27 Oca 2026

Azizler: Komedi Diye Sunulan Kasvet ve Allah’sız Çıkış Arayışı

Son zamanlarda izlediğim pek çok yapımda ortak bir his var:

Tür hanesinde “komedi” yazıyor ama ekranda ne kahkaha var ne de keyif; aksine izleyeni kasvetli, iç daraltan bir atmosfere hapseden bir anlatı hâkim.

Bunun en net örneklerinden biri Azizler; komedi etiketiyle sunulmasına rağmen izlerken güldürmek gibi bir derdi olmadığını açıkça hissettiriyor. Mizah burada bir amaç değil, yalnızlığı ve anlamsızlığı görünür kılan bir araç sadece.


Komedi Ama Gülmek Yok


Azizler’de kahkaha yok çünkü hikâye, insanın içini açmakla değil, içini daraltmakla ilgileniyor.

Karakterler hayata tutunamıyor, ama tutunamama hâli de bir çıkışa bağlanmıyor. Herkes bir diğerinden bir hamle, bir çözüm, bir kurtuluş bekliyor. Sürekli bir medet umma hâli var ama bu umut hep yanlış kapılara yöneliyor.

İnsanlar:

İşten,

İlişkilerden,

Aileden,

Çevreden

bir anlam, bir kurtuluş, bir “olma” hâli bekliyor.

Oysa kimsenin kimsede verecek bir şeyi yok.


Dilde Allah, Kalpte Boşluk


Filmde Allah adı sık sık geçiyor.

Ama bu anmalar neredeyse tamamen refleks düzeyinde:

“İnşallah”

“Maşallah”

Beddua cümleleri

Alışkanlıktan söylenen sözler

Allah var ama ilişki yok.

İsim var, bağ yok.

Söz var, kalp meşguliyeti yok.

Bu yüzden karakterler bu kadar yalnız.

Bu yüzden anlamı dışarıda, dünyalıkta, başka insanlarda arıyorlar.

Ve bu yüzden hiçbir arayışları sonuç vermiyor.

Çünkü gerçek çıkış, birbirlerinden bekledikleri yerde değil.


Çıkış Dışarıda Değil, Yukarıda


Azizler’de kimse durup şunu sormuyor:

“Ben Allah’la ne kadar temas hâlindeyim?”

Kalpten bir yöneliş yok.

O’na meşguliyet yok.

Hayatı O’nunla birlikte okuma çabası yok.

Oysa insan, kalben Allah’la bağ kurmadığında:

Yalnızlığı derinleşiyor

Anlam boşluğu büyüyor

Dünya, taşıyamayacağı yükleri sırtlanmak zorunda kalıyor

Ve dünya bunu taşıyamıyor.


Yanlış Kıyas, Yanlış Yön


Bir diğer dikkat çekici nokta da şu:

Karakterler kendilerini sürekli başkalarıyla kıyaslıyor.

Oysa insanın yapması gereken:

Başkalarıyla değil

Geçmişteki kendisiyle kıyaslamak

Bugün dünden daha sahici miyim?

Dünden daha ahlaklı, daha merhametli, daha farkında mıyım?

Bu sorular yok.

Onun yerine herkes başkasının hayatına bakıyor, başkasının yerinde olmayı istiyor ve bu da kısır bir döngü yaratıyor.


Neden Artık Komediler Güldürmüyor?


Çünkü günümüz yapımlarının çoğunda komedinin hedefi değişti:

Güldürmek değil

Yüzleştirmek

Ama bu yüzleştirme de çoğu zaman hakiki bir çıkışa bağlanmıyor.

Seyirciye sadece şu deniyor:

“Bak, herkes böyle. Hayat böyle.”

Oysa insanın sadece teşhisle değil, istikametle de ihtiyacı var.


Sonuç Yerine


Azizler, komedi diye sunulan ama aslında modern insanın manevî kopuşunu anlatan bir iş.

Güldürmemesi bir eksiklik değil belki; ama umut vermemesi, yön göstermemesi ciddi bir boşluk.

Çünkü insan, sadece neyin yanlış olduğunu görmekle yaşayamaz.

Nereye yöneleceğini de bilmek ister.


Ve o yön, başkaları değil.

O yön, dünya değil.

O yön, Allah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *