek ses ile geldiler.

Kapı açık duruyordu. Çamurlu ayakkabıları bulaşmıştı eşiğimize. Ferman buyurdular. Güneşi, gökyüzünü, hürriyeti istiyorlardı. Duygusuz ve aceleciydiler. Tedirgin ve çok ürkektiler. Mahtur ve şerirdiler. Kapı açık duruyordu şiddetle kirliydiler.

Onurun nöbetçisi yorulmuştu. Gözkapaklarını taşıyamaz haldeydi artık. Bir haksız esarete daha gücü yetmeyecekti. Gövdesini alarak usulca uzaklaştı. Bir kalem bir de kağıt alarak uzaklaştı. İçinde usul usul bir çiçek soluyordu. Sesinde bir bin yılın isyanı tütüyordu. Dalında ham meyveler bitmeden çürüyordu.

Bir şeyi bitirmeye gidiyordu, namusla savaşılamayacak kadar kahpece bir şeyi. İzi kalsın diye üstüne atılan çamurları. Az daha yaralansa bir anda çatlayacak yüreğinin tik taklarını. Zulmün sularında bile isteye yapılmış bir yanlışı, bir soysuzluğu, bir hain tuzağı. 

Bir baharı en sıcak kanayan yerinden bastırmaya gidiyordu.

Banyoya girdi. Kapıyı örttü. Aynada kendine baktı. Şerefli bir selam çaktı hüznün tebessümüyle. Kırgındı. Kırılmıştı. Kırmıştılar…

Susuzdu. Suçsuzdu. Yarasını dilledi çöl. Bebeğin dudağından kan sızıyordu. Kitapsızlar kundaktaki yavruyu zulüm ile deştiler. Canının son parçasıyla aslan gibi dövüştü. 33 kez mızrakla düşürdüler. 34 kez kılıçtan geçirdiler. 

Bir tabanca patladı. 

Kelimeler kan damladı, kelam yürüdü. Su yürüdü, kum kanatlandı. Matem yürüdü. Bir Yezid gitti, bir Yezid geldi. Bir Hüseyin gitti, akın akın Hüseyinler yürüdü. 

Bir tabanca patladı. 

Bir hakikat uluorta sonsuzluğa yürüdü.”

******
- Susuyorsun?
- Haklıymışsın. Taş olsa çatlar…
- Ben taş değilim. Yeşilim. Köküm, gövdeyim, suyum. Ben umudum. Tanığım ben. Katilleri, kıyımları, her şeyi gördüm. Artık susmayacağım.
- Bana anlattığın için teşekkür ederim. Şimdi gitmem gerek; ama yine gelirim.
- Yine gel. Daha aydınlık, daha neşeli, daha güzel günlerde gel. Dostluğa, kardeşliğe, sevgiye gel. Barışa ve ışığa gel.
Hoşça kal.
- Şimdilik…


28 yorum:

  1. Çok etkileyici; yarışmayı kazanamamış olabilir ama benim gönlümü kazandığı kesin. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili arkeo rehber :) Kazanmak da var kaybetmek de tabii. Asıl sebebim rahmetli yarbayımıza atılan iftiraları unutmadığımızı, acılı ailesinin acısını paylaştığımızı göstermekti. Hem öyküm kalbinizi kazanmış daha ne olsun :) Sevgiler.

      Sil
  2. Bence on numara bir yazı olmuş.Canın sağ olsun üzülme senin derecen kalbimizde:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem üzüldüm hem üzülmedim :) Tabii ki dereceye girmesi güzel olurdu; ama demek ki daha iyi öyküler varmış. Ben kalplerdeki derecelere de tavım olur o yani :) Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Müthiş! Çınarı öyle bir konuşturmuşsunuz ki ''dayanamamışlar'' bence.
    Uluorta sonsuzluğa yürüyen o gerçek zülfü yare dokunmakla kalmamış, hançer olup saplanmış. Kaleminize, yüreğinize sağlık...

