29 Ara 2015

AŞIRI DERECEDE SAHİCİ BİR "YENİ YILDAN NE BEKLİYORUM?" YAZISI

Geçen sene bunu yazmışım: GEL YENİ YIL GEL "Yeni yıl senden kendim için hiçbir şey istemiyorum." diye başlamışım. Öyle de bitirmişim... Yazdıklarımın hepsinde samimiydim; ama eksiktim. Kendim için de bir şeyler istemeliydim. İstiyordum içten içe belki. Belki yazamadım belki az istedim belki de inançsızdım ve boşa dil dökmeyeyim dedim.
Bu sefer istiyorum. Hem de çok istiyorum. İstemediğimi söylediğim tüm zamanların acısını çıkarırcasına yana yakıla istiyorum. Bir şey istiyorum bir şeyler istiyorum. Bir şeyler istemeliyim, yoksa çıldıracağım.
Neyim ben? Kimim? Kim olabildim ne başarabildim şu hayatta? Sağa bakıyorum yok, sola bakıyorum yok, geriye dönüp bakıyorum, gözümü uzaklara dikip bakıyorum yok yok yok... Her tarafta sıfırlar uçuşuyor. Neye baksam dönüp dolaşıp rakamla 0 oluyor. O harfleri sıfır oluyor, tencereler sıfır oluyor, kahve içtiğim kupa sıfır. Başımı koyduğum yastık sıfır, gözümdeki gözlük sıfır. Yağmur yağıyor damlalar sıfır. Ağaçlar koca koca sıfırlar sanki. Pusetler sıfır, mutlu insan yüzleri sıfır. Kitap okuyorum sayfalar sıfır sıfır sıfır.
Bir sıfır bile değilim. Aynaya baktığımda bir sıfır bile görmüyorum. Tanımadığım, ciddiyetle yabancıladığım, kimseye belli etmemek için savaşarak bir yandan alışmaya çalıştığım değişik biri... Biraz korkak, biraz kinci, biraz yenik... Hayır biraz değil bir hayli yenik. Fena yenik acayip yenik öyle böyle değil delice yenik. Ben kimim? Ben neden bir kimse olamadım olamıyorum? Bir tek arkadaşım bile yok. Bir tek. 1 tek. Tek bir tane bile insan yok etrafımda. Mikrop gibi bir yalnızlık kuşattı her yanımı. Kırsam kıramıyorum, delsem delemiyorum. Bazen sesimi unutuyorum ya sesimi. SESİMİ UNUTUYORUM. Dinlediğim şarkılara eşlik etmesem, akşamları kendimi duymak, kendime daha ölmediğimi hatırlatmak için bağıra çağıra yarım yamalak bir şeyler söylemesem, bir sesim olduğunu bile unutacağım. Şaşkınca, insanların bir araya geldiklerinde acaba nelerden söz ettiklerini düşünüyorum. Elime kağıt kalem ver durmadan en az on sayfa yazı yazayım; ama konuşmak? Allah'ım ne zor... Ne korkutucu... Ne beceremediğim bir şey...
Hep ne kadar zeki, ne kadar yetenekli, ne kadar azimli ne kadar bıdı bıdı olduğumu dinledim durdum. Yarı haklıydı bunları söyleyenler yarı yanlış. Biraz kafam çalışır biraz kelimelerden anlarım biraz sayılardan; ama o kadar. Olduğumdan fazlası olduğuma inandım bu yüzden. Kendime en büyük sorumluluğu ben yükledim işte bu ellerimle. Bir şey yapmalıydım ben. Bir şey yapmalıydım bir şey olmalıydım onca çabanın uğraşıp didinmenin onca aklın, yeteneğin (!) sonucunda 1 şey. Biri en azından olmalıydım. Birini geç olmalıydım ya. OLMALIYDIM. Böyle dört duvar arasında her şeye, herrrr şeye ilgisini kaybetmiş ite kaka yaşamaya çalışan, var olduğunu, hayatta olduğunu sürekli kendine hatırlatması gereken bir gölge değil. Olmalıydım ben, olmak için harcadım bütün enerjimi, gücümü ve hevesimi... Ama, yokum işte. Yok. Sürekli teğet geçiyorum sürekli. İnsanların yanından geçiyorum öylece, bir şey hissetmeden. Ağaçların yanından geçiyorum. Ailelerin, sevgilerin, bağların yanından geçiyorum. Beni de bir yerlere bir şeylere bağlayan bağlarım olmalıydı diyorum sonra. Benim neden hiç bağım yok diyorum... Ayakkabı bağcıkları dışında...
Yorgunum. Halsizim. Güçsüzüm. Meraksızım hevessizim heyecansızım. Acıyı hissediyorum sadece. Acıları hissediyorum. Duyduklarımı, gördüklerimi, kendiminkileri filan. Hepsini aynı terazide eşit kefelerde ama. Hepsini ağır ağır... 
Bir tek yazarken oluyorum az biraz. Harfler tıkır tıkır ilerliyor ne kadar güzeller... Ve sonra kelimeler sonra cümleler sonra o uzun uzun metinler... Şiirlerim... Onları bir başka seviyorum. Yaralarımı sever gibi seviyorum şiirlerimi, her okuyuşum bir şiirimi; bir yaramı kanatmak... Kanamazsam yaşadığımı unutuyorum, yaşadığımı bana hatırlatacak bir ben bulamıyorum ortalıkta.
Yeni yıl, bana bir şey getir. Biri olabilmeyi, bir bağ, bir kıvılcım ateşime... Gerçek bir arkadaş mesela, bir şans, bir kırılma noktası nolur... Bana bir şey başarma sevinci getir, bir şey olsun bir şeyler olsun. Suya bir taş atayım halka halka büyüsün, halkalar sıfırlara dönmesin yeni yıl. Aynaya bakma sevinci getir bana mesela. Yalnızlık kırıcı bir ilaç, bir zafer, elle tutulur 1 şey...

27 yıl vardım dünyada, cismen vardım en azından. 28.'ye yeni girdim. Oysa hiç yokmuşum gibi hissediyorum. Hiç olmamışım gibi. Hiçbir şeye dokunamamışım, hiçbir yere ulaşamamışım, hiçbir belirti yokmuş gibi benim olduğuma ve olmakta olduğuma dair... Böyle, bu hisle ölme ihtimali geliyor aklıma. Ölüyorsun düşün; ama hiç olmamışsın gibi görev icabı soluduğun bir dünyadan göçmektesin. Çok yılların olmuş çok zamanların; ama sen olmamışsın işte...
Hayata ilgi duymak istiyorum. İstemeyi geri istiyorum. Hayal kurmayı geri istiyorum. Neşeyi geri istiyorum. Dirayeti, hevesi, çabayı geri istiyorum. Ölürken hiç yaşamadığım hissiyle gözyaşı dökmek istemiyorum. Azrail'i de koca bir sıfır suretinde görmek istemiyorum. Kendimi dünyaya diri diri gömmek ve çıkmak için hiç savaşmamak -çünkü savaşmak istememek- istemiyorum. Her tarafıma her an cam kırıkları batıyormuş gibi yaşamak istemiyorum. Buna yaşamak deniyorsa, içinde yaşam olmayan bir yaşamak istemiyorum.
Kendim için bekledikledim bunlar 2016'dan. Ya tutarsa umudu benimki de. Ya tutarsa? Ya getirirse? Ya olursa ve olursam işte...
Önce yoruma kapatmayı düşündüm bu yazıyı. Sonra buradan başka bir yerde başka bir şekilde insanoğluyla iletişim kurmadığımı, zaten de kuramadığımı hatırladım. Ama, bu seferlik "iletiş" olacak sanırım. Ben size ilettim, siz bana iletin. Dikkatle okuyayım, yayımlanabilir olan her şeyi yayımlayayım. Hepsi o... Bu seferlik cevaplamak istemiyorum. Daha şimdiden istemiyorum, elim gitmiyor olmayan sözler üzerine bu konuda bir şeyler daha söylemeye... Bu kadar zaten. Ne eksik ne fazla. 
Sıfır.
0.


27 yorum:

  1. Kendine haksızlık etme nolur. Zaman zaman herkes böyle hissediyor. Yeni yılda düzelsin herşey senin adına

    YanıtlaSil
  2. Ben senin yazılarını okuma listemde göremiyorum. Neden acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yayınlarım panele 2-3 saat sonra düşüyor, bunu biliyorum; ama sana hiç gelmiyormuş inan ki nedeni hakkında bir fikrim yok. Takibi bırakıp baştan alsan belki işe yarar. Geç düşme sebebini de bilemiyoruz, kiminin hiçbir yayını düşmüyormuş. Blogger'la ilgili bir sorun olsa gerek. Umarım bu soruna da bir el atarlar.

      Sil
  3. Hissettiklerini düşünüp yazan birine ''hayır hiç de öyle değil'' veya ''sıfırdan fazlasısın'' demek anlamsız. Geriye yeni yılın dileklerini gerçekleştirmesi için söylenebilecek tek şey kalıyor; AMİN...

    YanıtlaSil
  4. Güzel bir yazı bir iç sesinin dile gtirilişi.Sıfırda bir sayı. sağına rakamlar eklenince çok şey oluyor.Çoku bazen az şeyle anlatırız. Gönlünüzce geçsin yıllar.

    YanıtlaSil
  5. 2016'nın iyi bir yıl olacağını söyleyenler var.. Bilemiyorum ama inşallah öyle olur. 2015 çok yordu hepimizi.. Umarım yeni yıl gerçekten de güzellikleriyle birlikte gelir.. %0'ları artık geride bırakıp, dolu dolu, mutlu yarınlara yüremek dileğiyle..
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Yazını okurken kendi varoluş sorgulamalarımı düşündüm. Ve hayatı boyunca hiç sorgulamamış bir sürü insan olduğunu. Sonra iyi ki o insanlardan değilim dedim kendime. Sorgulama olmadan hayat mı olur?

    YanıtlaSil
  7. Yazılarını gördüğümde hemen koşup geliyorsam, hüznünü taa kalbimde hissediyorsam sen sıfır olamazsın Kalemderi. Daha şimdiden benim için çok şeysin.Kendime benzeyen biriyle oturup dertleşir gibi okuyorum yazılarını.Insanlar biraraya gelince ne konuşuyorlar ben de merak ediyorum, her gün nasıl aynı kalabiliyorlar.. Bunları anlattığımda psikiyatr "peki onlar gibi olmak istiyor musun?" demişti. "Hayır" dedim, bi daha gitmedim. O gün olduğum kişi olarak kalmaya karar verdim. Kendimi neysem o olarak sevmeye karar verdim. E tabi biraz da antidepresan etkisiyle sanki şu sıralar melankoliden bir hayli sıyrıldım. Şimdi bunları neden anlatıyorum bilmiyorum. Sadece içimi dökmek istedim.

    YanıtlaSil
  8. Okurken aklıma su ayet geldi:

    2/ el-Bakara -186- Kullarım Beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana duâ’ edenin duâsına icâbet ederim. Öyleyse onlar da davetime icâbet etsinler ve Bana hakkıyla inanıp tasdîk etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.

    Allah bana dua edenin duasına icabet ederim diyor ya daha ne olsun. Demek isteyelim kendimize de isteyelim. Kafamızdaki kalbimizdeki Butun arayışların soruların cevabı herseyi yaratanda olmayacak da kimde olacak.

    Hani ses evrende yok olmazmış ya ettiğimiz dualar ve isteklerimiz de yok olmuyor. Sadece Sabırlı Olmalı galiba. Bazendüşünüyorumda yaslanmış ölüm döşeğinde birinin seylere bakışı bize Gören'e kadar dinginlik. Bazen daha iyi anlamak için teslimiyet gerekir.

    YanıtlaSil
  9. Böyle düşünme.evet düşünme.nefes alabiliyorsak çok şeye sahibiz demektir.istediğin şeyleri sen zaten yapabilirsin.Tanrı sana çok güzel bir özellik vermiş.yazabilmek.ki bu her insana nasip olmayandır.daha yürüyecek çok yolun var.sadece yazdıkların üzerinden sana yorum yapabiliyorum.kendini sev.ve bilki çok şeye sahipsin.sonuçta hepimiz bir hiçiz.ne olursak olalım.umarım güzel bir yılın,kendini bulabildiğin bir ömrün olsun.

    YanıtlaSil
  10. Yazınıza önce hemen yorum yazmak geldi içimden. Sonra tekrar döndüm, yeniden- yeniden okudum.Her okuyuşta yeni anlamlar bulduğumuz, tekrar düşündüğümüz, "hayatın anlamı" hakkında da kendimizi, çevremizi sorguladığımız bir yazı.
    Acaba kaç kişi bu kadar pervasızca, cesurca böyle bir yazıyı kaleme alabilir?
    Kaç blogger kendini böylesine eleştirebilir? Gerçekten "Aşırı derecede sahici bir yeni yıl yazısı" olmuş.
    Kişisel fikirlerim: Kendini sıfırlayan bir insanın ifadesi bu denli düzgün olamaz. Bloğunuzu izleyen bu kadar insan varken nasıl yalnız sayılırsınız? Çok büyük kalabalıklar içinde de yalnız sayılmaz mıyız?
    Çok zor durumlarda kurtulmayı başaran onca insan ne güzel mücadele vererek kazanmışlardır.Çok küçük yaşlarda anne-babasını kaybeden onca çocuk ne güzel, "pes etmeyerek" hayata devam ediyorlar.
    Sıfır olmasa diğer rakamlar ne kadar yalnız ve çıplak kalırdı. Sıfır değerleri büyülten bir rakam. Birken on, on iken yüz oluyor. Sonsuza kadar çoğaltmak mümkün.
    Bu yıl da hep beraber "GEL YENİ YIL GEL" demek ne güzel olur. Çocuklara imrenirim bazen. Bu yıl onlar dilesin, biz sabırla bekleyelim.
    Her şey daha güzel olsun. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Burda bu kadar güzel yazıları olan birisi nasıl sıfır olabilir ki?

    YanıtlaSil
  13. Hani böyle aşırı bir karamsarlığa düşer ya insan öyle bir anlardandır bence duygunun etkisi geçince tekrar oku böyle düşünmeyeceksindir.. hala böyle düşünüyor musun gerçekten? O halde kendine haksızlık ediyorsun.. düşüncesiz annelerin çocuklarını acımasızca eleştirdiği gibi eleştirme kendini.. herkes iletişimde çok iyi olacak diye bir şey yok ya da her insan bir konuda mutlaka en iyi olacak diye bir şey yok.. kendine acı verme ne olur.. :)

    YanıtlaSil
  14. ''Ne dünyanın ne ülkenin geleceğine dair umut bırakmadılar hiçbirimizde'' demek istedim ama oradaki ''hiçbirimiz'' olmadı. Ortalıkta mış gibi yaparak gezen, hatta huni takarak gezen (haydi biraz gülümse), vurdumduymaz ibişler bozuyor bu algıyı.
    Bu anlattıkların için ''keşke''li ''eğer''li ''belki şöyle yaparsan''lı cümleler kurmayacağım. Sadece diyorum ki; bu bir potansiyel. Yazmak için mutluluk mu hüzün mü etkendir? Al eline kağıdı kalemi. Ve durmadan ama hiç durmadan yaz. İçindeki yanardağları kelimelere aktar. Göreceksin iyi gelecek, dahası güzellikler getirecek...
    Sevgiyle kucaklıyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''...
      Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
      Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
      Zaman zaman mağlûp olsam bile etime,
      İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
      Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
      İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum!
      Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,
      En asîl şey seni buldum bu kâinatta,
      Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,
      Ne süse, gösterişe bir baktığın vardır.
      Deniz gibi muamma yok derinliğinde,
      Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.
      Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin,
      Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.

      Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,
      Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin
      Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,
      Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.
      Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,
      Senin gibi azamete âşıkım ben de.
      İşte rüzgâr! Senin gibi ben de deliyim.

      Islıklarım senin gibi inlemelidir,
      Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
      Rüzgâr! Sana, yalnız sana benzemeliyim.''

      Sabahattin ALİ

      Sil
  15. Evet her insan değerlidir. Ama kendimiz hariç. Bizim gibiler çoğunlukla "ben"i iki, üç, dördüncü sıraya itip başkaları için yaşıyor sık sık. Sonra dönüp pişman olsak da biraz, yine aynı şeyleri yapıyoruz. Kim bilir belki budur bizim yapmamız gereken. Belki sıfır olmalıyızdır. Farkında olmadan da olsa 1' lerin kıymetini arttırıyoruzdur... Kim bilir... En azından umarım öyledir...

    YanıtlaSil
  16. Ben seni yakinen tanıyan eşin olarak şunu söyleyebilirim ki yalnızlığın senden kaynaklı değil insanların maskeli ve sahte oluşundan.Dürüst olmayan insanlar sahte yüzler karşısındakilere 0 mış gibi hissettiriyorlar. Ayak bağı ve çomak sokmaları da cabası seni çok iyi anlıyorum duygularını hissediyorum.Asla kusurlu değilsin eksik bir şeyin yok ki buna dini inanç da dahil. Sen çok şeysin solunda 1 i olan binlerce 0 sın .Hiçbir zaman yalnız değilsin ben ve kıymetli okurların var canım KUZUM Seni çok çokkk çooookkk seviyorum kıymetli kalemim.

