20 Şub 2015

SEN KİNSİN


Bakır çalığı gözlerin yeni güne açılıyor, sesin küsten muzdarip. Cehennemi bir sıcak kavuruyor ortalığı. Alınteri sus pus, bir köşede boyun bükmüş, olağan şeyler bunlar herkes herkese hep yapıyor diye biz susuyoruz; çünkü adımız yetmiyor konuşmaya, korkularımız var yüreğimiz seferi peki sen kinsin.

Bembeyaz açan bir çiçeği dalından koparıp asfalta savurmaya mecal var. Vurup öldürmeye zaman var. Yakıp yıkmaya, kesip atmaya, sövüp saymaya var. Sevmeye yok. Kendinden celaya yollar yürüyorsun. Sanrılar kuşatmış dört bir yanını, aşsız ekmeksiz çekilir dert değil, ne vücutlar çıkıyor karşına örtüleri ipekten. Çehreni aydınlatan tek bakış, rüyasından kalkıp gelen bir peri kızı. Onu pamuklara sarıp sarmalamışlar, bakışı manolya peki sen kinsin.

Her adımda ruhunu muştalayan köpek karanlığın emri başın üstüne. Perişan bir zul düşüyor gölgeden evlerine. Sokağın çöpçü yanı artık kalpler peşinde. Damlarda bulanık ay tulumbadan su çekiyor. Pis bir masalın içinde kötü adam oluyorsun. Kahraman olmak varken fenaya sızıyorsun. Darmaduman düşlerimiz, hepimiz bıktık aslında. Niye diye soramayız; çünkü gücümüz yetmiyor duymaya ve katlanmaya. Onu yelden sakındılar o sırma saçlı afeti, dili lal sevdalara, otağı hayli ağır ama sen kinsin.

Bir saçağın altına çöküp kalan dizlerinden etrafı kolaçan eden yorgun, bitik gözlerine; keskin susan sözlerinden eksik hayat izlerine uyku akıyor. Her yan perçem bağlamış, saçkıran bağırtılar yükseliyor semaya. Bıçak gibi susta gibi faça gibi bir döngü bu. Masumiyetin sadakası düşüyor ıslak toprağa. Gölgeden evler şaşkın, tuhaf şey kimse kimseye hiç yapmıyor bunu. Işık dökülüyor o tatlı sevgiliden ki bir baksa katran karası dünya ağarıyor oysa sen kinsin.

Bağışlamaz seni kimse, kimseler de alkışlamaz. Hoyrat günler geçer yalnız, huysuz atlar gelir geçer. Bir bak, kanlı başlangıçlar getirmiş cümlesi merhabaların. Salt bu yüzden derviş gibi yürüyorsun salt bu yüzden. Merhametin kalmış yol ayrımında, suskuyu katmışsın önüne, acıyan baki. Kimse de muhtaç değil oysa ketumluğuna; çünkü her şey kör. Her şey kendi kendine damlamış, birikmiş ve akıp gitmiş. Onu bir oya gibi bir çiçek gibi bir umut gibi aşk ile işlemişler niye sen kinsin. 

Bir şey çoğalıyor duvarlar arasında, bir kabusun en ortasında teslimiyet duygusu. Hakir duldasında fena kanayan yara. Belli oldu artık sormaca yok inatla. Sen kinsin. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder