Hepiniz bir oldunuz,
başını nasıl yakarız diye plan yaptınız.
Ama ben hâlâ özgürüm.
Ayaktayım.
Gülüyorum.
Ne evimden atabiliyorsunuz,
ne o gece yaptığınız gibi döve söve nezarete atabiliyorsunuz,
ne de başka bir şey.
Allah’ın izniyle artık bana “kıst” bile diyemiyorsunuz.
Çünkü O, beni sizinle değil;
içinde Allah korkusu ve sevgisi olan insanlarla karşı karşıya getiriyor.
“Ben buradayım, Çiçeğim.” diyor.
“Gerekirse ağla,
sızla,
hakkını ara, konuş, anlat;
ama korkma.” diyor.
Ben de ne derse öyle yapıyorum,
bir ömür yaptığım gibi.
İçimden sizin için neler neler geçiyor;
ama hiçbirini yazmıyorum da, söylemiyorum da.
Çünkü hayattaki en büyük korkum size benzemek.
Birini incitmek.
Üzmek.
Ona haksızlık etmek.
Allah korusun…
Zulmetmek…
Ben mazlum oldum;
otuz sekiz koca yıl boyunca.
Ama Allah’a şükür,
bir kez bile zalim olmadım.
Sineği karıncayı bile temizlik yaparken incitmemek için
Allah bana izin verdikten sonra
incitmek zorunda kaldığımda
onu bile ağlaya ağlaya yaptım…
İşte siz,
böyle birine zulmettiniz
ve etmeye devam etmek istiyorsunuz.
Ama Allah izin vermiyor işte.
Vermeyecek.
Allah’la aşık atmak kim,
siz kim.
Evet, ben Allah’ın Çiçeği’yim.
Geçen her gün bunu siz de hissediyorsunuz zaten.
Nefsinize zor geliyor kabul etmek.
Umurumda bile değil.
Ben O’nun avucundayım.
Kucağındayım.
Kalbindeyim.
Hem de bütün varlığımla.
Ne özür istiyorum,
ne bir şey.
Tek istediğim:
Başkasına bir kez daha böyle zulmetmeyin, inşallah.
Başkasını yakmayın.
Yakamayın.
Âmin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.