8 Ara 2015

BANA BİR SES VER


Boğuluyoruz hiç durmadan. Birbirimizden habersiz parçalara bölünüyor, karışıyoruz kaldırım taşlarının en ücra köşesine. Bütün ümidimiz bulunmakta. Oysa aranmıyoruz bile.
Tek atımlık barutumuzla, bir sıkımlık canımızdan başka kaybedecek neyimiz var? Güneşin vücudumuza işleyen sıcaklığı mesela. Mesela kumda yalın ayak yürüyebilmenin sevinci. Mesela yosunlar... Mesela mavinin en telaşsız halinde bir gün dinginleşerek, gerçek huzuru bulma eşiği...
Kovuluyoruz hiç durmadan. Ne geldiğimiz yerlere aittik ne de olduğumuz yerlere aidiz. Duvarların en ücrasında ben varım diyemeden toza toprağa bulaşan ruhumuzla, kapıda hep hazır bekleyen valizimizi çekiştiriyoruz bir içeri bir dışarı. Bitsin ki artık hangi vadinin yaban çiçeğiysek, otağıysak hangi uçsuz bucaksız ovanın, konalım dalımıza...
Bana bir ses vermelisin. Hayatlarımızın kördüğümleri birbirine dolaşmışken adım atamam. Zifiri karanlığın koynunda başka türlü uzatamam ellerimi ellerine. Sana gel desem neye yarar? Sen bana gel desen? Gel fiilini bütün zamanlarla ve bütün kişilerle çeksek çekebildiğimiz kadar? Emretsek hatta... Neye yarar? Hiçe. 
Yoruluyoruz yaşamaktan. Hiç kimseye benzemediğimiz için eşsiz değil; yalnız oluyoruz bilen yok. Tezgahta haftalardır kirli duran bir bardak bakirliğinde hayallerimiz. Kullanılıp atılmış her şey gibiyiz. Sadece bir süreliğine el üstünde tutulan, sonra ömür boyu ayaklar altında çiğnenen her şey gibiyiz. Renklerimiz günden güne solarken, cümle inandığımızdan sırayla darbe alırken ve olmaz olası kırıklarla iflah olmaz bir yaraya dönüşmüşken can damarımız... Geceyle gündüzü, sabahla akşamı harman etmiş aklı bulanık bozuk bir saat gibiyiz.
Dün gibiyiz... Unutulmayışı hiçbir işe yaramayan bir kambur gibiyiz.
Sonra şımarıkça, arsızca, dünyanın tüm nimetlerini zimmetimize geçirmişçesine, acıdan kahrolan bütün tekil solukların yedi düveline sövüp sayarak, olanca ağırlığıyla omuzlara çöken ne varsa, nerede varsa dert namına usançlı... Basıp geçerek... Dirayeti beş paraya satılmış hırçın akislerden çekilip daim aynaya soyunan çekimser bir kadın vücudunda yitikleşerek... Hiç sana ait olmayan bir şeylere uzanmışlığın var mı diye düşünerek... Aksıra tıksıra... Düşe kalka kanatsız... Simsiyah saçlarını iki yana tarayıp vazifesini yapmış bir çift kınalı el naifliğinde... Ama, daha utangaç... Ama, daha bitkin... Daha zavallı... Ve daha zalim...
Bana bir ses vermelisin. Her şey dört nala çirkinleşiyor çünkü. Körler sağırlar birbirini ağırlar. Yükte hafif pahada ağırlar. Dibe çöken umutlar sandığından daha ağırlar. Gemiler ve kağıtlar. Tül perdelerin arkasında iskambil oynayan kafası mikroplu insan görünüşlü ruhu satılmış ağır hastalar... Damı akan evler, evi çöken damlar... Bana bir ses vermelisin; çünkü beynimin içinde tanımadığım sayısız çığlık atan kadınlarla adamlar...
VE BİR ÇIRPIDA GÖZDEN KAYBOLAN İNCE BELLİ ÇAY BARDAĞI DOLUSU VE ORASI HEP REZERVE OLAN KAL U BELA UMUTLAR...
VAR...
Benim için dua etmelisin. Benim dualarım gökten kemik indirmiyor diye şiir bile yazdılar.
Alışıyoruz durmadan. Yüreğimizin dip köşesinde üst üste binen sığlık düzeyi nefes borumuzu tıkamaya kafi sıkıntılar sıkıntılar...
Boğuluyoruz durmadan. Birbirimizden habersiz parçalara bölünüyor, karışıyoruz kaldırım taşlarının en ücra köşesine. Bütün ümidimiz bulunmakta.
Oysa aranmıyoruz bile.



22 yorum:

  1. Çaresizliğ'i öyle mükemmel ve şiirsel anlatmışsınız ki, yine her cümleden sonra bi durup düşündüm tam kavrayabilmek ve kendimce yorumlamak için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nitekim kavramışsınız da :) Teşekkür ederim, beğendiğinize çok sevindim.

      Sil
  2. "Bütün umudumuz bulunmakta. Oysa aranmıyoruz bile." yazdıklarını severek okumaya orda kendimi bulmaya devam ediyorum her geçen gün. iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de iyi ki varsın, iyi ki yazdıklarımı okuyorsun ve okuduklarında kendini buluyorsun :) Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Bulunmayı bekliyoruz halbuki kimse aramıyor...Çok güzel yazmışsın yine tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En üzücü yanı da bu. Kimsenin aradığı yok; ama bekliyoruz işte. Teşekkür ederim, beğendiğine sevindim :)

      Sil
  4. "Sadece bir süreliğine el üstünde tutulan, sonra ömür boyu ayaklar altında çiğnenen her şey gibiyiz" Bunun üstüne söyleyecek bir şey bulamıyorum. Bu yazıda kendinden bir şey bulmayan var mı onu da bilmiyorum. Süpersin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu his çoğumuza tanıdık bence de :) Ne güzel sözler bunlar sevgili Nermin Güngör, çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana ki hisleriMİZi kaleme almışım. Sevgiler.

      Sil
  5. "gel fiilini bütün kişilerle ve zamanlarla çeksek neye yarar" "hiçe" ben yazının burasındayım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi de orada tutan şeyler var demek. Teşekkür ederim.

      Sil
  6. Kelimelerin perisi...Çok güzel bir yazı daha okkalı cümleler derin anlamlar tam da sana yakışır şekilde ince imgeler.Herkesten bir şeyler almışçasına kendini buluyor insan.Kalemine sağlık yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel sözler bunlar. Umarım hak ediyorumdur, bu sözlerin hakkını verebiliyor, içini doldurabiliyorumdur. Teşekkür ederim.

      Sil
  7. Merhabalar.

    Çok ağır bir bombardımanın altında yıkılmış bir hane-i viranın, ayakta kalan tek bir duvarına da hala yaslanmaya, abanmaya çalışıyorlar ya, işte insanı o kahrediyor.

    Birlik olamıyoruz. Biraraya gelemiyoruz. İnsanları ve toplumları hala sınıflandırmaya ve birbirinden ötekileştirmeye çalışıyoruz.

    Biz millet miyiz diye düşünüyorum? Bence biz asla millet olamadık. Birbirine saygı duyan, birbirini hoş gören ve birbirine tahammül eden insanlardan oluşur millet. Biz de bunların hiç biri yok!

    Bizleri karınlarında taşıyan analarımıza duyduğumuz saygının bütün kadınlara yansıması gerekmiyor mu? Günümüzde artık o saygı, bizi karnında taşıyan analarımıza bile gösterilmiyorsa, o canilerden diğer kadınlara saygı gösterilmesini nasıl bekleyebiliriz ki?..

    Cenab-ı Hakk, nefislerimizi iyilikle ıslah eylesin. Bizleri, bu vatana ve millete hayırlı bir birey olmamızı nasip ve müyesser eylesin.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey, hoş geldiniz :) Sözlerinize katılmakla birlikte acaba farklı bir yazıma yorum yazacaktınız da bir karışıklık mı oldu diye düşünmeden edemedim :) Her ne olursa olsun ziyaretiniz çok değerlidir, teşekkür ediyorum. Saygılarımla.

      Sil
  8. Ne kadar haklısın bütün eleştirilerinde. (Gerçi eleştiriden çok öte, Recep Bey'e katılıyorum bu haklı bir bombardıman.) Aynen katılıyorum.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı yazdıktan sonra benden çıkıyor tabii; okuyan insanların ne aldığıyla, neyi nasıl duyumsayıp yorumladığıyla ilgili oluyor. Toplumsal bir şeyleri eleştirmemiştim de sadece duygularımı ifadeye çalışmıştım. Bireysel hisler :) Çok teşekkür ederim ziyaretiniz için, sevgiler.

      Sil
  9. Merhabalar.

    Evet haklısınız. Yazınızı okuduktan sonra, bir türlü yazınıza göre yoruma giremedim ve kalem kaydı başka taraflara. Lütfen, kusuruma bakmayın olur mu?

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, olur öyle şeyler :)

      Sil
  10. Merhabalar.

    Bizi huzura kavuşturacak o ses bir gün çınlayacak kulaklarımızda ümidimizi kaybetmeyelim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar yorum girme nezaketi göstermişsiniz, çok teşekkür ederim Recep Bey. İstediğimiz, beklediğimiz sesi er ya da geç duyarız diye umuyorum tabii ki. Saygılarımla.

      Sil
  11. Belkide bulunmak istemiyoruzdur

    YanıtlaSil