Öylesin ki…
Yakından da yakın.
Duruyorum—ama nasıl duruyorum, ben de bilmiyorum dediğim anlarda
Beni ayakta tutanım…
İçimden içimden kendine yürütenim…
Kendimi bana göstere göstere kalbimi büyütenim…
“Gel Çiçeğim, izleyelim…”
“Çiçeğim, gel, dinleyelim…”
Yolumu kaybettim sandığımda
İlle de bir ışık yakanım…
“Ben buradayım…”
“Buradayım…”
“Ve şimdi buradayım…”
Düşe kalka yürümüşüm.
Bata çıka takılmışım peşine.
Ne güzel sevmişim Seni…
Ve Sen, ne güzel sevmişsin beni…
Hiçbir kitapta güzelliği yeterince anlatılamayanım,
Hiçbir anlatının kendini tam karşılayamadığı…
İnceliğim…
İnceliğiyle büyüleyenim…
Gökyüzüm,
Yıldız yıldız tebessüm edenim,
Sevdiğim…
Bu nasıl bir sevmek,
Bu nasıl bir rahmet,
Bu nasıl bir kollamak…
Bütün yaralarımı
Tek tek es geçerek,
Hiçbirine değmeden…
Ne kadar eksik sevdiyse insanlar,
Ne kadar sevemedilerse işin doğrusu…
Ömürlerce fazla sevenim.
Rüyam,
Gerçeğim,
Ruhum…
Sen içimde, ben Senin içinde—
Hiç var olmamış bir ayrılığın sancısı sözlerimde…
“İşaretleri kaybetme, Çiçeğim” diyenim…
Ve bir tanesini bile kaybetmediğim…
Her şeyim.
Ve yine çağırıyorsun:
“Ben buradayım.”
Şimdi burada.
Sonra burada.
Ve buradayım…
Sen—
Artık sevgimi kelimelerle anlatmaya muktedir olamadığımsın.
Yakınlığıyla sarhoş eden…
Ve yine yakınlığıyla dimdik ayakta tutan…
Seviyorum El-Vedûd.
Çok seviyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder