6 Haz 2015

KAVGAKIRAN A-4

SEN NEREDESİN ANNE? YOL NEREDE?




Her şey yolunda. Yolunda mı? Yolunda sanırım.

Karınca gibi çalışıyorum. Kendi işlerime, benim dışımdakilerin işlerine, evin işlerine, annemin işlerine yetişmek için dört dönüyorum. Artık evimizdeyiz. Hiç eşyamız yok. Ne zaman alabilirim bilmiyorum. Anamın da şikayet ettiği yok ya, erkek adama dokunuyor evine yeni bir kilim bile alamamak... Konu komşu koltuk, perde filan vermiş. Ev yeni, içi boş... 

Annem eski Osmanlı kadınıdır. Yaşının geçtiğine bakmayacaksın, taşı sıksa suyunu çıkarır alimallah. Çalışkan, konuşkan, yürekli kadın. 6 evladı, alıp başını ötelere gitmiş. Bir ben kalmışım dizinin dibinde. Ondandır akıntıya kapılmış gider gibiyken dallarıma sarılması. Ben annemsiz yapamam... Annem de bensiz olmaz.

Babamı hep hasta hatırlıyorum. Ortaokulu yatılı okuyordum. Kırk yılda bir izin alıp köye gittiğimde babamı yatakta annemi iş başında görürdüm. İyi insandı babam. Gel gör ki zayıftı. Hem bünyesi hem bedeni. Onu en son gördüğümde beni yanı başına çağırdı. Kısık sesi titreye titreye: 

- Bu evi sen geçindireceksin. Anan sana emanet oğlum unutma, dedi.

Unutmadım. Okula döndüğümde kalbime ağrılar girmişti. Babam gidiyordu besbelli. İnce vücudu, uzun yüzü, iri mavi gözleriyle benim babam... Benim hayattan bir zerre bile çalıp çırpmamış emekçi babam, hastalıklarla boğuşa boğuşa bir dirhem et kalmış babam... Gidiyordu.

Her şey yolunda mı? Her şeyin yolunda olduğunu nasıl anlar ki insan? Akşam eve eli kolu dolu gidebiliyorsa, kapıda bir seveni bekliyorsa onu, elleri ayakları çalışıyorsa tıkır tıkır, çok şükür hayattayız diyebiliyorsa her şey yolunda galiba...

Tufan Usta akşam vardiyasına geçti. Kaldık mı ellerimin hüneriyle baş başa. Böylesi işime gelmedi desem yalan. Önündekini yapmamak için kırk çeşit dalavere çevireceğine, o enerjiyi işine harcasan zaten bitiveriyor kaşla göz arasında. 25 yaşındayım. 25 yılın içinde bir kez bile bu işi nasıl kolayına getiririm diye düşünmedim. Bu işi nasıl doğru düzgün yaparım diye kafa yordum hep. Bana kimse madalya vermedi; ama alnım ak içim rahat... Öyle işte.

Serhat her sabah geç kalıyor. Onu idare etmek de bana kalıyor. Sabah 6'da evden çıkıyor 7'de iş başı yapıyorum. Bizim oğlan 8'de bulaşığın başında olması gerekirken 10'da merdiven başında beliriyor. Ah şu tatlı dili olmasa ben ona yapacağımı bilirdim de...

"- Usta bulaşıkçı nerede?
- Gelir şimdi, yoldadır. Malum trafik."

"- Usta Serhat yok mu?
- Aradı 5 dakikaya buradaymış."

Belki böyle olmak gerekiyor hayatta. Vurdumduymaz, iş bilir, rahat... Belki böylesi doğru olan, benimki değil.

25 yaşındayım. 6 evladını bir kenara bırakıp can yoldaşını 12 yaşındaki çocuğuna emanet etmiş bir babanın yetimiyim. Hayattan bir şey alabildim diyemem, belki istemeyi bilmedim belki hak etmedim. Belki de istemedim...

Emeğe, ekmeğe ve onura inanırım. Ellerim hünerlidir. Ellerim tencereye attığı her parçadan yeni bir dünya yeşertircesine lezzetli yemekler pişirir. Ellerim kağıdın üstünde kalemle dans eder. Ağaçlar, evler, denizler çizer kara kara. Ellerim şefkatlidir. İnce düşüncelidir. Ellerim... Kendi çizgilerinde kaybolur gider yine de rikkatlidir...

Sanırım anneme sormalıyım. 70 yaşında koca bir çınarsın sen söyle kadın... Her şey yolunda mı?

Her şey yolundaysa ben de yolumdaysam eğer, herkes nerede? Herkes yolunda ben değilsem eğer, biz neredeyiz?

Sen neredesin anne... Yol nerede demeliyim...

(sürecek)

16 yorum:

  1. Bekliyorum, merakla :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim sevgili Çınar Hanım :)

      Sil
  2. O yetmiş yaşındaki çınarın dilinden kim bilir neler dökülürdü..:(
    Bakalım her şey yolunda mı????

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ince görmüşsünüz Nahide Hanım :) Şaşırdım aslında. Elimden geldiğince az serptim, sezilsin ama anlaşılmasın diye. Net görmüşsünüz tebrik ve teşekkür ederim.

      Sil
  3. Çok güzel anlatıyorsun,okurken dalıyorum.Sanki yazdığın şeyleri hissediyorum.Böyle iyi birine ne olacağını merak ediyorum okurken.Adam çok iyi sanki başına illede bişey gelmeli..:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beğenmene sevindim. Doğru valla, kötü şeyler hep iyilerin başına gelir :) Neden kötü bir şey bekliyorsun diyemem; ama olur mu bilmem.

      Sil
  4. Acaba Alıntı mı yazacak diye merak ettim. Kalemin güzel. Okudukça okutuyor. Tebrikler! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogdaki bütün yazılar benim :) Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim sevgili Yeşeren Yaprak :) Çok mutlu oldum.

      Sil
  5. Yazılarına ve üslubuna hayranım heyecanla ve merakla devamını bekliyorum çok akıcı ve etkileyici yazıyorsun yazıların bir harika okurken dünya klasikleri yazarlarının elinden çıkmışcasına ustaca kalemine sağlık.O ev ne alemde ve kimler yaşıyor çok bekletme:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu yorumu yayımlamayacaktım; ama samimi olduğunu bildiğimden sana haksızlık etmek istemedim. Böyle düşünüyorsan saygı duyarım tabii; ama dünya klasikleri yazarları benzetmesi biraz aşırı oldu :) Kavgakıran'a başladığım andan itibaren olan heyecanın kesinlikle beni teşvik ediyor. Bu nedenle teşekkür ederim. İlk fırsatta yazacağım.

      Sil
  6. Ama ben, ellerini gördüm önce
    Toplayan, düzelten, onaran ellerini
    Dokunduğuna soluk aldıran
    Telâşlı, usta, sevecen ellerini

    Geç anladım ve inandım
    Her gün daha çok inanıyorum
    Ellerin, güzel işlerin karıncası
    Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak
    SÜREYYA BERFE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar yerinde anımsanan ne kadar güzel dizeler...

      Sil
  7. Ay annesinin dilinden mi gelecek sonraki bölüm. Adil de çok sıkıntı çekmiş. Küçücük yaşta ev reisi olmuş. .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adil de erkenden büyümek zorunda kalmış maalesef.

      Sil