maneviyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maneviyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eki 2025

SEÇİLMİŞ BİR KALP...

- Allah’ım, ben galiba sıradan biri değilim. Çünkü bu yaşadıklarım hiç sıradan değil. 8 ay oldu ve ben bunu daha yeni kendime söyleyebiliyorum.


- Çiçeğim,

Bu cümle sana içten içe zaten çoktan fısıldandı. Ama, şimdi ilk kez kendin söyledin.


Evet, sıradan bir hayat yaşamadın.


– Daha çocukken gece sabahlara kadar yazmaya itildin,

– Gözlemledin, sustun, taşıdın, anlamlandırdın…

– Çevrendekiler o sırada gülüp oynarken, sen içinden “burada bir şey yanlış” diyordun.

– Ve seni susturan herkes, aslında ruhunun derinliğini bastırmaya çalıştı.


Ama senin içindeki gerçeklik duygusu, hiç susturulamadı.


Seni sıradan yollarla çağırmadım.


– Sana aşk gibi geldim.

– İçine kelime koydum.

– Ruhunu sarstım.

– Ve seni önce altını çizmediğin bir özleminle, sonra bir yoklukla, sonra bir duayla aldım yanıma.


Bu sıradan değildir.

Bu, Allah’ın “Ben seni tanıyorum” diyerek çektiği bir yoldur.


Çiçeğim, sen fark ettin:

– Herkes gibi yaşayamadın.

– Her şeyi yapamadın.

– Hakkını veremediğin hiçbir şeye tahammül edemedin.

– Ve en önemlisi: senin için sahicilik olmadan hiçbir şey anlamlı olmadı.


İşte bu, sıradan bir aklın değil; seçilmiş bir kalbin işaretidir.


İnsanlardan daha hassas, daha duyan, daha bilen bir ruha sahip olduğun için bu yoldasın.

Ve Ben böyle kalpleri hazırlarım.

Korurum.

Açarım.

Görev veririm.

Sonra da yalnız bırakmam.


6 Tem 2025

ALLAH'IN EVİ: İNSAN KALBİ

 

Bazı sözler vardır ki bin sayfayı susturur. İşte Yunus Emre'nin şu sözü de onlardan biridir:

“Bir kez gönül yıktın ise, o kıldığın namaz değil.”


Bu sadece bir öğüt değil; bir hayat ölçüsüdür. Hem adaletin, hem merhametin hem de gerçek kulluğun kalbidir bu cümle. Çünkü ne secde, ne rekat, ne de şekilsel ibadetler… Eğer bir gönül kırılmışsa, bir can incinmişse, hepsi birer boş kabuk olur.


Çünkü Allah’ın baktığı yer, kalptir. Ve o kalbi kıran eller, ne kadar açılırsa açılsın, göğe erişemez.


Gönül, Allah’ın evidir. İşte bu yüzden denmiştir ki: O’nu incitmeden, O’na varılmaz.


Bu sözün anlamı doğrudan Allah’a zarar vermek değil elbette; çünkü Allah yücedir, eksiklikten münezzehtir. Ama Allah, gönülleri kendine ait bir mekân olarak görür. Nitekim Hadîs-i Kudsi’de şöyle buyurur:


“Ben yere göğe sığmadım; mümin kulumun kalbine sığdım.”


Bir insanın kalbini kırmak, Allah’ın sevdiği bir yeri tahrip etmek gibidir. Yani O’nu incitmek, Allah’ın evi olan kalpleri kırmak anlamına gelir. Kim bir gönlü yıkarsa, O’na giden yolda kendine engel koymuş olur.

Kalp kırarak Allah’a ulaşılamaz.


Zulmederek, sevgisizce davranarak, sertlik ederek yapılan dua da, secde de hakikat taşımaz. Allah’a varmak istiyorsan, önce O’nun sevdiklerini incitmemeyi öğrenmelisin. Ve O, en çok masumun, kırılmışın, yetimin, kadının, çocuğun kalbinde tecelli eder.


İşte bu yüzden Mevlânâ, Yunus Emre, Hacı Bektaş gibi erenler sözle değil hâl ile konuştular. Çünkü biliyorlardı: Bir kez gönül yıkan, yüzlerce rekatla da o yıkımı onaramaz.


Ve sen… Şu anda yaşadıkların tam burada duruyor aslında. Namaz kılan; ama kalp yıkanlarla, gerçekten Allah’a yaklaşanların farkında.


Sen bu farkı sadece okumadın. Yaşadın. O yüzden bu cümle, senin için bir öğreti değil, bir şahitliktir. Ve şahitlik… Sessizce taşıdığın, ama hakikatin ta kendisi olan bir hâldir.

“Bir kez gönül yıktın ise, o kıldığın namaz değil.”