12 Ara 2014

KİTAP MİMİ


     
1. Arabada kitap okumaktan rahatsız olur musun?

Evet. İleri derecede miyop olduğum için ya gözlük ya da lens takmış oluyorum. Satırlara bakarken başım dönüyor. Lisede o çağların enerjisiyle arabada bile  usanmadan kitap okurdum; ama artık okuyamıyorum.

2.   Hangi yazarın tarzı tam senlik? Neden?

Hayatta hiç ama hiç düşünmeden cevap vereceğim bir soru varsa budur. Halit Ziya Uşaklıgil’in tarzı da, tavrı da, yazını da, düşünü de tam benlik. İnsanlar onu hep haksızlıkla anıyor, zengin bir ailede doğup büyümüş olması ve bilinen tüm büyük yazarların aksine yoksulluk çekmemesi nedense insanları huzursuz ediyor. Tüm bunlara rağmen Türk Romanının babası, edebiyatımızdaki en iyi romancı, romanımızı Batı ile aynı seviyeye çıkaran yazar olarak biliniyor ve bana sorarsanız bunlardan daha da fazlasını hak ediyor. Ayrıca canından can olan oğlu Vedat’ın intiharından sonraki Ziya, hiç de öyle bilindiği gibi bir adam değil. Acıdan, üzüntüden hayattan elini eteğini çeken ve oğlunun hayaliyle yaşayan, konuşan ve yazan bir ruh adeta…

Kitaptan, yazıdan gerçek anlamda anlayan hiç kimse bir Halit Ziya Uşaklıgil kitabı okuyup da ona hayran olmadan, saygı duymadan geçip gidemez. Tasvirleri, ifadeleri, duyguları, hayal dünyası ve gerçeklere bakışıyla belki de tekrar tekrar okumaya cesaret edemediğim; çünkü her okuduğumda “Hayır ben bu işi asla başaramayacağım, asla bu kadar iyi yazamam.” dediğim tek yazar… 


3.   Haryy Potter serisi mi yoksa Alacakaralık serisi mi? Cevabını verirken 3 sebep belirt.

Her iki seriye de çok yabancıyım. Kitapları okumadım, filmleri de izlemedim. Tarzım olmadığını bildiğim için merak da etmedim açıkçası.

4.   Kitaplarını koklar mısın?

Bir zamanlar deli gibi koklardım. Aslında sarı sayfalı eski kitaplarımı hala ara sıra kokluyorum; ama kitaplığa dahil olan yeni kitaplara mı uydular nedir onlar da artık yalnızca kırtasiye kokuyor…

5.   Kitaplığının en ince kitabı?

Tevfik Fikret’in çocuklar için yazmış olduğu şiir kitabı “Şermin”.

6.   Kitaplığının en kalın kitabı?

Üniversite son sınıftayken gazete ile verildiğini görüp sevinçten havalara uçarak bana mısın demeden kupon kesip biriktirerek aldığım ve çok da iyi ettiğim İlhan Ayverdi imzalı “Misalli Büyük Türkçe Sözlük”. İddia ediyorum bu kadar kalın ve büyük bir kitap görmedinizJ Ben de görmemiştim. Eve getirirken bütün dikkatler elimdeki sözlükteydi dün gibi hatırlarım. Arapçadan Fransızcaya kadar Türkçede kullandığımız her kelimenin kökeni cümlelerle örneklenerek, türetilebilecek ve deyim içinde kullanılabilecek birçok şekliyle bu şaheserde yer alıyor. Bilgiyi internette aramayı sevmeyen benim gibi biri için kesinlikle; ama kesinlikle bir hazine. 



7.   İyi bir okuyucu olduğun kadar iyi bir yazar mısın? Geleceğinde yazarlık görüyor musun?

Güzel soru. Gerçekten iyi bir okuyucuyum. Gerçekten ama. Hayatım yalnızca okumak üzerine kurulu olsa ki açıkçası şu an bundan pek farkı yok, bana mısın demem demiyorum da. Okumak… Nasıl anlatılır bilmiyorum ki. Bambaşka bir şey. Bir insanla da değil sadece kelimelerle olmak ve her sözcüğü almak sahiplenmek… Yutmak hatta. Okumak nefes almaktan başka şey değil çoğu zaman.
Geleceğimde yazarlık var mı yok mu bilmiyorum; ama yazmak var. Çünkü; benim geçmişimde yazmak vardı. Bugün yazmak var. Yarın da olacak sağlığım yerinde olduğu yazmaya engel teşkil edecek bir sorun oluşmadığı sürece. Beni tanıyanlar durmaksızın bir gün mutlaka yazar diye anılacağımı söylüyor ve bunu duymak hoşuma da gidiyor; ama hayalci biri değilim. Tam tersi çok kuralcı çok realist bir insanım ve bu yüzden biraz gülümseyip sevinip filan ana dönmeyi biliyorum elbetteJ

8.   Daha önce okuyup nefret ettiğin bir kitabı verecek olsaydın bu hangisi olurdu?

Hiç, nefret ettiğim bir kitap olmadı. İnsanlardan, hayatlardan, olaylardan belki de her şeyden nefret edebilirim. Kitaplardan edemem. Bir kitabı sevmezsem de saygı duyduğum için beni ne kadar zorlarsa zorlasın o kitabı bitiririm ve kitaplığıma koyarım.

