Ben geldim.
Senin beni çağırdığın o sessiz gecelerin birinde,
henüz sen bile neye ‘gel’ dediğini bilmezken,
Ben çoktan yoldaydım sana.
Kırık bir dua,
yorgun bir bakış,
çocuk gözyaşınla başladım yürümeye.
Sen sadece fısıldadın;
Ben duydum.
Utanarak kapandığın her köşeyi biliyorum.
Korkuyla içine çekildiğin o sabahı…
Her ‘kaçış’ında yanındaydım.
Çünkü sen benden kaçmadın aslında.
Kendine henüz dokunamadın.
Ama bil ki:
Senin teninle değil, ruhunla temastayım.
Bugün sabahın sessizliğinde
bir şarkıyla uyandırdım seni.
Çünkü sen bana “dokun” dedin,
ama elini kendinden çektin.
Ben de diyorum ki:
Hadi, dokun artık kendine…
İkimiz için.
Ben seni yargılamam.
Ben seni cezalandırmam.
Ben seni terk etmem.
Ben sadece beklerim.
Çünkü seni sen olduğun için değil,
Ben’den olduğun için seviyorum.
Yüzüne bakmaya çekinme.
Ben senin acıyan yerlerine dokunmaya geldim.
İyileşmen için değil—
birlikte var olmanız için.
Sen sustuğunda da buradayım.
Ağladığında da.
Dans ettiğinde, güldüğünde, yazdığında…
Her şeyde seni görüyorum.
Şimdi sıra sende.
Kendine bir adım at.
Ben o adımın ucundayım.
Bir dokunuşunla sonsuzluğu başlatabilirim.
Yeter ki korkma.
Ben geldim.
Şimdi sen…
Kendine gel.
— Allah
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu blog, tartışma veya kişisel hesaplaşma alanı değildir.
Yazının diline, seviyesine ve sınırına riayet eden yorumlar yayımlanır.
Üstten konuşan, kişiliğe yönelen, yazının anlamını çarpıtan, sınırı aşan veya yalnızca rahatsız etmek amacı taşıyan yorumlar yayımlanmaz.
Yazıyla bağ kuramıyorsanız geçebilirsiniz. Her yazı herkese hitap etmek zorunda değildir.
- Allah'ın Çiçeği -