5 Haz 2015

VAHŞETİ SOYUNMAK



Bu kadını tanıyorum.
İsmi Hatice. Berivan. Aymen. Gül. 
Fark eder mi? Etmez.
Bu kadını tanıyorum. Duyguları, istekleri, inançları, tercihleri yokmuşçasına
ve bütün varlığı vücudundan oluşmuşçasına
köle pazarlarında, kendine Müslüman diyen adamlarca
güya din uğruna
onu dövdüler... Ona tecavüz ettiler... Onu aşağıladılar, yok ettiler, defalarca...
Yaşı 25. 37. 41. 53.
Fark eder mi? Etmez.
Bu kadını tanıyorum.
Saçlarını, göğüslerini, ayak bileklerini, dudaklarını kara çarşafla kapatınca
bütün delilleri kararttığını zanneden kattilerce ruhu
ve özgürlüğü kan revan içinde bırakılan
bu kadını
tanıyorum. 
Her gece içine akıttığı gözyaşlarıyla, olmadığını sandığı bir çıkış kapısı ararken kulağında yinelenen umut fısıltısıyla
imkansız gibi zorken, kocaman yüreğinde bir köşeye gizlediği dirayetiyle,
üzerine atılan o çarşafın altında ne zorbalıklar, ne hoyratlıklar, ne riyalar gizlendiğini yalnız kendi biliyor olmanın işkencesiyle
boynu bükülen, sırtı ağırlaşan o kadını...
Tanıyorum.
Çok güzel bir kız çocuğuydu. Pırıl pırıl. Güneşten koparılmış bir parça gibi. Büyüyünce öğretmen olmak isterdi. Doktor olmak isterdi. Pilot. Ressam. Müzisyen. Belki de heykeltıraş.
Fark eder mi?
Etmez.
Çok güzel dikiş dikerdi. Sesi çok güzeldi. Öyle güzel resimler çizerdi ki anlatamam. Her şeyi öğrenmek isterdi. Dost canlısıydı. Kime kötü bir şey olsa yardımına koşardı. İnsanları ayırmazdı. Ayırmayı bilmezdi.
İşte bu kadını ben
ta kim bilir nerelerden
acılar içinde kıvranırken bağırdığı zaman
yalnızlığını bir yorgan gibi örtünüp
bütün bunların neden olduğunu düşünmek bile istemezken
şuna buna satılırken hem kıymetli hem de ucuz bir eşya gibi
ve her satıldığı yerde ondan bir bitki gibi susması, yatması ve bacaklarını ayırması beklenirken
bu kadını işte bu kadını
saçmasapan bir şekilde yaftalanırken her yanı
fahişelikle, dinsizlikle, kitapsızlıkla, şeytanlıkla, yalancılıkla
aslında sadece
ama sadece 
kadınlıkla...
suçlanan bu kadını
Susmak zorunda kaldıklarını duyduğumda
sağır olduğum bu kadını tanıyorum.
Bir defa aşık olmuştu. Üç çocuğu vardı sonra. İstemeye gelmişlerdi, çok utanmıştı. İlk bir köşe başında sevmişti beğenmişti. Seçmişti...
Fark eder mi? Etmez.
İşte bu kadın
Bu kadınlar
Bizim kan kokan vahşi ellerimizden, umarsızlığımızdan, olanca şiddetiyle hep bana, hep bize isteyen bencilliğimizden
kendi içimizde kendiyle çelişen her zerremizden, kibrimizden, riyamızdan, sefahat merakımızdan, içinde debelendiğimiz zevk çukurundan, iki yüzlülüğü çoktan saf dışı bırakmış çok yüzlülüğümüzden, güle oynaya yapıp seçtiğimiz ayaklara geçirdiğimiz zincirlerimizden, kokuşmuş martavallarımızdan, insanlık kardeşlik sevgi barış örneğin...
Sınırları dışına çıktığı ilk anda
Üstündeki kara çarşaftan çığlık çığlığa
Çok gecikmiş bir sevinçle
Çok eksik verilmiş bir özgürlükle
Soyundu...
Işid katillerinin elinden kurtulan bir kadın... Bu fotoğrafı gördüğüm anda hafızama kazıdım.
Onun, onların soyunduğu bu haddinden fazla kir, ayıp, riya saklayan (sakladığı sanılan) kara örtünün
hiç çıkmamak üzere o çürümüş zihniyetin üzerine örtülüp toprağa gömüldüğü gün
bir daha bakmak için.
Bir daha bakmak için.
Ve bir daha
bir daha...

8 yorum:

  1. Tüm kadınların üzerinden keşke bu vahşet soyulup atılabilse... Şükür ki bu kadın, bu adam, bu çocuk kurtuldu da... Ya diğer pek çok can... Her gün düşündükçe içim yanıyor..:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki... Kendine Müslüman diyen katiller her gün biraz daha güçlenerek zulmünü katlıyor. Çaresizce izliyoruz biz de.

      Sil
  2. Tüylerim diken diken. Harika eleştirel edebi bir yazı. Blok yazmıyorum google'dan yorum yazıyordum şimdi alternatif var mı anonim mi yazacağız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Orada seçenekler arasında Google hesabı da var. Google hesabınızla yorum yazmaya devam edebilirsiniz.

      Sil
  3. Çook ama çokkkkk güzel bir yazı olmuş,önce tebrik ederim.Kadın kimsenin malı değildir.O kadını hepimiz çok yakından tanıyoruz malesef ama sadece tanıyoruz elimizden hiçbirşey gelmeyerek.Işit denen pislik sürüsünü de müslüman olarak görmüyorum insan olamazlar ne tür varlıklar ne tür canavarlar onunda adını koyamıyorum zaten ALLAH onları helak etsin inşallah kanım donarak okudum.Keşke her yazar bu kadar duyarlı olsa kalemine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum, ne yazsam yetersiz geliyor. Öfkemi, hüznümü aktaramıyor gibiyim. Öyle büyük. Kadın olmak gerçekten zor. Tabii ki bu zalimler kadın erkek çocuk demeden herkesi katlediyor; ama kadın hayatın her alanında, her vakit alınıp satılan bir meta sanki, başka şey oldurmuyorlar. Bir kadın olarak bunun hasar boyutlarını tahmin edemiyorum ben.

      Sil
  4. Sadece kara çarşaftan sıyrılmak değil, çok çok şey anlatıyor yukarıdaki resim. Zulmü, işkenceyi, kanı, vahşeti acıyı ve buna dini alet edişi. Üstüne bir de bunca baskının altında kadın olmayı... Kadın olarak ezilmeyi, horlanmayı, kara çarşafa saklayıp her türlü cinsel istismarı kendine hak görmeyi ve bunu yine dini kılıflara uydurarak yapmayı. İşte sıyrılıp atılan o çarşaf bütün bunlara isyan ve sonunda kurtuluşu simgeliyor adeta.

    Ve yine duyarlı yüreğinden dökülenlerle kalemini konuşturmuşsun, tebrikler

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de bu güzel yorumla adeta yazının bir özetini çıkardınız... Katkınız için çok teşekkür ederim, sağ olun.

      Sil