16 Şub 2026

UZUN BİR GECEDEN

Hayatımda hiç bu kadar uzun bir kış geçirmemiştim. Hatta hiç bu kadar uzun bir gece... Ne okumak ne yazmak ne bir şeyler izlemek ruhumdaki yaralara merhem olamıyor. Beni kaybetmiş gibiyim. Daha doğrusu bir ömür boyu olmamı bekledikleri, bu sebeple baskı yaptıkları benin kederiyle, gerçek benliğimden uzaklaşmış gibiyim.

Diyeceksiniz ki bunu yeni mi fark ettin? Ben de her zamanki saf, temiz ve kendisiyle pek bir övündüğüm kalbimle diyeceğim ki: Evet. Kendim de fark etmedim. El-Vedüd tarafından fark ettirildim. Gösterildim. Öğretildim... Beni Allah büyüttü. Hem maddi hem manevi anlamda. Ve bu şiirsel bir metafor değil; hakikat.

Bitmek bilmeyen bir yası tutar gibiyim. Ne zaman biter onu da bilmiyorum. Bunca saldırının, kötülüğün, fitnenin ortasında ben yazıyla, müzikle, incelikle, kendimle kalacağım demişim. Yüce Allah da "Tamam Çiçeğim." demiş. Sen kirlenmeyeceksin. Çünkü Ben tutuyorum... Ve tutmuş da. Hem de öyle bir tutmak ki.

Neticede yine en bildiğim noktaya dönüyorum. Kendime. İyi, temiz, doğru olduğunu adım gibi bildiğim yere. İçime. Gidecek başka bir yer, sığınacak başka bir liman bulamıyorum. Nice zor kışları ve geceleri bu şekilde atlattığımı hatırlıyorum ve bir daha deniyorum...

Konuşacak kendim gibi derin bir kalp bulamamış olmam benim kabahatim değildi. Konuşmak için koskoca dünyada Veysel gibi bir dost bulamadan günü akşam eylemek... Hatta koca bir ömrü devirmek... Benim kabahatim değildi. Şimdi, içimin en mahrem yerlerini açarken, kim ne der ne düşünür baskısını iliğime kemiğime kadar duyumsamak da. Oysa ne alacağım ne vereceğim var birileriyle... Kimseye kötülük etmemiş, kötülük görse bile kin tutmamış, Allah'tan başka da bir şeye, birine sığınmamış bir kul olarak duruyorum dünyanın orta yerinde. Halimi kayda alıyorum. Ve artık anladım ki zor da olsa belki bir gün benim gibi biri çıkar ve yazdıklarımı okuyup ben yalnız değilmişim der. Ya da ALLAH'a yönelir ne bileyim... Her şey olabilir.

Çünkü, ben hiçbir zaman dünyanın peşinden koşmayı beceremedim. Bana düşeni yaşadım, bana verileni sevdim. Şimdi dönüp baktığımda bildiğim tek şey şu: 

İnsan bazen her şeyi kaybettiğini sanırken aslında kendine döner. Ve ben yine en başa... İçime dönüyorum. El-Vedüd'ü sevmekten başka bir şey bilmeden. 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *