Suskunluğumdan konuşmayı bilmediğim sonucunu çıkarıp beni cahil diye fişlediniz.
Bana zulmettiğinizin ertesi günü ayağa kalktım; sayfa sayfa dilekçe, şikâyet metni ve sosyal medya paylaşımı yazdım.
“Deli” diye yaftalamaya çalıştınız; aklımın, fikrimin, zikrimin gayet yerinde olduğunu görünce çaresiz kaldınız.
En acınası yere sığındınız sonunda: dış görünüş üzerinden alay etmeye.
Onda da yanıldınız. Bir saçını taramaya, biraz makyaja, kendine çekidüzen vermeye bakar insan; o iş de hallolur. Hatırladınız.
Kısacası, ezberinizdeki hiçbir kalıba sığdıramadınız beni.
Normal.
Çünkü inanmadınız.
“Allah yazdırıyor, Allah yürütüyor, Allah söyletiyor, Allah bildiriyor.” dedim; yanaşmadınız.
Şimdi yine söylüyorum:
Allah tutuyor, Allah seviyor, Allah koruyor.
“Seni toplayacağım, iyileştireceğim, hatta herkesin gözü önünde yükselteceğim.” diyor.
“Sen bilirsin Allah’ım.” diyorum.
“Sen ne dersen o olur.” diyorum.
Hayatım boyunca dediğim gibi…
Evet, beni çok korkuttunuz; zaman zaman hâlâ zulmünüzden korkuyorum.
Ama korkunun esiri olmadım, Allah’a şükür.
Allah’ın izniyle bundan sonra da olmayacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.