    YanıtlaSil
  17. Bazıları yazmış blogda bu kadar yazısı şiiri olan hepsi de birbirinden güzel nasıl sıfır oluyor nasıl olmadığını hissediyor?Senin hayata bıraktığın izlerin var kelimelerinle çentik atıyorsun dünyaya bu kadar insan okuyor sana yalnız olmadığını söylüyorlar.böyle iyi yazabilmen zaten mutlu huzurlu kafayla olmazki?Herkesinki gibi hissetsen bu yazıları yazamazsın biliyor musun?yalnız değilsin 0 hiç değilsin burda senin yazacağın şeyleri bekleyen okumayı bekleyen gelip yazanlara haksızlık oluyor.yeni yıl daha güzel olacak 2016 şanslı gelecek diyor içimdeki ses.

    YanıtlaSil
  18. Bir süredir işten güçten dolayı bakamıyorum ilk fırsatta kaçırdığım yazıları okumayı düşünüyorum.Bana da kendine haksızlık ediyorsun gibi geliyor.Müthiş bir yeteneğe sahipsin Allah herkese nasip etmez bunu.Değerlendirmezsen yada bnu bir avantaj olarak görmezsen tabiki yalnız hissedersin.Biz varız işte baksana seni yüzyüze görmesem de yazılarını okumak için işlerimi bile bırakabiliyorum bazen.buraya gelince boyutlar arası geçiş yaptığımı hissediyorum demekki yalnız değilsin bize dokunuyorsun..lütfen yazmayı bırakma ben de kelimelerinin sana çok güzel şeyler getireceğine inanıyorm iyi yıllar...

    YanıtlaSil
  19. Blog dostlarımın güzergahını takip ederek çok güzel bir blogla tanışmanın heyecanı içindeyim. Daha önce de birkaç yazınızı okumuştum. Hepsi profesyonel bir kalemin ürünü gibi sanki... Yüreğinize sağlık. Bu vesile ile yeni yılınızı içtenlikle kutlarım. Dostlukla...

    YanıtlaSil
  20. böyle güzelsin

    YanıtlaSil
  21. Merhabalar.
    Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakmanın hüznünü, yeni bir yılı da karşılamanın heyecan ve sevincini yaşıyoruz. 2015 başta olmak üzere daha önceki yıllar da beklentilerimizi karşılayamamış olabilir. Ancak bu hep böyle gider ya da gidecek diye ümitsizliğe de düşmemek gerekir. Yeni yıldan beklentilerimiz olmalı ve hatta ona göre bir proğram bile yapabiliriz. Cenab-ı Hakk, takdir eder ve proğramladığımız işler tıkır tıkır yürür. Biz talep edelim, isteyelim, dua edelim ve gerisini de Allah'a bırakalım.

    Tüm sevdikleriniz ve sevenlerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yıl geçirmenizi dilerim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun. Her şey gönlünüzce olsun.

    YanıtlaSil
  22. herkes mutsuz ..
    niye ?
    2015 pırasa gibi de ondan.
    benden bu kadar. yorumum ciddi eleştiri içerir!
    mutlu yıllar ( yalan ama neyse )

    YanıtlaSil
  23. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  24. Bu sahiden de "Aşırı Derecede Sahici Bir Yazı" olmuş.

    Yanlış düşünüyorsun demeyeceğim, ne düşünerek ya da ne gibi bir ruh haliyle böylesi öz eleştirel bir yazı kaleme aldın bilmiyorum.
    Benim büyük oğlumdan da küçük yaşın. Mert'in hayata bakışı, hayatı sorgulayışı, içindeki fırtınalar nedeniyle bazen nasıl da her şeyi bomboş anlamsız gördüğü geldi aklıma okurken. Sorgulayan bir gencin kendini bulma arayışlarıyla mı, yoksa çok daha ciddi nedenlerle mi bu kadar karamsar yazdın bilmem.

    Keşke konuşmamız mümkün olsaydı ve bunca değerli bir kalemin bendeki anlamını anlatabilseydim sana.

    Demek istiyorum ki; sen önemlisin ... :)

    Sevgiler kızım

    YanıtlaSil
  25. Okudum... ve uzun uzun bos yorum kutucuguna baktim durdum. Birtürlü toparlayamadim yazmak istediklerimi. Ne yazmak istedigimi de bilemedim acikcasi...cünkü baslasam cok coook uzayacak, biliyorum. En iyisi ben birsey yazmayayim, sadece okudugumu bil yeter. Bu seferlik de böyle olsun... sen anla beni:)

    YanıtlaSil