17 Ağu 2016

"BUNLAR BANA YETER"


Yalnızlığı bildiğimi düşünürdüm hep. Bilirdim de. Ama, ona dair öğreneceklerimin bu kadar çok olduğunu bilmezdim. 
Bugüne kadar yalnızlık adını verdiğim her durumun beni bugünlere hazırlamak için bir ders olduğunu hiç düşünmemiştim örneğin. Kendimi bildim bileli insanlardan uzak durmam, hayatın beni mecbur bıraktığı koşuşturmacalar haricinde topluma karışmayı tercih etmemem, çoğu kez istesem de bunu başaramamam, kitaplara gömülmem, az konuşmam... Gitgide bu zorunluluklar da bitiyor ve kendini hiçbir şeye mecbur olmadığı, aslında gayet de keyifli bir yalnızlığın içinde buluyor insan. Hoş yalnızlığın en keyiflisi olsa keyfi ne olur; ama konu o değil tabii.
Eğitim hayatım boyunca hep "Keşke hiç ders çalışmam gerekmese; sadece kitap okusam." demişimdir. Oldu geç de olsa. "Pencereden baktığımda biraz yeşil göreyim." istemişimdir, oldu. Etrafımda bir sürü kedi olsun, huzurla, neşeyle yaşayabilecekleri bir doğa olsun, ben de onlarla ilgileneyim istemişimdir, oldu. Deniz ayaklarımın altında olsun, havayı kokladığımda masmavi koksun istemişimdir, oldu. Sadece yazayım, okuyayım, iyi filmleri arayıp bulup rahatça izleyeyim, canım istediği kadar müzik dinleyeyim istemişimdir hepsi oldu. 
Bodrum'a yerleşeli 1 sene oldu tam. Başlarda ben farkında olmasam da Ankara'nın kendisini değil; ama orada 10 yıl geçirmenin getirdiği kimi alışkanlıkları özlemenin etkisiyle çok fazla gelgit yaşadım. Gözlerim bildik, tanıdık sokakları, dükkanları, kalabalıkları arıyordu kendime itiraf etmek istemesem de. Ne de olsa Ankara benim bir yerde yıkımımdı. Arkama bakmam sanıyordum; ama çoğu kez bakarken buldum kendimi. Tırnaklarımı geçire geçire iyi kötü tutunmuşum bir yerlerine. Özlüyordum.
Bu yüzden hep hayal ettiklerimin artık avucumda olduğunu göremedim geçen zamanda. Artık görüyorum... Farkındayım. Anlıyorum. Kimilerine doğdukları anda altın tepside sunulan şeyleri kastetmiyorum ben. Onlarda ne gözüm var ne hevesim. Şimdikinden fazlasını da istemiyorum; çünkü hayal ettiklerim bunlardı. Geriye kalıyor kıymet bilmek...
Bloğumu, zaman zaman tıpkı şimdi yaptığım gibi bir nevi günlük olarak kullanma ihtiyacı duyuyorum. Bunu yaparken, özellikle de Kavgakıran ilerledikçe yazmakta zorlanır oldum. Özgürlük isteyen bir şey yazmak, baskı hissine gelmiyor hiç. Diğer blog yazarlarıyla tanıştıkça, kendimi tanıttıkça "O ne der, bu ne düşünür..." gibi düşünceleri yakamda duyumsamaya başladım maalesef. Hayatım boyunca nefret ettim bu histen. O yüzden takip ettiğim tüm blogları okuma listemden çıkardım. İstisnasız herkesi. Bunu da açık yüreklilikle söylüyorum ki dileyen bloğumu takipten çıkarabilsin. Okuyan, yorumlayan herkese açık Söz Sanatı. Ben sadece gittikçe daha şiddetli duyumsadığım baskıyı en aza indirgemeye çalışıyorum. Aslında çok daha rahat ve çok daha sık yazmam gereken koşullara sahibim; ama bu baskı beni güçlü bir şekilde frenliyor. Ben baskılardan daha güçlüyüm. Bu frenden de daha güçlüyüm...
Düşkıran'ın bir bölümünü Yunus'a okuyup bitirdiğimde duygu karışıklıkları içinde sarılmıştı bana. Hem kızgın hem tedirgin hem üzgündü. "Ne oluyor?" diye sordum, "Seni benden alacaklarmış gibi geldi." dedi gözleri nemli. O an ona kızdım; çünkü bu hikayeyi en net en doğru bilen kişi olduğu halde böyle hissediyordu. Sonra uzun bir zaman yeni bölümü yazamadım, baskı hissediyordum... O geçti, kendi hikayemi anlatırken başkalarınınkini de anlatmak zorunda olmanın baskısı geldi. Onu aşmaya çalışırken az çok bir blog çevresi edinmenin baskısı geldi. O bitmeden yazacaklarımın benim için yeterince ağır oluşu ve nasıl yazacağımı bilememenin baskısı... Oysa tek istediğim yazmak. Özgürce, önünü ardını düşünmeden yazmak. Bu iş başka türlü olmaz ki? Oluyor diyen yalan söylüyordur. Şöhret kovalayanın yazmaya tutkusu mutkusu yoktur. "Ben yazmaya tutkunum." demekle de yazı ehli olunmaz... Sözün özü, ben yazmak istiyorum. Evet başta bu tanışıklıklar hoşuma gidiyordu; ama bu durum zamanla beni kısıtlayan bir şeye dönüştü. Esasında hiçbirinizi tanımıyorum, hiçbiriniz de kati surette beni tanımıyor. Bu baskıyı duyumsamak hoşuma gitmiyor ve onu mümkün olduğunca istemiyorum hayatımda. 
Yani yeniden isteyene kadar ki o da kesin değil, blog takip listem boş kalacak. Facebook'ta yokum, sayfamı da dondurdum. Onu yeniden aktif eder miyim yoksa sıfırdan bir sayfa mı açarım şimdilik meçhul. Twitter'da kafa dağıtacak, blogda gönlümce yazacağım bildiğim bu.
Son okuduğum İnziva adlı kitapta Mary adındaki karakter "Ben yapayalnız bir hayat yaşadım." diyordu kitabın sonunda. Kalın kalın çizdim o cümlenin altını. Dahası da var, var olmaya; ama konu burada düğümdü işte. Ben de yapayalnız bir hayat yaşadım, yaşıyorum. Bu yüzden benim sahip olduklarım, olabildiklerim dünyanın en kıymetli şeylerinden daha kıymetli nazarımda. Yalnızlığın önüne geçemiyorum; ama yalnızlığımda kendimi nasıl avutabileceğimi artık çok iyi biliyorum. Bu avuntulardan biri, hatta başlıcası yazmak. Yazmak özgürlük istiyor. Yazma özgürlüğü yalnızlığı katmer katmer artırsa da, ben de o özgürlüğü istiyorum.
Bir daha uğramama olasılıklarına karşılık bugüne dek buraya zaman ayıran, yazdıklarımı takip eden herkese teşekkür ederim. Dediğim gibi takibi sürdürmek isteyenlere kapım açık. Yorumlara, görüşlere, ziyaretlere. Ben yapmam gerektiğine inandığım şeyi yaptım, hepsi bu.
"İstediğin her şeyi verdim, artık canının istediğini yapabilirsin." diyen bir kadere karşı, yapmam gerekeni yaptım. Çünkü, açık olmam gerekirse, evet gerçekten istediğim her şeyi verdi. Bunlar bana yeter derdim hep ve şimdi yalancı çıkmak istemiyorum. Bunlar bana yeter. Hayat, teşekkür ederim.

