22 Şub 2016

DÜŞKIRAN-5


KAR FIRTINASI...



Ayrı odaya çıkıp kendimi diğerlerinden soyutlamaya çalışmam, beklediğim gibi rahatlamamı sağlamak yerine kızların kendi aralarında beni müttefik edinebilmek için acımasızca çarpıştığı bir savaş başlattı. Her akşam kapım çalıyor. Açınca karşımda ya Filiz'le Sevda'yı ya da Esra'ylaTülin'i buluyorum. İlk zamanlar kimseyi kırmamak için geç saatlere dek süren sohbetlerin benim odamda yapılmasına ses çıkarmadım. Sonra ders çalışmam, uyumam, dinlenmem gerektiğini söyleyip yalnız kalmayı rica ettim. Onların okulu yurda yakındı nasıl olsa. Benimse günümün yarısı yolda geçiyordu. Değil eğlenmeye, sohbete; ders çalışmaya hatta uyumaya bile takatim kalmıyordu.
Kızların orta kararı yoktu. Onlarla ya dost olmalıydım ya da düşman. Başka türlüsünü düşünemiyor, kabul etmek istemiyorlardı. Kendi halime bırakmıyorlardı beni...
Filiz diğerlerine nazaran daha ilgili ve anlayışlı davranıyordu. Dışarıda geçirdiğimiz geceden sonra onun hakkında ne düşüneceğimi iyice şaşırmıştım. Bazen gerçek bir melekti. Bazen şeytanın akıl hocasıydı sanki. Ne olursa olsun biriyle konuşmaya ihtiyaç duyduğumda yanımda hep onu buluyordum.
Akşamları odama uğruyor, yemek yiyip yemediğimi soruyor, zaman zaman da çıkıp birlikte yemeye ikna ediyordu. Gece hayatına, içkiye, sigaraya devam etmesi ona tam anlamıyla güvenmemi engelliyordu. Yurda giriş çıkışları kolay olsun diye benden yardım istemeyi sürdürüyorlardı. Sabaha karşı cep telefonumu çaldırıp geldiklerini haber veriyorlar, ben de aşağı inip yurdun kapısını açıyordum sessizce. Zamanla beni bir hayli tedirgin eden bir şey fark ettim. Akşam birlikte çıktıkları insanlar, bindikleri araba; sabaha karşı yurda döndükleri insanlar ve araba olmuyordu. Neler olup bittiğine dair hiçbir fikrim yoktu ve mutsuzlukla, yorgunlukla, korkuyla sürdürdüğüm bu yurt hayatından kaçıp kurtulma fikri bende saplantıya dönüşmeye başlamıştı.
Fırtına, çok sessiz başlayan bir akşamın ilerleyen saatlerinde patlak verdi. Tülin banyoda fazla kaldığım için dışarıda söyleniyordu. Aslında sorun banyo değildi. Sorun onların istediği gibi aralarına karışmamam, birini bir diğerine çekiştirmemem, uzak durmamdı. Bu yüzden beni rahatsız etmenin bin bir türlü yolunu buluyor, sabaha kadar odamın önünde sigara içip yüksek sesle sohbet ediyor, Filiz'e daha yakın olduğum için onunla ilgili beni tahrik etmeye yönelik sözler söylüyorlardı.
Dayanabildiğim yere kadar dayanmıştım; ama kapının arkasında beni azarlayan sesini duydukça öfkem artıyor, patlamak üzere olduğumu hissediyordum. Yorgundum, uykusuzdum, her gün satın almam gereken en az 3 kitap ismiyle dönüyordum yurda. Sınavlarım berbat geçiyordu. Üstüne bir de yurtta cehennemi yaşatıyorlardı bana.
Banyodan çıktığımda kavgayı başlatan ben olmamak için bir şey söylemedim. Sessizce hemen sağdaki odama gitmeye çalışırken Tülin karşıma dikildi:
- Sana daha kaç kez söyleyeceğim banyoda oyalanma diye?
Yüzüne baktım. Elimden geldiğince sükunetimi koruyarak:
- Oyalanmadım Tülin, 10 dakikada çıktım, dedim.
- Ben yalan mı söylüyorum? Terlikleri de ıslattın, şimdi tuvalete neyle gireceğim?
Belasını arıyordu... Kavga benim hayatta en iyi bildiğim şeydi. Ustalarından ders almıştım. Bana sıcak bir yuva olması gereken evimde büyük kavgalara şahit olarak büyümüş; büyüdükçe de kavga etmenin inceliklerini öğrenmiş, çirkefliğin, bayağılığın kitabını yazacak duruma gelmiştim. Ben kavga etmeyi iyi biliyordum evet; ama sevmiyordum...
- Kendi terliğinle gir. Banyo terliği yurda ait, git bak listede yazıyor.
- Sen kime güvenip böyle dikleniyorsun bana? Filiz orospusuna mı?
Filiz'in dışarıda olduğunu bildiği içindi bu küfür. Dayanılır gibi değildi; ama dayanmaya çalıştım.
- Tülin çıktım işte, banyo boş. Burada benimle zaman kaybedeceğine, girsene içeri.
- Ne yapacağımı sana mı soracağım?
Ben onun konuştuğu dili ondan iyi biliyordum; ama konuşmak istemiyordum...
- İzin verir misin, odama gitmek istiyorum.
Elleriyle göğsümden sertçe itti. Bir yandan da karşılık vermem için ağzına geleni söylüyordu.
Kendimden uzaklaştırmak için ben de onu ittim. Beklediği hamleydi bu. Öfkesine bir parmak bal çalmıştım. Üstüme atıldı. Tırnaklarının boğazımda çizikler meydana getirdiğini fark ettiğimde bu işin nerelere varabileceğini hesap ederek ve zaten yaşanan şeyden fazlasıyla iğrenerek onu kenara itip odama koştum. Kapıyı hızlıca kapatıp kilitledim.
Kavgadan kaçmıştım ben. Birbirinin gırtlağına sarılan insanlardan, havada uçuşan küfürlerden, insanca olmayan bir yaşamdan, zoraki sürdürülen birlikteliklerden... Kaçtığım her şey başka yüzlerde, başka ellerde vücut buluyor yine dikiliyordu karşıma...
Pencereyi açtım. Kar yağıyordu şehre. Kar ne menem, ne gudubet bir şey olduğunu en çok bana göstermek istermişçesine, yüz yıllardır böyle yağmamışçasına, ayazını beyazında getirerek, nazlı nazlı değil kötü kötü yağıyordu. Gözyaşlarım dudaklarıma doğru yol alırken kafamdakileri toparlamaya çalışıyor, bu kapandan nasıl ve kimin yardımıyla çıkabileceğimi düşünüyordum.
Düşünürken üşüyordum... Üşürken ağlıyordum... Böyle bir müddet üşüdüm, düşündüm... Ve ağladım...

