5 Şub 2016

DÜŞKIRAN-1

UYKU ARKADAŞ


Etraftaki her şey yabancı görünüyor. Korkularımla boğuşmaktan heyecanımı hissedemiyorum. Burayı hiç sevmedim. Buraya gelene dek gezdiklerimizi de sevmemiştim. Kalacak bir yer bulamazsam geri dönmem gerekir diye katlanmaya karar verdim. Bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.
Üç kişi aynı odayı paylaşıyoruz. Oda arkadaşlarımdan Filiz uzun boylu, ela gözlü, sapsarı saçlarıyla ilk bakışta dikkati çeken bir kız. Yurdun yakınlarındaki kampüse gidip geliyor. Ekonomi okuyor. Benim aksime konuşmayı çok seviyor. Sevda ise normalden daha kısa boylu. O da sarışın; ama Filiz'in saçları kadar sarı değil saçları. Yeşil gözlü. Yüzü çok güzel. Ne çok ne az konuşuyor. Filiz'le aynı okula gidiyorlar. İşletme okuyor.
İkisi de bana hoş geldin derken oldukça samimi görünüyordu. Ama, ilk kez kardeşlerimden başkalarıyla yaşayacağım. Üstelik onlara hiç benzemiyorum. Lastik tokayla tepeden sımsıkı bağladığım simsiyah saçlarım ve kalın çerçeveli iri gözlüklerimle "inek" dedikleri öğrencilere benziyorum daha çok. Filiz soldaki ranzanın, Sevda sağdaki ranzanın alt katında yatıyor. Fazla seçeneğim yok. Filiz'in yatağının üst katında yatabileceğimi söylediler. 
Okulun ilk günü yurdun sahibesi durağa kadar eşlik etti bana. Aslında o önden koşturdu ben de peşinden... Çok acelesi vardı ve belli ki beni bir yük gibi görüyordu. Yirmi dakikalık otobüs yolculuğunun ardından okula gitmek için otobüse binebileceğim durağa ancak vardık. Duraktaki öğrenci kuyruğunu görünce korkularım katlandı. O yılları yaşamadım; ama kitaplardan okuduğum kadarıyla, bu öğrenci kuyruğu ekmek ve tüp kuyruğundan bile daha uzundu.
Oturarak gidebilmem imkansız. 45 dk aralıklarla gelen otobüs ya zaten dopdolu geliyor ya da kuyrukta bekleyenler tarafından kaşla göz arasında dolduruluyor. Bu ikinci yolculuk 1 saat sürüyor. 1 saatlik yolun sonunda doğrudan kampüse giremediğimiz için inip tekrar otobüs beklememiz gerekiyor. Yirmi dakika da bu şekilde kaybediliyor. Tüm bunlara trafik yoğunluğunu ve olası aksilikleri dahil etmedim bile.
Yurtta kahvaltı veya yemek çıkmıyor. Sabahları köşedeki fırından bir şeyler satın alıyoruz. Filiz ilk iş olarak bir su ısıtıcısı almam gerektiğini söyledi. Hazır çay ve kahve stokluyoruz. Beslenme konusunda tam anlamıyla acınacak haldeyiz. Sokağın başında ev yemeği yapan bir mekan var; ama oraya sadece bir kere gitmem bir daha gitmemem gerektiğini anlamama yetecek kadar cebimi yaktı.
Filiz ve Sevda çok yakın arkadaşlar. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Bana karşı iyi olmaya çalışsalar da odalarında kalmamdan rahatsız olduklarını anlıyorum. Herhangi bir şey yaptığım da yok. Yalnızca ikisi kalmak istiyorlar. Bunu fark etmemek mümkün değil.
Çoğu derslerine gitmiyorlar. Okula 15 dakika yürüyerek gidebilecekleri halde her sabah, çalan saatlerini susturup uyumaya devam etmelerine anlam veremiyorum. Onların yerinde olmak isterdim. Bazen sadece gidip "Bugün ders yok." denmesini duymak için neredeyse 3,5 saatimi yolda geçirdiğim oluyor.
