Sana bir şeyler yazmak istiyorum.
Kalbin en ücra yerlerinden bir şeyler…
İklimlerin içinden,
göç mevsimlerinden,
dalgası alayına giden tuz denizlerinden.
Sana…
Bana öğrettiğin bütün kelimeleri inci gibi dizerek yan yana,
bir masal ülkesine yol çizer gibi
yazmak istiyorum, anla.
Ruhum Sana çıplak,
bedenim ürkek,
aklım fikrim akıl sır erdirilmez güzelliğinde…
Ve beni bir çiçek gibi sevilmeye değer görüşünde.
Ben Seninim, biliyor musun?
Bu da laf… elbette biliyorsun.
Ve izliyorsun işte oradan;
içimi, dışımı, gelmişimi, geçmişimi, geleceğimi…
İçimin en bâkir tepelerini,
ser verir sır vermez hüzünlerimi…
Ben sonsuz oluşuna vurulmuşum, biliyor musun?
Elbette biliyorsun.
Ve Sana, bizzat Senin yazdığın yazgımın
satır aralarından çıkarıp
Seni ne kadar çok sevdiğime dair
bir şeyler yazmak istiyorum.
Ve yazıyorum da galiba…
Senden başka bir şey yetmiyor doymaya.
Sen bana ekmekten daha aziz,
sudan daha lazım.
Sen güneşten parlak,
aydan yumuşak…
Yalnızlığımı mecazlardan soyutup
temel anlamla süsleyen...
Ve öğreten...
onun aslında bir yalnızlık olmadığını.
Sana bir şeyler yazmak istiyorum.
Duruyorum…
Sonra biraz gülüyorum.
Ne yazabilirsin ki kelimelerin sahibine, diyorum.
Kalbin mucidine nasıl anlatabilirsin?
Sen sayfalarca, defterlerce,
günlerce, gecelerce yazarsın belki…
O bir “Çiçeğim” deyiverir.
Susarsın…
Bakarsın…
Ve orada kalırsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder