22 Kas 2015

KAVGAKIRAN A-7

                                                             LADES...


Günler hızla geçiyor… Elimi uzatsam dokunacak kadar yakınım ona. Konuşsam işitir görünüyor. Ne duvarlar var aramızda ne denizler ne de okyanuslar. Aynı çatının altında buluşuyoruz her gün. Aynı masada yiyoruz. Aynı basamaklardan tırmanıyoruz gün ışığına. Aynı ağızların kokusunu çekiyoruz ekmek parası uğruna, aynı yerinde duruyoruz dünyanın… Ama, yetmiyor…

Kalbinde biri olmasa çoktan fark ederdi sevgimi.

Kendimi inandırdığım şey büsbütün bu artık. Bir sevgilisi var, sevgilisi olmasa da sevdiği biri var.

Buna inanmak duygularımı kontrol etmemi sağlamıyor ne yazık ki. Gerçek ne olursa olsun onu sevmekten ve bir gün onun da beni seveceğini ümit etmekten vazgeçebileceğimi sanmıyorum…

-       Usta senin kızın televizyonunun uzaktan kumandası çalışmıyormuş. Dün sen gittikten sonra burda epey dert yandı.
-       Kumanda mı çalışmıyormuş televizyon mu?
-       Kumanda kumanda. E bir el atarsın artık kumandaya?

Serhat komilerle birlikte pis pis sırıtıyor… Şu çocuğu da iyice kendilerine benzettiler. İlk gördüğümde saf, temiz gönüllü bir Anadolu insanıyken şimdi iyiden iyiye büyük şehir çakallarına dönmüş… Yakalarına yapışmamak için kendimi zor tutuyorum. Sarmaşık’ı burada, bu mutfakta hatta bu kafede korusam, dışarıdaki kötülüklerden nasıl koruyacağım? Üstelik hangi sıfatla…

-       Ne konuşmuştuk oğlum sizinle?
-       Usta sen de hiç şakadan anlamıyorsun ha!
-       Hadi herkes işine baksın, hadi.

Hiç huyu değildir uluorta dert yanmak… Çok bunalmış demek ki. Yanlış anlayacağından korkmasam tamir etmeyi teklif edeceğim; ama ona bir adım bile yaklaşamamışken bu riski göze alamam. Hay Allah… Altı üstü kumanda yahu, 5 dakikalık işi var. Çocukluğumdan bu yana alet edevatla aram iyidir, kesin tamir edebileceğim ufak bir şeydir. Ama, işte görmeden de olmaz ki…

Sarmaşık işe gelinceye kadar iç seslerimle çatışıp durdum. Bugün diğer günlere nazaran az da olsa daha keyifli oluşundan cesaret alabilirim gibime geliyor. Bir rahat vermiyorlar ki kıza. Terslememeye çalışıyor olsa da bazen çok sıkıldığını hissediyorum. Onda sürekli, insandan kaçmak isteyen bir taraf var. Gözü olmasa da gönlü hep kapıda sanki. Hep nereden çıkıp gidebilirim’in telaşında… Aniden susuşlarına, en beklenmedik anda baş gösteren gevezeliklerine, bazen kendisinden umulmadık şekilde meydan okur hallerine çok alıştım. Adil Usta diyen sesine çok alıştım. Basamakları koşar adım çıkarkenki ayak seslerine ve kalp çarpıntılarına da… Soluk alışverişlerine ve içimde aşkına dair hükmü yok bir umut taşımaya da…

Yemek yerken Serhat yine muzip muzip sırıtarak “Ne oldu senin kumanda çalıştı mı?” diye sordu Sarmaşık’a. Masada üçümüzden başka kimse yoktu.

-       Hayır maalesef. Bir sürü kumanda denedim, pilot kumandalar bile çalışmıyor. Kumanda olmadan ayar yapamıyorum. Televizyon seyredemiyorum evde.

Serhat’a kızsam da, için için konunun bir şekilde buraya gelmesinden çok memnunum.

-       Ben bu tür işlerden anlarım, yardım etmemi ister misin?

Soruyu sorarken ellerim, ayaklarım, saç tellerim, kalp çizgilerim tir tir titriyor. Kendimi –hiç de öyle bir amacım olmadığı halde- fırsat düşkünü biri gibi hissediyorum. Serhat’ın 32 dişini göstere göstere sırıtışı sinirlerimi daha da bozuyor. Yoksa gerçekten bir fırsatçı mıyım? Bu benim için onunla yakınlaşmamı sağlayacak bir fırsat değil mi?

Kendime haksızlık ettiğimi anlamamla Sarmaşık’ın “Çok sevinirim usta, tamirci çağırsam dünyanın parasını alacak.” demesi arasında geçen süre, dünyada da bir cennet ve cehennem olduğunu anlamama yeten süre…

-       Bugün iş çıkışı gidelim istersen. Televizyonsuz epey sıkılıyorsundur.
-       Yok, iş çıkışı olmaz. Yani ben senden geç çıkıyorum biliyorsun, saatlerce beni beklemeni istemem.
-       Beklerim önemli değil.
-       Yok canım niye bekleyesin? Bütün gün yoruluyorsun zaten, bir de benim yüzümden boş yere durma burada.
-       Dışarıda işlerim var onları hallederim, çıkışında da burada buluşuruz.
-       Bekleme usta. Açık konuşmak gerekirse gece vakti eve seninle girdiğim görülürse hiç kimseye kumanda tamir etmeye geldiğini anlatamam. İkimizin izinli olduğu bir gün, gündüz vakti gidebilirsek daha iyi olur.
-       Anladım… Bunu düşünemedim af edersin. Elbette seni zor durumda bırakmak istemem. Tamirci çağırma sen, uygun gördüğün bir zamanda ben hallederim. Dediğin gibi dünyanın parasını ister şimdi onlar.
-       Teşekkür ederim. Lütfen yanlış anlama. Sen çok düzgün bir insansın. Sana güvenmediğimden ya da tedirgin olacağımdan değil; gerçekten yaşadığım yer dedikoduya çok elverişli olduğundan gündüz gidelim dedim.
-       Hayır hayır yanlış anlamadım. Sen ne zaman dersen o zaman gideriz. Çağırma evine kimseyi. Bu zamanda, hele de bu şehirde kimseye güven olmaz…

Kafam hep bununla meşgul onu gördüğüm ilk andan beri. Nasıl bir hayatı var? Ailesi nerede? Niye bu kadar mahzun? Niye yurtta kalmıyor? Niye mısırcılık yapıyor? Arkadaşlarıyla gezip tozmak yerine niye çalışıyor… Bunları öğrenmeye az da olsa yaklaşmıştım nihayet. Kendimi bilmesem, iyi niyetimden, içimdeki aşktan emin olmasam evine gitmeyi teklif edemezdim; ama yeryüzünde Sarmaşık’a zarar vermek şöyle dursun, ona zarar gelmemesi için canını hiçe sayıp kendini siper edecek biri var idiyse o kesinlikle bendim…

Bugün biraz daha keyifli olduğu konusunda yanılmamışım. Onu böyle neşelendiren şey her neyse o şeyi çok seviyorum.

Bir dakika… Onu böyle neşelendiren bir şey değil bir kişiyse eğer? Sevgilisiyse? Sevdiği kişiyse?

Karmakarışık hislerle doluyum. Kimi seviyor olursa olsun, onu hiç kimsenin benim gibi sevmeyeceğini biliyorum. Hiç kimse onu benim koruyabileceğim gibi koruyamaz. Hiç kimse onu benim kadar derinden düşünemez. Kimse ona benim verebileceklerimi veremez. Bu yüzden varlığından henüz emin bile olmadığım hayali rakibimle kıran kırana savaşmaya hazırım. Bana güveniyor… Başlangıç için yeterince ümit vadeden bir şey bu.

-       Usta lades kemiği bana çıktı, var mısın ladesine?
-       Yok oğlum sen hep çamura yatıyorsun, oyunun tadı tuzu kaçıyor.
-       Sarmaşık’la tutuşun o zaman?

Ah ulan Serhat… Bazen çok kızıyorum sana, bazen de alıp göğsüme bastıra bastıra             sevesim geliyor o koca kafanı…

Kemiği Serhat’tan alıp Sarmaşık’a döndüm. Gözlerimi gözlerine dikip diğer ucundan tutmasını istedim. Elimizdeki bir lades kemiğinden daha fazlasıydı. Aşkın kumarını oynamak üzereydik ve kalbimi avuçlarında tutan kızın bundan haberi yoktu.

-       Ladesim lades olsun mu?
-       Olsun.
-       Ağzın şeker balla dolsun mu?
-       Dolsun.
-       Yerde ne var?
-       Çimen.
-       Gökte ne var?
-       Bulut.
-       Gel sen bu oyunu unut. Nesine?
-       Bilmem ki. Nesine olsun?
-       İskender’ine olsun mu?
-       Olsun.
-       Kaybeden ısmarlar. Güzel bir yerde en iyisinden. Kabul mü?
-       Kabul.

Kemiği kırdık. Kazansam da kaybetsem de kazanacağım bir oyundu benim için. Ömrüm oldukça hiçbir saniyesini unutmayacağım bu aşk savaşında, gözümde dünyanın en pahalı hazinelerinden daha kıymetli olan o kalbi fethetmeye bir yerden başlamam gerekiyordu…

Ona bir daha baktım. Sen ne yaparsan yap aklımda, dedim içimden. Hep aklımda. Sürekli aklımda. Mıh gibi aklımda…

Oyun böyle başladı.

(sürecek)

32 yorum:

  1. Gerçekten muhteşem... Devamını bekleriz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Mustafa Bey, beğendiğinize çok sevindim :)

      Sil
  2. Nasıl da temiz saf duygularla başlayan bir aşk hikayesi... Anlatımın ne kadar güzel, su gibi akıyor cümleler. Hemen bir pay çıkarası geliyor insanın, kendi hikayesi olsun istiyor:) Sonrasını merakla bekliyorum, arayı açma hemen yaz hatta SADECE YAZ:) İlk fırsatta KAVGAKIRAN'ı en baştan okuyacağım. Kalemine aşk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adil gibi bir insana bu devirde az rastlanır bence de. Artık, masumiyetin simgesi olarak gördüğümüz çocuklar bile sandığımız kadar masum değil, daha doğrusu masum kalamıyorlar. Öylesi kirli bir çağ... Adil'i anlatmayı ben de bir başka seviyorum doğrusu. Teşekkür ederim, geciktirmiyorum zaten yazmayı. Geciktiremiyorum :) Sevgiler.

      Sil
  3. Ben internete giremedikçe sizin yazılar birikiyor.. Bu yazınızı okudum hayran kaldım. Hem bu seriyi hem de diğer yazıları fırsatını bulunca en baştan okuyacağım inş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç önemli değil :) İnternete girme fırsatı bulduğunuzda nereden yakalarsanız oradan okursunuz. Ben biraz sık yazıyorum, hepsini takip etmek zor oluyordur haliyle :) Beğendiğinize çok sevindim bu bölümü. Teşekkür ederim ziyaretiniz için.

      Sil
  4. Bilmiyorum kitap çıkardın mı ya da çıkaracak mısın ama çıkarmalısın! Çok akıcı ve güzel yazmışsın. İnsan okurken hiç sıkılmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkarmadım; ama çıkarmak isterim :) İnşallah bir gün kısmet olursa tabii :) Çok teşekkür ederim, beğendiğinize çok sevindim sevgili Deneyimli Anne.

      Sil
  5. Bir lades oyunu sebep olur mu acaba güzel bir aşkın filizlenip büyümesine??? Bekleyip görelim..:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat bu... Hiç ummadık zamanlarda ummadık yerlerden bir şeyler çıkarıveriyor insanın karşısına... Yani olur mu olur :) Dediğin gibi bekleyip görelim :) Sevgiler...

      Sil
  6. Çok akıcı,çok başarılı.. Yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili Şirin Kanatlar :)

      Sil
  7. Yine güzel bir bölüm o bulaşıkçı çocuk da fazla geveze ama insan kızamıyor da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ta kendisi :) Patavatsız; ama iyi bir amacı var hiç değilse. İnsan kızamıyor da dediğin gibi :))

      Sil
  8. Adil'in yerine kendimi koyuyorum.Çok güzel seviyor adam helal olsun.İlginç şeyler bizi bekliyor gibime geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adil iyi biri evet... Bakalım ilerleyen bölümler ne getirecek :) Teşekkür ederim.

      Sil
  9. Çok hoş, çok akıcı ve her şeyden önemlisi doğal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, beğendiğinize sevindim :)

      Sil
  10. Adil icin isik gorundu sanki:) Bu gun umuda akan bir hikaye okumaya ihtiyacim vardi dogrusu. Iyi geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, nihayet olumlu gelişmeler var onun açısından :) İhtiyaç duyduğun bir ana denk gelmesi şahane olmuş... Bir şeye yaramaz; ama az da olsa iyi geldiyse ne mutlu bana. Teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Hani o "dünyada cennet ve cehennemin oldugunu anladigi" süreli cümle var ya.... iyi ki copy paste etme imkani yok sayfanda, yoksa okadar cok cümleleri tekrarlamak istiyorum ki bazen:)

    Aferin Serhat'a.... kedi olali....:)


    Ama o lades kemigini kirdiktan sonra , Adil'in düsündügü cümle var ya, resmen icime isledi, yine gözlerim dolu dolu oldu..

    "Sen ne yaparsan yap aklimda, dedim icimden. Hep aklimda. Sürekli aklimda. Mih gibi aklimda...."

    Off diyorum Kalemderi....oofff!:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar içtenlikle, ne kadar güzel okumuşsun... Böyle yorumların üzerine söyleyecek, ekleyecek bir şey bulamıyorum. Yazıyla okuyucu arasına girmek gibi geliyor. Zaten anlamış, duymuş, yazıyla konuşmuşsun... Bana teşekkür etmek kalıyor :) Teşekkür ederim, sevgilerimle.

      Sil
  12. Çok uzundu tamamını okuyamadım şimdi, geri döneceğim... :) :)

    YanıtlaSil
  13. Merhabalar.

    "Kalbimi avuçlarında tutan kız" Bir insanın kalbini birinin ellerine teslim edecek kadar güvenmesi; fıtratla çatışma ve yoklukta erime zemininde yürüyen marazi bir (aşk) halin habercisidir. İşte hikayenizdeki söz sanatını temsil eden eşsiz cümlelerinizden biridir. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasvirin, tanımın güzelliğine bakar mısınız? Asıl söz sanatını siz sergilediniz Recep Bey :) Renk kattınız, onur verdiniz çok teşekkür ederim.

      Sil
  14. Yaşasınn! güzel şeyler oluyorr. :) Çok güzel gidiyor, harikasın.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzel şeyler de oluyor :) Çok teşekkür ederim sevgili Çınar Hanım :)

      Sil
  15. Bu yazı serisini sevmemin en önceki sebeplerinden biri doğal olmasıdır.Zorlama yazılmış reel yaşantıda karşılaşmamız mümkün olmayan diyaloglar yok.Gerçeklik hissi çok yoğun.Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum böyle hissettirebildiğim için. Teşekkür ederim :)

      Sil
  16. Devamını merak ettim. Çok akıcı olmuş sıkılmadan sonuna geldim yazinin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğendiğine çok sevindim :) Devamını ilk fırsatta yazacağım kısmetse.

      Sil