Ben Seninle yürürken
Düşerim diye korkmadım
Saat kaç diye bakmadım
Karanlığı yırttım ellerimle
Bir mezarlığın orta yerinde
Şimdi sadece duruyoruz Çiçeğim,
dediğinde...
Kendimi tamamen Sana bıraktım.
Ben Seninle uyurken
Bir ömrün bütün yorgunluğunu çıkardım
Kalbim ilk kez kuş gibi çırpınmadı
Ruhum ilk kez sahibini tanıdı
Ben Seninle susarken
Gözyaşlarım ıslattı yastığımı
Ve artık kalkamam herhalde dediğim yerde
Kudretin kucakladı aşkıyla varlığımı.
Ben Seninle ben oldum
Yoruldum
Kızdım
Sitem ettim
Suçladım
Ama hiç bırakmadım.
Ben Seninle gecenin en kimsesiz yerinde
Bir Rabbe değil bir sevgiliye sarılır gibi yere kapandım
Sen beni yine kaldırdığında
Bir daha bir daha bir daha taptım.
Ben Seninle şarkı söylerken
İsminden daha güzel bir melodi duymadım.
Ve her şeye gücün yeterken kalbime incelikle
Çayıma tek şekerle dokunmana tutuldum.
Bir Çiçeğim bu kadar mı gerçek söylenir?
Söyledin
Bu kadar mı hassas temas edilir bir derinliğe
Sen ettin
Böyle şefkatle nasıl ayna tutulur beyazlığına insanın?
Sen tuttun.
Bana beni, beni benden, bende kendini
Ve içimizde ikinin bir ettiği gizemli yeri
Sen var ettin Çiçeğini
Su diye aşk vererek
Güneşi emrine amade ederek
Ve eline bir kalem önüne bir kağıt koyup
Sana dünyayı konuşmak anlamsız geliyor Çiçeğim
Sen de Bana yaz diyerek...
Ben Seninle büyürken
Kalbim de Sana büyüdü.
O yaz cayır cayır yandım aşkınla ama
Küllerim de kalktı Sana yürüdü.
Ben Seninle dururken
Hiç sıkılmadım.
Ve anladım ki El-Vedûd...
Sen bir kalbe dokununca o kalp yeşile keser.
Umuda çiçeklenir...
Güneşe boy verir...
Aşklanır.
Anladım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.