    Ölümünün 6.yılında Yarbay Ali Tatar'ın anısına saygıyla, rahmetle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim bu sözlerinize. İnsan ister istemez düşünüyor acaba kağıda dökemedim mi, iyi yazamadım mı vs diye. Vardır bir sebep. Genel itibariyle beğendiğinizi okuyorum şu an ve çok iyi geldi bu bana. Yarbay Ali Tatar'ın ruhu şad olsun inşallah. Tabii bunun için öncelikle ona ve diğer vatansever insanlara iftiralar atan, tuzaklar kuran hainlerin adalete teslim edilmesi gerekiyor... Teşekkür ederim Zeugma, sevgiler :)

      Sil
  4. sanki yaşadığımız tüm zamanın özeti gibi olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, yer yer ipuçları vermeye çalıştım. Mesaj alınmış demek :)

      Sil
  5. Bu tür yazıları okurken kelimenin tam manasıyla kendimden geçiyorum. Yani akıl ve mantığı kapatıp sadece duygularımla okuyorum. Ve bir yazı bana bunu yaptırabilirse kalbimde odasını hazırlarım hemen. Hasılı: bu yazı da bir oda kaptı.
    Kaleminize, yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel şeyler yazmışsınız... Bu yorum da benim zihnimdeki yerini kaptı :) Derece filan düşünmez oldum, madalya gibi cümleler... Çok teşekkür ederim.

      Sil
  6. Çok çarpıcı bir yazı olmuş.Okurken insanın tüylerini diken diken eden zamanımızın olayları, yaşamın gerçek acıları asırlık bir çınarın bilge konuşmasıyla ancak böyle güzel anlatılabilir.Edebiyatın dibine vurmuşsun alıntı yapacağım çok cümle vardı on kez yukarı çıkıp aynı cümleyi yazamayınca vazgeçtim :) Tekrar tekrar hayran oldum.Yarışmaya gelince hiç üzülme yazın çok güzel, nasip diyelim. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birtakım şeyleri açıkça değil de edebiyatın süzgecinden geçerek anlatmaya çalışmıştım, görüyorum ki anlatmışım :) Aynen, nasip kısmet diyorum ben de. Beğendiğine çok sevindim ki 2 ay önce ilk yazdığımda dinlemiş ve beğenmiştin :) Desteğin için teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  7. Sen bizim gönlümüzün bir'incisisin' :) Yüreğine,ellerine sağlık.Son derece etkiliydi öykü.Bayıldımmm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E birinci benmişim ki zaten :) Ben sizin gönlünüzde birinciysem olay bitmiştir, birinciyimdir :) Çok teşekkür ederim Berikacım mutlu ettin beni :)

      Sil
  8. Yarışma kazanmamış olabilirsin ama gerçekten çok etkileyici bir yazı olmuş. Ben senin kelimelerle dansına hayranım zaten. :) Evet sen bizim gönlümüzün bir incisisin. :) Kalemine yüreğine sağlık olsun.

    Sevgiler

    Yarbay Ali Tatar'ın mekanı cennet olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha neredeyse gidip "Halkın nabzını yokladım verin birinciliğimi!" diye olay çıkaracağım :) Şaka bir yana, kazanmak kaybetmek meselesi değil de acaba yazı başarısız mı endişesi sarmıştı beni. Bu sözlerinizle endişemi gidermiş oldunuz çok teşekkür ederim... Yarbayımızın mekanı cennet olsun, amin. Sevgiler benden...

      Sil
  9. Yaziyi okuyunca "hayret...böyle bir yazi nasil dereceye giremez" diyor insan ama düsünüyorum da, günümüzde nelerin ve kimlerin ödül aldigini, nelerin ve kimlerin sevilip alkis aldigini görünce hic de sasirmiyorum ve dereceye girip girmemesi okadar önemsiz kaliyor ki. Gercek olan su ki, bu tartisilamaz : Edebiyat adina da, insanlik adina da harika bir yazi. Kalemine ve yüregine saglik.

    Yarbay Ali Tatar'i rahmetle aniyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylediğin gibi bakınca sahiden de iyi bir ölçü gibi gelmiyor ödüller :) Sağlık olsun. Yazdıklarınızdan yazımın amacına ulaştığını, vermek istediklerini verebildiğini görüyorum, bu çok güzel bir şey. Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  10. Şu anda gözlerim buğulu okuyorum yazınızı. Acaba diyorum, bundan daha iyi nasıl anlatılabilirdi, tüm bu yaşananlar, taş olsa çatlardı dedikleri bu olsa gerek. Muhteşem bir yazı,kaleminize, yüreğinize sağlık :)
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözlerinizdeki buğu yeterli bir derece, fazlasıyla onur duydum... Öncelikli amacım -mekanı cennet olsun- yarbayımızı ve ona, vatansever birçok insana yapılan haksızlıkları unutmadığımızı bu şekilde göstermekti. Beğendiğinize çok sevindim, teşekkür ederim. Sevgiler :)

      Sil
  11. Bir kalemderi klasiği... Bu tür yazıların devamını bekliyor olacağız. Eline sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onur duydum efendim, seve seve yazarım :) Teşekkür ederim.

      Sil
  12. Blogunuzun tasarımını çok beğendim :)) Bana da beklerim :) Takipteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim sevgili İrem :) Bloğunu ziyaret ettim ve takibe aldım. Daha sık görüşeceğiz inşallah.

      Sil
  13. Merhaba,
    Çınarın anlattıklarını ben de dinledim.Bir tarihin özetlendiğini düşündüm.
    Sizin yazdıklarınızı dikkatlice okudum; edebi sanatların sıraya girdiklerini ve kelimelerin dans ettiğini gördüm.
    Yorumları da okudum. Toplumumuzda takdir duygularının hâlâ var olmasına sevindim.
    Yorumlara verdiğiniz yanıtları inceledim. Bir yazarın yetişmekte olduğunu memnuniyetle gördüm.
    Yarışmalar elbette teşvik edicidir; ancak birazda yönlendiricidirler. Onun için kendi bildiğince yaz. Yarışmalara yönlendirilmiş olarak değil kendin olarak katıl. Yarışmalarda kazanamamak moral gücünü kırmasın.
    Devamlı başarılar dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın hocam sizi görmek ne güzel, hoş geldiniz sefa getirdiniz. Blog arkadaşlarımın yazdıkları çok güzel şeyler beni de çok mutlu etti kesinlikle. Fakat yine de bir soru işareti vardı aklımda. Acaba diyordum anlaşılmaz ya da bir şekilde okuyana ulaşamayan bir yazı mı bu? Benim görmediğim ya da yazıyı yazan kişi olarak görmek istemediğim bir eksiği mi var, varsa ne? O sallanmaya devam eden soru işaretini bu çok kıymetli sözlerinizle, görüşlerinizle siz giderdiniz. Bir çınarın anlattıklarını en az o kadar acı şeye tanıklık etmiş olan başka bir çınardan daha doğru kimse tahlil edemez bence, hele ki o çınar sizin gibi hayatını eğitime, kitaplara, yazıya sevgiyle vakfetmiş biri ise... Çok teşekkür ederim. Saygılarımla...

      Sil
  14. Merhabalar.

    Önce Yarbay Ali Tatar'a Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle, mağfiretiyle ve merhametiyle muamele eylemesini niyaz ederim. Onun anısına düzenlenen hikaye yarışması için kaleme aldığınız hikayeyi okudum.

    Haysiyetli, şerefli ve gururlu bir Türk askerini yalanlarla dolanlarla suçlamaya kalkarsan, işte o şerefli askerin yüreği buna dayanamaz, aslı olmayan bu pis çamurla yaşayamayacağı için, o başkalarına benzemez ve yaşamına son verir. Vefatının 6. yılında seni rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Sen rahat uyu.

    Bu memlekette hukuk ve adalet hakim oluncaya, yüreği kara cübbeliler sanık sandalyelerine oturup hesap verinceye kadar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu canından çok seven Necip Türk milleti bu mücadeleye yılmadan devam edecektir.

    Yüreğinizden kaleme, kalemden yaralı gönüllere dökülenlerden etkilenmemek mümkün değil. Her bir kelimeniz bu acımasız, vicdansız ve merhametsiz oyunun bir parçası olanların yüreğine bir hançer gibi saplanıyordu.

    Hikayenizi okuyarak yorum yazan diğer bir blogger kardeşimizin dediği gibi, hikayeniz bizim gönüllerimizi kazanmıştır. Hikayenizi beğenimizle taçlandırıyoruz. İnşAllah bundan böyle iştirak edeceğiniz yarışmalar için kaleme alacağınız hikayeleriniz, jüriler tarafından da taçlandırılır. Allah emeğinizi zayi etmesin.

    Selam ve dualarımla birlikte kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onuru, şerefi, haysiyeti olmayan insanlar; onurlu şerefli insanlar için iftiranın, yalanın, kumpasın ne kadar ağır olabileceğini bilmez elbette Recep Bey. Duygulara, düşüncelere tercüman olmuşsunuz. Yarbay Ali Tatar'ı rahmetle, saygıyla ve sevgiyle anıyoruz. Katillerini ise çok iyi tanıyoruz ve lanetliyoruz... İnşallah hepsinin yargılandığını ve hak ettikleri cezaları aldıklarını göreceğiz ben de inanıyorum. Hikayemi beğenmenize de ayrıca çok sevindim, sizin sözlerinizin ve burada yazılan diğer güzel sözlerin hiçbir ödülden aşağı kalır yanı yoktur. Çok teşekkür ederim, saygılarımla.

      Sil