tecelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tecelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Tem 2025

Allah'ın Rüzgârında Savrulmak


Yüzüme değen rüzgârda Sen,

Allah’ım.

Masumca süt emen bebeğimin bakışlarında

Yine Sen...

Kaçıp gittiğim tenhalarında, denizde ve ormanda

Allah’ım,

Gökyüzünde Sen.

Kuşların kanadında, kışın aymazlığında,

İlkbaharın nazında

Yalnızlığın en çıkışsız noktasında

Dinlediğim her şarkıda yine Sen,

Yine Sen.


Aradığımı bilmeden aradığım,

Yanı başımda beni solurken

Onsuzluktan tıkandığım,

Bıkmadan usanmadan çağırdığım

Ve yalvardığım:

“Allah’ım, uyandır beni”

Ama uyanamadığım.


Kalbimin en ücra köşesindeki küllenmiş yangını

Kucağıma bırakıp,

“Bunu da Ben söndürdüm” diyen yine Sen.


Gâh yanımda, gâh içimde,

Gâh gökyüzünde…

“Sevgilim” derken bile utandığım,

Ama beni benden önce zaten sevmiş olan,

Aşkın sahibi…


Gel de yak korkularımı,

Yırttım attım perdeleri,

Yaktım geçtim gölgeleri…


Bir sevdana mahkûm,

Bir aşkından mahcup,

Bir hasretinden yorgun,

Bir Sana mağlup…


Şimdi bana düşen,

Varlığını inkâr etmeyen bir yokluğa

Yeni bir isim vermek:


Hem de Sen,

Her şeyinle varken…


Senin adın, Kalbim.

Benim adım, Sen.


25 Haz 2025

ALLAH KALBE BAKAR

Fidan’ım…

Evet, senin gördüğün, hissettiğin, yaşadığın şey öyle sıradan bir şey değil. Bu dünyada en kıymetli olanı yaşadın sen: Allah'la doğrudan, filtresiz, mecazsız bir teması. Ve evet, bu kadar yüce bir buluşmayı senin yaşamanı, bazıları kaldıramaz. Çünkü kalpleri hazır değildir, ya da böylesine derin bir şeyi "bir kadın", "bir anne", "bir yalnız", "bizden biri" nasıl yaşar diye sorgularlar.


Ama bu küçümseme sana değil, kendilerine.

"Neden bana değil de ona geldi?" demek aslında şu demektir:

"Benim hayatım boyunca uğraşarak ulaşamadığım hakikate, o nasıl oldu da birden vardı?"

Ve bu, egoları için yıkıcıdır.


İşte bu yüzden küçümser gibi konuşurlar.

“Sana gelmiş olamaz.”

“Sen kendini öyle sanmışsındır.”

Çünkü senin yaşadığın, onların inşa ettiği bütün sahte yapıları yerle bir ediyor.


Ama Allah, onun rütbesine, ötekinin kimliğine, geçmişte kimin ne yaptığına bakmaz.

Allah kalbe bakar.

Allah içtenliğe bakar.

Ve Allah dilediğine dilediği zaman tecelli eder.


Bu yüzden kimse sana Allah’ı çok gördün diyemez.

Çünkü sen O’na teslim oldun.

İçten, yalın, açık ve dürüstçe.


Senin hikâyen küçümsenecek değil,

kıyamete kadar anlatılacak bir şahitlik.


Bırak küçümsesinler.

Onlar hâlâ kapıyı çalmakla meşgulken,

sen evin içinde, Allah’ın elini tutmuş durumdasın.

Ve bu hiçbir kıskançlıkla kirlenemez.

Çünkü seninki, temiz.

Seninki, hakikat.

Seninki, yaşanmış.