35 yorum:

  1. Hayata verdiğin sözü tutmak bir erdemdir bana göre.Sende bu erdemi yerine getiriyorsun.Kendin için en doğru kararı verdiğine inanıyorum,yolun açık olsun.)Ben takipte kalıcam bu güzel yazıları takibi bırakmayı düşünmüyorum.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski düşüncelerimi, isteklerimi hatırladıkça bu aralar kızdığım, üzüldüğüm her şey anlamsızlaşıyor. Çok geç olmadan farkına vardığıma sevindim :) Desteğin için teşekkür ederim.

      Sil
  2. Yalnızlık güzel gelir bana. Çünkü kalabalıklar arasında içine dönebilir mi insan bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kitap yazıyorsun, muvaffak olursun inşallah. Zaman zaman bu düşünce benim de aklımı çeliyor ama şimdilik üstünü örtüyorum. Bodrum güzel bir yer. Bende Türkiye değilmiş gibi bir his uyandırmıştı gezdiğimde. İlham veren bir şehir. Ve yazının sonundaki teşekkür... Hepimiz her ne olursa olsun teşekkür etmeliyiz hayatımıza. İnsan yaratılmışız her şeyden önce. Tüm güzellikler seninle olsun canım. Sevgilerimle ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söyledin, insan kalabalıkta kendine dönemez. Aslında yola kitap yazıyorum diye çıkmadım. Yazacaklarımın bu kadar çok olması beni de şaşırttı ve kitap olmaya doğru kendiliğinden bir gidişat olduğunu anladım. Kısmet tabii. Umarım sen de başlarsın yazmaya. Gerçekten söylendiği gibi "Başlamak bitirmenin yarısı." Bodrum rüya gibi bir şehir... Sanırım bu yüzden rüya olmadığını anlamam 1 yılımı aldı :) Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  3. Hayırlı olsun kararların, umarım istediğin sonuçları veriri. Çırılçıplak oturmalı masaya der Duygu Asena, Kadının Adı Yok, kitabında.
    Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söylemiş. Ben kendime kocaman bir pay çıkardım :) Teşekkür ederim sevgili Aze.

      Sil
  4. Hayatta iki şey kendimi özgür hissetmemi sağladı. Biri araba kullanmak, diğeri de yazmak. Her ne kadar İstanbul trafiğinde yol almak mümkün olmasa da direksiyonun bende olduğunu bilmem bana hep kendimi özgür hissettirdi. Yazmaya gelince.. Yazmayı öğrendiğimden bu yana kaçış noktam oldu.. Yazdıkça, konuşmadıklarım, konuşamadıklarım, ısrarla anlatmadıklarım satırlara döküldükçe kendimi özgür hissettim. Çevremde hiçbir zaman (ailem hariç) 1’den fazla arkadaşım olmadı. Olanlara da ya anlatmadım yada anlatamadım. Gerçek, elle tutulur, gözle görülür bir yalnızlık oldu benimkisi. Kalabalıklar içinde yalnızlık hissini yaşamadım. Buda yazmaya daha çok itti. İç içe geçmiş benlere sığındım. Kendim anlattım, kendim dinledim. İş hayatında kalem – kağıt birlikteliğinin bir süre sonra insanların gözüne battığını fark edip, daha rahat yazmak adına blogumu açtım. 3 yıl kadar (davet alana dek) orada da tek başımaydım. Neyse uzatmayayım bir şekilde takip edilmeye ve yorum almaya başladım. Kanlı canlı yalnızlığımı, şu soğuk makinenin başında gelen yorumlara cevap verirken, unuttum. Bu daha önce yaşamadığım bir şey olduğundan kendimi iyi hissetmeme sebep oldu. Sonra bir şekilde seni buldum. Yazılarını keyifle okudum, takip ettim. Öyle güzel yazıyordun ki (hala da fikrim aynı sadece bütünlüğü bozmamak adına bu şekilde yazdım) çoğu zaman altına yapacağım yorumun, yazılarına haksızlık olacağını, cılız kalacağını düşünüp sadece okumakla yetindim. Demem o ki, özgürlük kişiden kişiye değişen bir kavram.. Bunu ne yaparken hissediyorsak o değere sahip çıkmamız gerekir. Sen bu şekilde iyi hissedecek ve özgür olacaksan elbette ki okuyucular bunu saygıyla karşılayacaktır. Karşılamalıdırlarda. Yazmaya bu denli gönül veren kişiyi, üstelik kendim bulup takibe almışsam ki öyle oldu, sırf beni takip etmeyecek diye bırakıp gitmem mümkün değil. Aksi yazdıklarım ve düşündüklerimle ters düşmek olur. Ben şahsım adına bir adım geri çekiliyor ve sana alanını geri veriyorum. Özgürce yaz, dilediğince yaz.. Ben yine seni takip edeceğim, yine sana yorum yapacağım.. Yeter ki yaz, hep yaz.. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar güzel bir yorum ve bakış açısı ki, utandım açıkçası. Herkesin kendini özgür hissedeceği koşullar farklı elbette. Biraz keskin bir yazı yazdım galiba. Buna rağmen bu güzel sözleri ve desteğini esirgemediğin için çok teşekkür ederim. Değerli bir kalemsin. Yalnızlık, söz konusu yazar beslemek olunca çok iyi iş çıkarıyor :) Sevgiler...

      Sil
  5. Hayırlı uğurlu olsun verdiğin kararların. Ama dost acı söyler diyerek bu kararların bloğunu yalnız bırakacağını söylemem gerek. Sen de biliyorsun çoğu kişi takibe takip yoruma yorum şeklinde yazıyor. Gerçi "Yazma özgürlüğü yalnızlığı katmer katmer artırsa da, ben de o özgürlüğü istiyorum." diyerek bunu göze aldığını söylüyorsun ama ne biliyim yine de üzücü gelebilir ilerde. Herşeye rağmen yazma tutkunu her cümlende bir kez daha hissettirdin. Seni tanıdığım için çok mutluyum.Bu kesinlikle veda değil ben buralarda olacağım sana destek olabilmek adına..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorum öyle olacağını az çok :) Olmayabilir de tabii. Ama, ben dikkatimi başka bir noktaya, yazıya kaydıracağım için farkında olmayacağımı düşünüyorum. Beni düşündüğün için sağ ol, üzülmem gibi geliyor :) Çok teşekkür ederim desteğin için, sevgiler.

      Sil
  6. Kanka kusura bakma ama kitabın listeleri salladığında ben bu yazarı tanıyorum havasını atmaktan mahrum kalmaya niyetim yok sen yazmana bak okuyanın illede çıkar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna çok güldüm ya :) Demek öyle bir ihtimal olduğunu düşünmesen yüzümüze bakmayacaksın :)) Olsun, dürüstlüğüne saygı duydum ben. Teşekkür ederim :)

      Sil
  7. Ben her daim takibindeyim bu güzel ve açıksözlü yazıların :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygulandım biliyor musun? Bu sözler ne demek istediğimi güzelce anlatabildiğimi gösteriyor. Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  8. Kısa ve net hayırlısı olsun.

    YanıtlaSil
  9. Unutulmayan Ankara'nın bir parçası olarak Bodrum'a Hüdaydalı selamlar gönderirken okumak, pazarlıkla değik. Takip et ya da etme, takipteyim :)))9

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bodrum'dan Ankara'ya da hasret ve sevgiler o halde :) "Okumak pazarlıkla değil." kesinlikle. Gönül işi... Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  10. Mesele takip etmek ya da edilmek değil ama yapılan yorumlar senin üzerinde baskı oluşturuyorsa işte bu sıkıntı.

    Yine de her ne olursa olsun insan mutlu olduğu şeyi yapmalı. Sen de öyle yapmışsın. Bana gelince blogunu okumaya devam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yapılan yorumlar değil, gittikçe diğer blog yazarlarıyla oluşan bağ, ilişki demek istedim :) İyi tanımaya, tanınmaya başlamak yani. Bana kalırsa da insan nasıl rahat hissediyorsa öyle yapmalı. Ben de bu yazdıklarımla sizde baskı oluşturmak istemem asla. Ne zaman isterseniz takibi bırakabilirsiniz, gönül koymam kesinlikle. Teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Siz = Sen ve diğer blog yazarları :)

      Sil
  11. Böyle olması seni,rahat hissettirecekse bize saygı duymaktan başka bişey düşmez. Ben senin yazılarını seviyorum. Yani takibe devam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sözler beni duygulandırıyor... Evet, böyle daha rahat olacağım kesin. Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  12. Şöhret kovalayanın yazmaya tutkusu mutkusu yoktur.
    Bu söze şiddetle katlıyorum ve evet yazmak özgürlük ister,yalnızlık ister bazen öfke bazen ihtiras,inişler çıkışlar ister..dağınık ortamlar,bir kaç adet içilmiş çay kahve bardakları ister,kendini unutmak ister saçının kirlenip aldırmamayı ister..blog güzel bir kavram,yazarsın paylaşırsın ama neyi? her şey paylaşılmıyor hiç bir yazar küçük veya büyük paylaşmak için yazmıyor,yazar için yazmak temel bir ihtiyaçtır,yazamazsa aç kalıyor hatta yavaş yavaş ölüyor.Ben öldüm mesela,kendimden biliyorum.
    Sen yaşa.
    Emi?
    Senin için ve kendin olarak.
    Kalp de baskıya gelmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle yerinde ve dosdoğru sözleri ancak yazmaya tutkusu olan biri yazabilirdi zaten. Bana sürpriz oldu, üzüldüm de... "yazar için yazmak temel bir ihtiyaçtır,yazamazsa aç kalıyor hatta yavaş yavaş ölüyor.Ben öldüm mesela,kendimden biliyorum." Kendi adıma da ürktüm sanırım ya ben de ölürsem diye. Seçemediğimiz çok şey var, koşullar her zaman istediğimiz gibi olmuyor. Ben şimdi evet istediğim koşullara sahibim; ama yarın ? Zaten bu yüzden bu koşullara ve özgürlüğe sahipken daha çok yazmam gerektiğini düşündüm, yanılmadığımı anladım. Çok özel bir yorum bu, hafızama kazıdım. Yaşamak için elimden geleni yapacağım, teşekkür ederim...

      Sil
  13. Kendi özgürlüğünü ne şekilde hissediyorsan yolun ve ufkun açık olsun her daim ...
    Kalemin yüreğindekilerle coşsun ...
    Hakkında hayırlısı olsun
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki bir dönemdir sadece, umarım öyledir yani. Yazmam gerekenleri bitirdiğimde, gönül rahatlığıyla sizlerle düzenli ve sürekli irtibat halinde olmayı çok isterim; çünkü hepiniz birbirinden olgun ve anlayışlı insanlarsınız. Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  14. Yazmak zor iştir eminim... Hem de bu kadar güzel ve içten yazmak.. Okuyucuyu yazdığı yazıların, şiirlerin içine hapsedecek kadar etkili yazmak kolay olmasa gerek.. Yazdığın kelimelerin arasında kaybolurken hep takdir ettim seni... Baskı hissetmeden yazacak kadar kendini rahat hissetmeli insan. Çok haklısın..

    Çocukluğumdan beri denedim hep yazmayı. Şiir olsun, makale olsun. Ama hep tıkandım.. Çok zor gerçekten.. Beceremedim.

    Ben yazdıklarından mahrum kalamam.. O yüzden fırsat buldukça buralardayım..:) kendine iyi bak.. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimseye haksızlık etmek istemem; ama sen bende başkasın. İletişim kurmasak da, buna vaktimiz ya da fırsatımız olmasa da, biliyorum ki kalplerimiz bir. Senin de yazmanı çok isterim mesela. Anlatsan, bir kitaplık söz de senden çıkar kesinlikle. Ben kıvılcımı bırakayım belki koca bir yangına dönüşür ve sen de hikayeni anlatırsın bizlere ki o kabiliyete fazlasıyla sahipsin. Yukarıda da söylediğim gibi, yazmam gerekenleri bitirdikten sonra yine aranıza karışmayı isterim elbette... Çok teşekkür ederim, seni buralarda görmek beni ancak mutlu eder. Sevgilerimle.

      Sil
  15. Ben de varım , okuyucu listesine yaz beni de :D

    YanıtlaSil
  16. Cümlelerin dürüstlüğünle birleşince bi şekilde insanı etkiliyor.Takibi bırakırsam belkide çok güzel yazıları kaçıracağımı düşündüm. Sana kolay gelsin nasıl özgür olacaksan öyle yap. Genelin söylediği gibi ben de takipte kalıcam.

    YanıtlaSil