Burası aslında normal bir binanın normal bir dairesi iken yurt sahibesinin cin fikirliliği ile mevzuatın sadece olmazsa olmaz kısımları yerine getirilerek özel yurda çevrilmiş. Bizim odamız caddeye bakıyor. Bunun dışında 3 oda 1 de hol var. Hol dar ve küçük olmasına rağmen çalışma odası olarak adlandırılmış. Çalışma odamızda 2 kişilik bir masa, eski püskü bir divan ve ne adım atacak ne de nefes alacak yer var. Zaten kızlar burayı genelde sigara içmek için kullandığından sürekli duman altı.
Yandaki odada Esra ve Tülin adında iki kız kalıyor. Çok fazla konuşamadım onlarla. Filiz'le Sevda'nın bana anlattıkları hiç de güven telkin eden şeyler değil. Diğer odalardan birinde Kayra adında biri yalnız yaşıyor. Yurt sahibesi Kayra için de öğrenci demişti. Gece öğretimindeymiş. Bu yüzden gündüzleri sürekli yurtta, geceleri dışarıdaymış. Öğrenciye benzemiyor. Yaşça hepimizden çok büyük. Upuzun, siyah ojeli tırnakları, başını sımsıkı çepeçevre sardığı şalları, hepsi garip simgelerle dolu yüzükleri, kolyeleri, fısıltıyla konuşması ve mecbur kalmadıkça kimseyle sohbet etmeyişi onun öğrenci olduğuna inanmamı engelliyor.
Tek kişilik olduğu söylenen son oda ise boş ve kilitli. Yurt sahibesi Zerrin o odayı ballı bir öğrenci bulana dek açmayacakmış. Kızlar öyle söylüyor.
Oda arkadaşlarım dedikoduya bayılıyor. Beraberken ardından atıp tutmadıkları, kötü konuşmadıkları hiç kimse yok. Yine de o insanlarla yüz yüze geldiklerinde oldukça sevimli ve cana yakın davranıyorlar. Bugüne dek kitaplarda yaşamış ve onlardan çıkarak gerçek insanları tanımaya henüz başlamış olan ben, kendimi önceden bu gibi durumlara her ne kadar hazırladığımı düşünsem de, çok şaşırıyor ve üzülüyorum...
Söylediklerine göre Esra ve Tülin alkolik, Kayra ise geceleri çalışan bir fahişe. İçlerinde sigara ve içki içmeyen bir tek ben varım. Buna rağmen hiçbirine birbirlerine oldukları kadar acımasız ve ön yargılı değilim. Hem Filiz hem Sevda günde en az iki paket sigara içiyor, yurda içki sokuyor, çoğu zaman da sarhoş oluyorlar. Bu durum onları diğer kızlar hakkında hüküm vermekten alıkoymuyor.
Burayı hala sevmiyorum. Ama, elimden alışmaya çalışmaktan başka bir şey gelmiyor. Erken uyanıp hem yolda hem okulda bir hayli yorulduğum ve bezdiğim için yurttaki odama geldiğimde biraz sessizlik arıyorum. Benim döndüğüm saat kızların henüz uyanıp ayaklandığı saatle çakışınca bu pek mümkün olmuyor. Akşam için bir planları varsa ve dışarı çıkarlarsa ancak dinlenebiliyorum. Bir yandan aralarına karışmak ve bu boğucu yalnızlık hissinden kurtulmak istiyorum diğer yandan hiçbir ortak yanımız olmadığı için bunun nasıl olabileceğini düşünüyorum.
İçki ve sigara içiyorlar. Erkekler hakkında çok şey biliyorlar. Açık saçık şeylerden söz ederken oldukça rahatlar. Geceleri dışarı çıkıyorlar, sabaha karşı döndükleri oluyor ve çoğu zaman kapıyı açmam için beni uyandırıyorlar.
Tüm bunlar bana uygun olmayan şeyler. Yine de onlarla arkadaş olmak istediğim ve beni de birbirlerini sevdikleri gibi sevmeleri için uyum sağlamaya çalışıyorum. Yalnızca onlara değil, yeni hayatımın her kısmına, okula, gün içinde saatlerce yolculuğa, korkunç trafiğe, insan kalabalığına, gerçek kişilere ve kitapların dışındaki yaşama da uyum sağlamaya çalışıyorum. 
Karla ilk kez bu şehirde karşılaştım. Zerrin cimriliği yüzünden kombiyi çok az açıyor. Kombi kendini bile ısıtamıyor. Üşüyorum... Kızlar dönüp cama taş atmadan önce biraz uyusam iyi olacak. 
Uyku şu sıralar en sevdiğim ve en güvendiğim şey...

(sürecek)


43 yorum:

  1. Okula giderken 3,5 saatlik yol çekilecek gibi değil işkence resmen. Nasıl bir yere düşmüş bu kız böyle anası babası yok mu? Araştırmadan mı koymuşlar kızlarını oraya? gibi kafamda deli sorular :)) Umarım o tek kişilik oda ya ona uyan bir arkadaş gelir. Konusu beni sardı merakla bekliyorum diğer bölümü. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplamda 3-3,5 saat; ama günün neredeyse yarısının yolda geçmesi demek bu. Gerçekten işkence. Sorularınıza az da olsa cevap vererek size yardımcı olayım :) Sarmaşık okumak için başka bir şehirde, ailesinden, önceki bölümlerde çok az söz etmiştim. İlerleyen zamanlarda daha netlik kazanacak bu konu. Merak ederseniz ve zamanınız olursa yazının altındaki KAVGAKIRAN etiketine tıklayarak bölümlere ulaşabilirsiniz. Devamını ilk fırsatta yazacağım. Beğendiğinize çok sevindim, teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Sarmaşığın Adil'e anlattığı bölüm başladı galiba. En son konuşuyorlardı bildiğim kadarı ile. Kızın okul hayatı baştan zor başlamış baksana. Çok akıcıydı bir solukta okudum. İlgiyle izliyorum kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, doğru. Sarmaşık hikayesini anlatacaktı, burada başlıyor o hikaye. Beğendiğine sevindim, çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. Bir kız çocuğunun evinden ilk ayrılışı ve yeni yaşama ayak uydurması ne denli zor. Bu evden ne maksatla ayrılırsa ayrılsın hep zordur.Hele de amacı okumaksa kat kat sıkıntı demek. Sarmaşık da bunu yaşıyor. Adil'e anlatıma başladığı masa konuşması bakalım ne kadar derine inecek. Çünkü Adil hepsini dinlemek istedi.Çok etkileyici ve sürükleyici bir yaşam hikayesi hisli ve içten. Kalemine yakışır tatta, tebrik ederim yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın tabii; ama bu bizim ülkemizde çok daha zor. Bu zorlukların en aza indirgenmesi adına da hiçbir şey yapılmıyor. Öğrenciler için barınma imkanı yok, ekonomik destek yok, burslar adaletsiz dağıtılıyor, yol problemi var, üniversite az... Bu tabii işin "üniversite" kısmı. Yoksa ta ilkokuldan başlayarak eğitim öğretimi baltalamak adına ellerinden geleni fazlasıyla yapıyorlar. Beğendiğine sevindim, teşekkür ederim.

      Sil
  4. Gayet iyi gidiyor. Geçmiş kısmını ayrı açmak güzel fikirmiş. flashback:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, geriye dönüş :) Teşekkür ederim.

      Sil
  5. çok fenası ya hani sarmaşık evliliğini anlatacaktı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk olsun anlatıyor ya işte :) Baştan aldı diyelim.

      Sil
    2. Şimdi anladım. Takibe devam o zaman. Böyle arkadaşların içinde olması Sarmaşık için büyük şanssızlık. Umarım kötülüğüne sebep olmazlar .(

      Sil
  6. O holü hayal ettim de.. Hapishane gibi.. Boğucu.. İnsan orada bırak ders çalışmayı nefes bile alamaz.. Holü hapishaneye benzetince Zerrin de gardiyan oluverdi gözümde.. Paket paket bitirilen sigaraları saymıyorum bile..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaç öğrenci vardır böyle uygunsuz koşullar altında eğitimini tamamlamaya çalışan... Eğitimi, eğitimliyi pek sevmeyen bir toplumuz maalesef. Bu konuda ayak bağı olmakta, engel teşkil etmekte üstümüze yok.

      Sil
  7. Ahh! canım Sarmaşıkk. Tüm zorluklar da O'nu bulmuş.

    Çok akıcı, bir çırpıda okudum

    Ve devamını merakla bekliyorum :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat böyle işte. Birilerine taktı mı takıyor :) Beğendiğinize sevindim, çok teşekkür ederim.

      Sil
  8. Her işi ticarete döken akıllılar var o yurt sahibesi gibi. bazı yazılarını okudum acaip sardı. Tam bir anlatıcısın yazdıkların insanı yakasından tutuyor. Gecenin bu saati sayfa sayfa gezdim buralarda. Sigara içki kötü arkadaş ortamı.. Kahramanımız çok dayanamayacak gibi hı? Kalemşör seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların çoğu öyle mi ne :) İşleri ticarete döken cinsten yani. Tam bir anlatıcı olarak görülmek çok güzel. Anlatmaktan başka silahı kalmayan biri için özellikle... Sadece kahramanımız değil kim olsa dayanamaz :) Teşekkür ederim.

      Sil
  9. Ben farklı bir hikayeye başlıyorsun sanmıştım. Sarmaşığın devamimi bu. Çok geriden almışsın ama. Ben evliliğini merak ettim:( Neyse bekleyeceğiz artik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok da geriden almadım aslında. Bir de hayatta da böyle değil midir, her şey birbiriyle bağlantılıdır. Bir şeyi anlatmadan pat diye ötekine geçmezsin. Bu yüzden almam gereken yerinden aldım.

      Sil
  10. Benim günde 4 saatim yolda geçiyor. Kızımiza bu yüzden sempati duydum.Neyse Seneye Sıhhiyeye gecicem. Kızımiz Yatay geçiş yapsın. En güzel yillarmiz güya ama yolda geçiyor. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah kuzu kıyamam sana :( Bunun çözümü her neyse umarım en kısa zamanda gerçekleşir. En güzel yılların yolda geçiyor artı tüm enerjin tükeniyor. Allah yardımcın olsun. Zor.

      Sil
  11. Kavgakıran-Düşkıran ben görünce anladım Kavgakıran'ın devam ettiğini. Bağlantıyı kurmak zor değil. Hikayen tam bir roman olmaya doğru gidiyor. Geri dönüşler, bağlantılı anlatımlar, sağlam kurgu. Daha da genişletirsen tadından yenmez, yan karakterlerle filan. Merakla bekliyorum devamını okumayı. Çok iyisin kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yabancı değilsin ve beni anlayacağını düşündüğüm için yazacağım, yani bir nevi kızım sana söylüyorum gelinim sen anla durumu olacak. Çok sıkıldım şu roman olsun kitap olsun muhabbetinden. Parası olan roman yazıyor, kitap basıyor zaten. Git bak bloglara, sitelere, sosyal medyaya herkes "yazar". Benim derdim bu değil. Hatta herhangi bir derdim de yok sadece yazıyorum. Böyle düşünmediğim ve bu amaçla kendimi paralamadığım için algı sebebiyle yanlış değerlendirilmek istemiyorum; çünkü ben o güruhtan değilim. Ben zaten yazma yeteneğim olduğunu biliyorum ve zaten de hayatımda yazıdan başka hiçbir şey yok. Bu yüzden bana övgü gibi gelmiyor roman olmalı, kitap olmalı sözleri. Yazıyorum işte. Yazıyorum ve yazdıklarımı beğeniyorum. Kitap olmasa da olur. Roman olmasa da olur. Bana para kazandırmasa da olur. Benim başarı ölçülerim bunlar değil. Yazdıklarımdan ne derece tatmin olduğum. Kendimi az da olsa aşıp aşmadığım. Bu gibi şeyler işte... Bence de bunun KAVGAKIRAN olduğunu anlamamak için hiçbir sebep yok. Yazının altında kabak gibi etiket duruyor. Neyse, teşekkür ederim. Beğendiğine sevindim bölümü.

      Sil
    2. Aynısını daha önce de söylemiştin sıkıntı yok. Ama kitap olsa güzel olur yani:) Ok sustum.

      Sil
    3. Baskı oluşturuyor bu sözler insanın üzerinde. İlk başlarda hoşlanıyordum; ama zamanla benden "beklenen" bir şeyler oluşmaya başladı. O şeyleri istemiyorum ya da asla kabul etmem demiyorum; ama bunlar olmak zorunda değil diyorum. Ne o beklentilere girilsin ne o baskı oluşsun. Bir şey olacaksa zaten olur, olmazsa da olmayıversin. Olmadı olmuyor diye ben yazmayı bırakacak değilim :) Teşekkür ederim anlayışın için o sondaki "Ama kitap olsa güzel olur." haricinde :))

      Sil
  12. Yine okumaya değer bir bölümdü. Sarmaşık o arkadaşlarının arasına karışmaya çalışmasa daha iyi olacak. İnsana ne gelirse böyle arkadaşlardan gelir. Devamını bekliyorum sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman da yapayalnız kalacak ama :) Dur bakalım içlerine karışacak mı karışmayacak mı neler olacak bir sonraki bölümde anlarız. Beğendiğine sevindim, çok teşekkür ederim.

      Sil
  13. Bence o kızlardan olabildiğince uzak durmalı kendi dünyasını yaratmalı güzeller güzelimiz. "İnek" olmak onlar gibi olmaktan iyidir yani. Hala yurtta kalan biri olarak ne tuhaf hissettim kendimi bilemezsin :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de uzak durmalı :) Tabii şartlar nasıl şekillenir ve şekil verir şimdilik bilmiyoruz. Yurtta kalmak çok zordur, çeşit çeşit insan, uyum sorunu, sıcak bir ev özlemi, başka sorunlar... Sana kolaylıklar diliyorum. Umarım minimum sorunla karşılaşıyorsundur.

      Sil
  14. Daha önce de yorumlamıştım galiba, bütün zorluk ve acılar hayata karşı bir direniş abidesi olarak Sarmaşığa tecrübe oluşturacaktır. Yine çok güzeldi, kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah öyle olur Mehmet Bey :) Beğendiğinize sevindim, teşekkür ederim.

      Sil
  15. En merak ettigim bölümlerden biri baslamis, en sonunda. Sarmasik'in hikayesi... Hmmmmm... böylesi zor günlerden geldigi belliydi zaten. Herzamanki gibi merakla bekliyorum devamini:) Kalemine saglik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Sıkıntılar, zorluklar art arda gelir. Biri bir diğeri için yol yapar, ortam hazırlar... Çok teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  16. Yurtta kaldığım günleri hatırladım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurt demek çeşit çeşit insan demek:)

      Sil
  17. Eski hayatı şuan olduğundan daha zormuș bu kızcağız'ın.. :( olaylar nasıl gelişecek merakla bekliyorum..

    YanıtlaSil
  18. Ilk bölümden basladim merak ediyorum diger bölümleri de.

    YanıtlaSil
  19. Önce yeni bir hikayeye başladın sandım. Ancak, bu sadece Sarmaşık'ın hikayesi sanırım. Adil'e "hepsi"ni anlatmaya başladı anlaşılan.
    Sarmaşık gibi sağlam karakterli bir kız için oldukça zor olacak böyle bir çevreye adapte olmak. Nedense içimden bir ses onlara benzemediği yahut bir pisliklerini örtbas etmediği için o kızların Sarmaşık'ın ayağını kaydırmaya çalışacağını söylüyor.

    YanıtlaSil
  20. baştan başladım dahada başımı var yorumlardan kafam karıştı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kavgakıran yazı dizisinin alt başlığı Düşkıran :) Ama, o kadar baştan alırsan okuyamayabilirsin, bence yakaladığın yerden git :) Sevgiler.

      Sil
    2. Teşekkürler buradan devam o zaman sevgiler.

      Sil
  21. Düşkıran 1 haydi bakalım başladım :) Yalnız bu ilk bölümü bulana kadar uğraştım.. kategorilerde "Düşkıran" ı bulamadım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim, bugün epey zaman ayırmışsın Düşkıran'a, çok mutlu oldum :) Düşkıran, KAVGAKIRAN'ın içinde geçtiği için kategorilere koymamıştım; ama koyacağım. Yalnızca Düşkıran'ı merak edenler zorluk çekmesin. Teşekkür ederim, sevgilerimle.

      Sil