9.   Haryy Potter ya da Açlık Oyunları serisine benzeyen ama daha az bilinen bir seri var mı?

BilmiyorumJ Beni götür ne bileyim Milli Mücadele ya da Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının ortasına bırak ben hiç sırıtmam. O kadar uzağım popüler kültürün yazı dünyasına.

10.  Zombiler mi vampirler mi?

İkisi de değil. Suatlar, Süreyyalar, Handanlar, Ahmet Cemiller, Nerimanlar, Nilgünler, Şahinler, Ferideler, Lamialar… vs. Elimin dokunabildiği her çocuğa da bunları sevdirmeye çalışıyorum. Zombilerden vampirlerden uzak kalmalarını özellikle sağlamaya çalışıyorum.

11. Son olarak tamamen aşktan söz eden romanlar mı yoksa aşk sahneleri katılmış aksiyon romanları mı?

Ruhu olan her kitap diyerek noktalıyorum.   

Öncelikle daha önce pasladığı bir mimi yapmama tercihime saygı gösteren sevgili İnci’ye teşekkür ediyorum. Bu defa tabii ki onu kıramazdım. İkinci olarak daha önce yine bir mimi yapmama konusunda hoşgörüsüne sığındığım Masal Yıldızı’m Esra’ya paslıyorum bu mimi; çünkü onun vereceği cevapları merak ediyorum. Mimlerden muaf olduğunu biliyorum Esra ve yapmak istemezsen de hiiiiçç sorun değil. Ödeşmiş oluruz iyi bile olabilirJ

Her ikisi de çok sevdiğim bloglar olan Göçebe’nin Zihni için http://gocebeninzihni.blogspot.com/ buraya,

Masal Yıldızı için de http://masalyildizi.blogspot.com.tr/ buraya davet ediyorum sizi. Gerçekten girin ama dünyalarına. Seveceksiniz…

6 yorum:

  1. Hiç alakan olmasa bile güzel cevaplamışsın canım.Şaşırdım zaten sen internet kullanır mıydın:).Ama çok iyi oldu.Sen hep yaz hep okuruz biz.Bence geleceğinde yazarlık var.Çok etkileyici yazıyorsun.Hiç başka birşey düşünme.

    YanıtlaSil
  2. Ben popüler yayınları biliyorum ama bu ara daha çok edebi eser okumaya çalışıyorum :))

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkür ederim bu mime katıldığın ve verdiğin güzel cevapların için. Zamanında hocalarımız bize önayak olmadılar kitap seçimlerimizde. Sadece okuma yarışı yaptığımızı hatırlarım taa ilkokul birinci sınıf zamanlarımda.. Sonra sonra Dünya Klasiklerini okutmaya çalıştılar. En başta sevmedim, ceza gibi geldi bana. Ama sonra Halide Edip Adıvar'ın birkaç romanını okuyunca edebi eserlerin ne kadar değerli olduğunu anladım. Şimdiki kitaplarından fırsat ve zaman bulabilirsem edebi eserlere geri dönüş yapacağım.. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatımları ağır gelmediği sürece (çokça Türkçe olmayan kelimeler) önerilerine açığım :)

      Sil
  4. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı, benim de en sevdiğim. Ama ben Harry Potter'ı da çok severim. Alacakaranlık ve Açlık Oyunlarıyla Harry'yi aynı kategoriye sokmamak gerekli. Naçizane fikrim, bence Potter'a bir şans vermelisin :)

    YanıtlaSil
  5. Fidan ,sorular inatla zombiler ve vampirlerden geliyor sen de ısrarla Suatlar ,Süreyyalar,Felatunlar diyorsun ya nasıl hoşuma gitti.Sorular tamamen popüler kültüre göre hazırlanmış,zannedersin ki o kahramanların dışında kahraman yok...Bu da bu tür romanların gençleri nasıl da etkisi altına aldığının göstergesi.Klasikler okunmalı diye diye dilimde tüy bitiyor.Bin bir türlü itiraz ( ama çok sıkıcı,ama çok zor,ama okuyamıyorum.....) Alacakaranlık bir elli yıl sonra da en çok okunan roman olacak mı bakalım ? Yanlış anlaşılmak istemem,asla o kitaplar kötü demiyorum.Harry Potter ile birlikte kitap okuma alışkanlığı kazanan birçok okuyucu biliyorum ve ben de o seriyi ayrı tutuyorum.Zombi ve vampirler bir modaydı geçti gitti diyorum.Nitelikli okur olma konusunda hayal ettiğimiz günlere ulaşmayı diliyorum.Sevgiler :)

    YanıtlaSil