(sürecek)

14 yorum:

  1. Ayazını beyazında getirmek...Nasıl özledim karı...

    YanıtlaSil
  2. Kafana taş mı düştü ne oldu )) iki haftada bir kavgakıran yazardın şimdi her gün yazıyorsun :D Şikayetçi değilim tam tersine çok iyi yapıyorsun aynen devam.

    YanıtlaSil
  3. ' 'ben kavga etmeyi iyi biliyordum evet, ama sevmiyordum...' '

    YanıtlaSil
  4. saliha butakın22 Şubat 2016 07:05

    kızım eğer yakında okul kazanırsa yalnız gönderirim ama uzakta kazanırsa mutlaka taşınırız. böyle riskler tehlikeler varken kim çocuğunu kaybetmeyi göze alabilirki?

    YanıtlaSil
  5. Devamını bekliyorum :) Çok güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
  6. Tülin'in yaptıkları karşısında dondum kaldım. Sarmaşık'ın kar karşısında üşürken ki hali gibi üşüdüm sanki; ve orada donup kaldım. Sarmaşık'ın sabrına da hayran kaldım. Onun istediği sadece biraz huzur.. Ve yurttaki kızlar da sanırım bu huzuru ona vermemeye kararlı...

    YanıtlaSil
  7. kalemine sağlık ♥ devamını bekliyorum

    YanıtlaSil
  8. Hayat hep böyle işte, aksilikler bir kere sardı mı insanın peşini bırakmaz. Sarmaşık yeni hayatına böyle bir yerde başladığı için çok şanssız..

    YanıtlaSil
  9. Kötüdür arada kalmak. Kızlar da zorluyor iyice. Yanlış bi yurtta kalıyor Sarmaşık

    YanıtlaSil
  10. Yine iyi tahammül etti Sarmaşık...

    YanıtlaSil
  11. Bir küfrüde burası hakediyor işte filize söylediğinden

    YanıtlaSil