Allah.
Önce bunun yalnızca O'na duyduğum sevgiden kaynaklandığını düşündüm.
Sonra fark ettim ki yüzyıllardır dil ve belâgat âlimleri de bu ismin sesi, telaffuzu ve başka hiçbir özel ismin tam karşılığı olmayışı üzerinde durmuşlar.
Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu biri olarak kelimelere yalnızca anlamlarıyla değil; sesleriyle, ritimleriyle ve estetik yapılarıyla da bakıyorum.
Bu yüzden uzun zamandır "Allah" lafzı üzerinde düşünüyorum.
Lâm seslerinin peş peşe akışı...
Nefesle tamamlanan "hâ" sesi...
Kelimenin başından sonuna kadar kurduğu ses örgüsü...
İsmindeki harfler, harflerin dizilişi bile estetik bir haz veriyor bana.
Üstelik bu yalnızca Arapça telaffuzunda değil.
Türkçede söylediğimiz "Allah" kelimesi de aynı akıcılığı taşıyor.
Anlamıyla sesi birbirinden ayrılmıyor.
Tek başına şiir hazzı veren başka bir isim duymadım.
Çünkü dilin musikisi en çok, dili de musikiyi de var edenin isminde açığa çıkıyor.
Kur'an'da şöyle buyrulur:
"Biliniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Ra'd, 28)
Bu ayeti okudukça, burada sözü edilenin yalnızca dil ile yapılan bir zikir olmadığını daha derinden düşünmeye başladım.
Allah'ı anmak, bana göre insanın kalbini yeniden O'na çevirmesi; ruhun, sahibinin ismini yeniden işitmesidir.
Çünkü insan çok çabuk unutuyor.
Gerçek ihtiyaçlarını unutuyor.
Elindekilerin kıymetini unutuyor.
Sürekli kendisinde olmayana bakıyor.
Daha fazlasını istiyor.
Daha yükseğini...
Daha yenisini...
Sonra da kendi kurduğu bu bitmeyen yarışın içinde yoruluyor.
Kalbi daralıyor.
İşte tam burada tek bir isim...
Allah...
Onu söylemek...
Onu dinlemek...
Onu anmak...
Dünyanın gereksiz yüklerinden bir nebze olsun arınmayı sağlıyor.
İnsan yeniden sadeleşiyor.
Hırs biraz daha susuyor.
Kalp yeniden hakikatte sabitleniyor.
Çünkü ruh, kendisini var edeni hatırladığında huzur buluyor.
Belki de bu yüzden Kur'an, "Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." buyuruyor.
Kalp, sahibinin ismini duyunca yerine oturuyor.
Ve o zaman insan, dünyanın en güzel kelimesinin neden "Allah" olduğunu yalnızca aklıyla değil, bütün varlığıyla anlıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.