31 Ara 2015

BİR HAZİN DAHA

İnsan yanıklarından arta kalan birkaç şey getirdim sana. Biraz kül biraz duman biraz haklılık ihtirası. Bana bakar gibi baktığın zamanlar biliyorum kimsesizliğine. Boyuna bosuna uygun kalabalıklar, incelikle dokunmuş aşk sevinçleri hatıralar ilmeğinden. Nasıl susulur bilmiyorum bir yürek böyle çığlık çığlığa bağırırken. Nasıl dönülür başka tarafa kocaman yangınların yükseldiği evlerden... Düşene tekmeler savurmayı seviyor hayat. Acı acıyı çekiyor elem elemi. Yalnızlık yalnızlığı doğuruyor iğne ucu deliğinden, çocukluk çocuklukta kalıyor biz dört nala boy verirken. 

Bazı kuşlar geceyi seviyor bazıları Haziran'ı. Kediler ağaç tepelerini seviyor. Çiçekler güneşi, deniz martıyı martı göğü gök bulutu... Ben seni, ben sana, ben sende... Ve ben senden sadece senden.

Ben senin toprağında açamam. Sen benim toprağımda duramazsın. Bize yanık et kokuları düşer koynunda siyah güller saklayan bir yas kadınıyım ben. Bize yağmalanmış kentler düşer, fırtına düşer, şifasız hastalıklar, aşkın yarası, çıtçıtı bozulmuş kalemler, cızırdayan sokak lambaları, kimsenin geçmediği bozuk yollar ve bitmiş şişeler düşer. Dün düşer, hata düşer, pişmanlık ve küf düşer.

Birkaç şey getirdim sana ayaküstü avuçlarımdan avuçlarına sıkıştırmaya. Birtakım duygular ve çıldırmış suların ortasında yek başına çarpışan bir kayık yorgunluğu... Birkaç cümle kurmak istedim küskün duruşuna aldanıp. İnanılır buldum gözbebeklerini kaplayan bahar başlangıcını... Çünkü, hiç bilmiyordum ikimizin çok yanlış, çok uygunsuz ve zahmetli olduğunu. 

Hiç kimseyim ben. Kapıda yokum, evde değilim, pencereden bakmıyorum, sulara yansımadım. Hiçbiriyim karartıların. Suyum susuzluğumdur ve suçum suçsuzluğum. Aşkım hiçbiri hücrelerin. Ayaklarım yorgan ölümsüzü, gece kuşatması bekçisi, hırpalanmış saçlarımla bağlıyım kuleden yaşamaya. Hiç kimseyim ben. Her sokaktan çıkabilirim karşına, her basamaktan sekebilirim dünyaya inadına. Evde değilim. Oynaşında yırtılmadım rüzgar gülü perdelerin. Kapalıyım ben. Gün yirmi dört saat gözlerinin ay ışığında dimdik, yenilmenin hazzıyla ürpererek... Bir bıçak çekilişiyim müdafaa için nefsimi. Yitiğim. Artık istemiyorum bulmayı sende kaybolarak kendimi.

İnsan yanıkları boylu boyunca uzanırken yamacımızda, fezada yüz bin on dokuzuncu sevişmesi yaşanmakta atlas aşıklarının. Biz'in ortasında henüz kutsanmamış fetihler var biliyorum. Bir anahtar teslim töreni resmiyeti vurgun yemişliğim alnındaki çizgilere, bir hazin. Bir iş antlaşması yürek sızım, kalp çarpıntım, kan revanım saç diplerine bir hazin daha... Sana birkaç şey getirdim hiç vermemek üzere. Yalnızca fısıltılar büyütülecek şeyler değil. Uykusuzluklar, soylu şiir serüvenleri, falcı kadın safsataları biraz... Biraz yara, biraz gülünç klişeler,  sevda lakırdıları filan... 

Hiç kimseyim ben ne iyi ediyorsun bu yana bakmamakla. Öpsen korkarım, sevsen kaçarım, sarsan iğnelerim kanatır yara beresizliğini. Çok küfürler bilirim çok kirli yaşamaklar. Uçsuz bucaksız çöplükler bilirim dünyanın bakir tepelerinde. Tozdan sıkılmam, kirden çekilmem, ateşten sinmem... Yanmam güneşte, yağmurda süzülmem. Hiç kimseyim ben öyle hiç kimse ki ıssız yollarda arar dururum gölgemi. Evsizliğimi gezdiririm sırtımda, sensizliğimi heybemde ve tutulmuş köşe başlarının kahroluşunu ceplerimde...

Bana bakar gibi baktığın zamanlar biliyorum boş masalara. Yani bilmiyorum da bildiğimi düşlüyorum diyelim biz ona. Çekip çıkardığım anlamların hiçbiri değilim o kuytulardan. Sana bakar gibi baktığım her şeyden biliyorum çok fena. Gözlerinde olmamayı biliyorum, parmak uçlarında, akıl oyunlarında yokum. Acaba hangi vur kaç arasında doğdum büyüdüm ve sessiz sedasız toprak oldum? Ben senin toprağında açamam sen benimkinde durmazsın bile. Ben senin yaşadıklarından anlamam sen benimkileri duymayı istemezsin bile. Ne iyi ediyorsun üstüme basa basa geçip gitmekle...

İnsan yanıklarından dumanlar tüterken beyefendi göğümüzde, sakin denizimiz çocuk ölümler tükürürken gözbebeğimize, burnumuza burnumuza vahşi kokular dolarken hiç kaçışı yok... Hiçkimseyim ben ne olabilirim ki başka. Hiç kimseyim öyle hiç kimseyim ki... Her sokaktan çıkabilirim karşına, her çatıdan düşebilirim kan revan aşağına. Kaşlarına karışıp ölümcül direnebilirim, kasıklarında sevişebilirim hiç sezdirmeden soysuzca... Hiç kimseyim ben. Kapıda yokum evde değilim pencereden bakmıyorum, sulara yansımam gölgem çok yabancımdır. Ay tutar beni hem, martı kovalayan kediler tutar bir de kovalardan fırlayan can çekişmeci balık solungaçları...

Birkaç şey getirmiştim sana avuçlarımda, sıkıntım vardı. Birtakım duygular ve çıldırmış suların ortasında yek başına çarpışan bir kayık yorgunluğu. Dökülenler oldu, kırılanlar oldu, salıverdiklerim oldu... Yalnızca fısıltılardı büyütülecek şeyler değil. Uykusuzluklar, soylu şiir serüvenleri, falcı kadın safsataları biraz... Biraz yara, biraz gülünç klişeler, sevda lakırdıları filan... Bir sevdaydı insan yanıklarının içinde her şeye rağmen bir aşk. 

Büyütülecek şey değil, bir hazin daha o kadar...

34 yorum:

  1. Gözlerim dolu dolu oldu.
    Yüreğine, kalemine, gözlerine, hisseden yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, sizin de yüreğinize sağlık...

      Sil
    2. Gerçek ki, herkes bir parça buluyor kendinden.

      Sil
  2. Her şey kadar, hayat kadar gerçek bu satırlar.. Ve ben bu gerçekler arasında geceyi seven kuş olarak kalmak istiyorum. Belki en sessiz, en sakin, en kendimiz olan vakitlerdir onlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geceyi seven kuşları severim bilirsin ki:) Gece, yazmak dahil her şey daha kolay sanki. Teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  3. Fidan, bana beni anlattın yine. Bir yazında daha kendimden çok şey buldum. Öyle güzel anlatmşısnı ki, yazının, duygularının ve kaleminin gücü karşısında ben ne desem boş. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En sevdiğim :)) Bana beni anlattın ne güzel ifadedir ya, nasıl gururlanıyorum o zaman. Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  4. Sen ne kadar güzel yazıyorsun ya okumadım içtim sanki yazıyı!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel :) Beğenmene sevindim, çok teşekkür ederim.

      Sil
  5. Hissettirdin bize yazdıklarını... Sanki bendim, bizdik! Ellerine sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En önemlisi de bu sanırım. Yazdıklarını hissettirebilmek... Teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  6. Güneşi, denizi, mavi gökyüzünü sevenlerdenim ben. Gece hep hüzünlü, içli gelir. Gün ışığı çok şeyi çözümler sanki.
    Aydınlık, güzel bir yıl olsun diliyorum. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke gün ışığı tek başına yetse çözmeye :) Teşekkür ederim, sizin de yeni yılınız kutlu olsun. Herkes için güzel bir yıl olsun hatta bundan sonrası hep güzel olsun. Sevgiler.

      Sil
  7. Merhabalar.

    Acıyı bile güzel söyleyen kaleminizi ve yüreğinizi kutlar, kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun. Hayırlı yıllar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Acıyı bile güzel söylemek..." Ne hoş bir tabir Recep Bey, onur duydum sözlerinizden. İnşallah hepimiz için hayırlı, huzurlu, güzel yıllar başlıyor olsun bu gece. Saygılarımla :)

      Sil
  8. Yorgan ölümsüzü ayaklarım,çıtçıtı bozuk kalemler,nasıl dönülür yangını tüten evlerden başka tarafa...Bütün halinde yazının duygusu içime işledi.Kelimelere hükmediyorsun adeta. Çok çok çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana da teşekkür etmek kalıyor o zaman... Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  9. Her cümle mi vurucu olur? Bu kadar mı çarpar insanı?
    ''Etkileyici'' bir yazı demek haksızlık olacak biliyor musun? Sarsıyorsun, hatta silkeliyorsun. Bazı cümlelerin ikişer kez okunmak istiyor, iyice özümsenmek...
    Çığlık niteliğindeki o dolu dolu cümleleri okurken, gariptir ki bir yandan da büyük bir hayranlık duygusu eşlik ediyor insana. Bunu önleyemiyorsun.
    Olağanüstü yazıyorsun canım. Sen yazmak için yaratılmışsın kesinlikle. Yüreğin dert görmesin..

    Yeni yılın senin için dolu dolu geçmesi, hoş sürprizler getirmesi dileğiyle...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koskocaman bir "İNŞALLAH ÖYLEDİR." bırakayım buraya :) İnşallah yazmak için yaratılmışımdır sahiden, hiç değilse varlığımın güzel bir amaca hizmet edip fayda sağladığını bilirim :)) Şaka bir yana, sözlerin çok çok iyi geldi. Teşekkür ederim, 2016 güzel şeyler bıraksın hayatımızdan geçerken. Sevgiler.

      Sil
  10. Benim okuduklarım dizüstü edebiyat değil resmen edebiyat.Oldukça kişilikli ve özgün bir tarzın var.Okuyucun bol olsun biraz da kaliteli insanlar iyi yazılar yürüsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 12 yaşımda şiirler, hikayeler yazmaya başladım. Yıllardır bir şeyler karalayan biri olarak bu sözlerinizden onur duyuyorum. İyi ki yazıyorum. Umarım hep yazarım ve hep daha iyi yazarım. Teşekkürler.

      Sil
    2. Scarefairy çok doğru bir noktaya değinmiş.
      Dizüstü edebiyat(!) denen bel aşağısı ve küfür ağırlıklı karalamalar maalesef. Edebiyatın yanından bile geçemez hiçbiri.
      Burada kalite var, söz sanatı var bu sayfada. Özgün bir tarz, kişiliğinden taviz vermeyen bir yazar var, zorla okur toplayan ibişlerle zerre alâkası olmayan ;)

      Sil
    3. Sermayesi duygular olan bu denli naif bir alanda küfür görünce ben de garipsiyorum açıkçası ve bu yüzden bu yorumlar bana kesinlikle "yürüme" isteği veriyor evet :) Küfür veya şiddetli argo edebiyatta kötü görünen bir şey. Ortaya konan ürünün yetersiz olduğu hissini veriyor bana. Sanki oraya uygun kelime bulunamamış da bir küfür patlatayım gitsin denmiş gibi... Herkes küfür edebilir, edemez mi? Kendimi övme amaçlı söylemiyorum bunları, sadece düşüncelerimin beni okuyanlarda vücut bulmasını görmek çok hoşuma gitti çok. Sevgiler :)

      Sil
  11. Sen ve senin gibiler ayrı bir boyutta mi yaşıyorsunuz. Kelimelerle dans ediyorsun sanki.Bir yetenek olsa gerek. Çok güzel bir yazı olmuş yine. .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrı bir boyut olabilir tabii; ama iyi bir boyut mu ondan emin değilim :) Güzel sözlerin için teşekkür ederim, çok mutlu oldum.

      Sil
  12. Yazıyı konuşturuyorsunuz. Güzel bir yazı ince ince dantel gibi çevremizi, olayları ,işlemişsiniz. .İsminiz,işiniz,hayatınız hakkında ipuçlarını satır aralarında aradım .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neler yakaladığınızı çok merak ettim :)) Sıraladıklarınızı kendimce serptim yazıya evet :) Beğendiğinize sevindim, teşekkür ederim.

      Sil
  13. Öylesine bir yazı ki, her satırında birer parçamı topladım.
    Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında üzücü bir şey tabii "parçalarımızı toplamak zorunda kalışımız" ; ama buradan bakınca yazıyı etkileyici bulduğunuzu anlıyorum. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  14. İnsanın kalbine ağrı saplayan bir yazı...Çok güzel...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnızca aynı ağrıyı kalbinde saklayanların duyabileceği türden bir ağrı... Teşekkür ederim.

      Sil
  15. Yok yok... gece yarilarinda, gece sessizliginde okumamaliyim ben senin yazilarini. Bir baska dokunuyor.

    'Fantom agrisi' diye birsey duydun mu hic?

    Bir uzvun (kolun ya da bacagin) kesilmesinden, ya da kopmasindan sonra, sanki o uzuv hala varmis gibi agrisini hissetmek.
    Sanki hala varmis, orada duruyormus gibi... inceden sizisini hissetmek. Oysa coktan yerinde yok...coktaaan...

    YanıtlaSil
  16. Yani diyecektim ki, senin bazi yazilarin bende "Fantom agrisi" yaratiyor...bunu farkettim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neşeli, şen şakrak, cıvıl cıvıl insanı kendim gibi depresif yapacağım bu gidişle :) Tanımladığın ağrıyı bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum, ismini ise şimdi senden öğrendim. "Senin yazıların bende fantom ağrısı yaratıyor." Bunu da iz bırakanlara bıraktım gitti. Yazdıklarımın okuyucuyu ne şekilde etkilediğinin en somut, en güzel ifadelerinden biri oldu çünkü. Teşekkür ederim.

      Sil