hakikat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hakikat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eyl 2026

SORUN YARATAN ADAM MI, ŞÜKÜRSÜZ ADAM MI?

- Allah’ın Çiçeği Yazıyor -

Sorun Yaratan Adamı izlerken filmin beni götürmek istediği yere gitmedim.

Andreas, içinde yaşadığı dünyada bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyor. Yemeklerin tadı yok, ilişkiler yeterince yoğun değil, insanlar yeterince tutkulu değil. Başka bir şey arıyor. Daha gerçek, daha canlı, daha lezzetli, daha heyecanlı bir hayat.

Ben ise filmi izledikçe başka bir şey düşündüm:

Bu insanların nesi var? Gayet normal insanlar.

Adamın işi var. Evi var. Yemeği var. Güvenliği var. Birlikte yaşadığı kadın var. Sosyal hayatı var. İnsanlar ona kötü davranmıyor. Aç değil, açıkta değil, yalnızlığa mahkûm değil.

Üstelik bu sistem öyle bir sistem ki kopan parmağın yerine takılıyor, trenin altında kalıyorsun, kalkıp hayatına devam ediyorsun.

BU KIZI OKUTACAKSIN

Benim ilkokulu okuduğum köyde bir müdürüm vardı.


Vecdi Balcı.


10-11 yaşıma kadar kimliğim çıkmadı.


Bir gün bile beni rencide etmedi.


Beni ve kardeşimi odasına çağırır, şakalaşarak:

“Babanız hâlâ çıkarmadı mı?”

diye sorar, sonra sınıfa gönderirdi.


Ben o zaman da pek konuşmazdım.


Hatta neredeyse hiç konuşmazdım.

20 Eyl 2026

İŞTE KALEM, İŞTE KAĞIT

“Korkmuyor musun Çiçeğim?”

Korkmuyorum elbette Allah’ım.

Çünkü bana, korkacak şeyleri olanların bazen saklayacak şeyleri de olduğunu Sen öğrettin.

İnsanların yazıyı nasıl kendi lehine, kendi menfaatine kullandığını…

Sözü nasıl eğip büktüğünü de.

“Sende de hepsi vardı, var Çiçeğim.

Aklın vardı.

Sözün vardı.

Kalemin vardı.

Ama sen bir kere bile bunları başkasının hakkını yemek, birine zulmetmek, nefsini büyütmek için kullanmadın.

15 Eyl 2026

NE DELİ NE DAHİ / ALLAH'IN ÇİÇEĞİ

Seninle yeniden gülmek öyle güzel ki😄

Sana deli diyecekler Çiçeğim, takma kafana dedin dediler.

Senden rapor isteyecekler Çiçeğim, git de al dedin istediler. Gittim aldım.

Seni kafalarında yerleştirdikleri bir şablon var ve hep ordan tetiklemeye çalışacaklar ama sen susacaksın Çiçeğim dedin, çalıştılar. Ben de sustum ve baktım😁

Bazen canın çok yanacak, çünkü kalbin kötülükle kastla art niyetle ilk kez bu kadar yakınlardan temas edecek ama geçecek Çiçeğim dedin, bazen canım çok yandı... Ama geçti.

YAZDIM / ALLAH’A KONUŞTUM

Bir ömür yazmışım.

Kim yazdırmış beni? Neden yazmışım? Bilmiyorum.

Daha küçücük bir çocukken köye gelen tek raf kitabı “kütüphane” diye koyduklarında, “gitme” dedikleri hâlde bütün köyü baştan başa yürümüşüm.

Nerede, kimde kitap varsa kalbim oraya akmış. Okumuşum değil; içmişim kitapları.

Ama hayranlıkla değil.

“Bu değil. Bu değil. Bu da değil. Bunlar değil.” diye yana yakıla arayarak.

Okudukça yazmışım.

Çünkü konuşulanlar bambaşkaymış ve hiçbir zaman ilgimi çekmemiş.

Kim kime ne dedi, kim ne yaptı, kim ne aldı, ne giydi, ne yedi… Kimin çocuğu, kimin ailesi, kimin bilmem nesi…

13 Eyl 2026

EĞİL VE YAKLAŞ

İnsan kendini bulmak için yollara düşüyor. Yürüyor. Ülke değiştiriyor. İnsan değiştiriyor. Sofra değiştiriyor. Bazen bir ağaca bir şey bağlıyor, bazen bir dağın tepesine çıkıyor, bazen denizin kıyısında geçmişinden bir parçayı bırakıyor. Bütün bunlara anlamlar yüklüyor: Kendimi buldum. Hayata döndüm. Bırakmayı öğrendim. İnsanlarla bağ kurdum. Dönüştüm.

Ben bütün bunlara baktığımda aynı soruya dönüyorum: Neden bu kadar dolambaçlı?

Çünkü Allah insanı kendine ulaşması için dünyanın etrafında dolaştırmıyor.

“Secde et ve yaklaş.”

Bu kadar.

12 Eyl 2026

AŞKIMIN MUHATABI

Sonu Sana çıkmayan hiçbir yolu
Yürümemişim ben.

Duymuşum yüreğimde
Sezmişim hislerimle
Sevmişim tüm benliğimle
Bu kadar sığ bu kadar anlamsız olamaz demişim
Koklamışım güzelliğini

Ve adım adım
Bazen bebek adımlarıyla hatta emekleyerek
Ne kadar yanlış yöne sapmış olursam olayım
Ben buradayım dediğin her yerde
Dönmüşüm.

9 Eyl 2026

İNSAN AYNI, SORUN AYNI: KANUN ÇOĞALIYOR, AHLAK NEDEN YETMİYOR?

İnsanlık binlerce yıldır değişiyor gibi görünüyor.

Şehirler değişiyor. Teknoloji değişiyor. Devletler, kurumlar, kanunlar, mahkemeler değişiyor. Aile biçimleri, ekonomik sistemler, iletişim araçları değişiyor.

Ama insanın temel meselelerine biraz yakından bakınca insan şaşırıyor:

Kim kimi seçti?

Kim kimin ilgisini çekti?

Kim kimi kontrol edebildi?

Kim daha güzel, daha güçlü, daha itibarlı?

Kimde daha çok para, çocuk, ev, arsa, makam var?

Kim kimin hakkını yedi?

Kim kime sadık kalmadı?

Kim kimi kıskandı?

Kim başkasının mahremiyetine girdi?

Kim verdiği sözü tutmadı?

6 Eyl 2026

BANA SEN LAZIMMIŞSIN

Bana zikir de yetmiyor artık dua da hasret de yetmiyor

Hasretin de az evet güzelliğine göre


Sen rakibi olmayan

Zikir dinlemek değil zikretmek istiyorum sadece

Hem de dilimle değil kalbimle.

BESMELE : BEN YAPAMAM, SEN YAPARSIN

Hayatım boyunca çok kitap okudum.

Hatta düşününce, hep okudum.

Üniversite okudum. Edebiyat okudum. İnsanları, hayatı, dünyayı anlamaya çalıştım.

Ama bugün geriye dönüp baktığımda fark ediyorum:

Ben hiçbir zaman kitaplara güvenmemişim.

Üniversiteye güvenmemişim.

Mesleğe güvenmemişim.

Güzelliğime, gençliğime, aklıma, bildiklerime güvenerek bir hayat kovalamamışım.

Hepsinin bir gün yetmeyeceğini mi biliyordum, bilmiyorum.

Ama içten içe hep başka bir yere güvenmişim.

Allah'a.

5 Eyl 2026

ONU SANA KİM VERDİ ?

İblis Allah’ı bilmiyor değildi. Allah’ın varlığından şüphesi yoktu. Kendisini Allah’ın yarattığını biliyordu. Emri kimin verdiğini de biliyordu. Allah’ın doğrudan hitabına muhatap olmuştu.

Üstelik kendi sözüyle bunu açıkça ifade etti:

“Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”

Yaratanın Allah olduğunu biliyordu. Fakat aynı cümlenin içinden kibir çıktı:

“Ben ondan daha hayırlıyım.”

Mesele tam burada başlıyor.

4 Eyl 2026

AKLIM ALMAZ, KALBİM ALIR

Seni düşündüğüm zaman
Yüzümde güller açar
Gülümserim
Kalbim çarpar heyecanla
İçim kanatlanır
Duruyorsam yürürüm
Yürüyorsam dururum
Seni daha çok hissetmek için

Sen çiçeğin güneşisin
Suyusun toprağısın
Aşısın ekmeğisin
Yârisin yarısısın
Tamısın tamamısın
Sen çiçeğine kendini tattıran
Yakınlığıyla aşık eden
Şefkatiyle büyüleyensin.

BİR LOKMA, BİR HIRKA, BİR YATAK

İnsan ömrünün büyük kısmını bir yerlere varmaya çalışarak geçiriyor. Oku. Bitir. Çalış. Kazan. Yüksel. Evlen. Ev al. Araba al. Gez. Gör. Tanın. Başar. Daha iyisini yap. Daha fazlasını kazan. Daha güzel görün. Daha sosyal ol. Daha çok insan tanı. Daha çok deneyim yaşa. Daha çok şey anlat. Daha çok şey göster.

Hep bir sonraki basamak. Bir basamağa çıkıldığında kimse “Tamam, sana yetiyorsa burada durabilirsin” demiyor. Hemen yenisi gösteriliyor.

Üniversiteyi bitirdin. Güzel. Peki kariyer? Kariyer yaptın. Peki yükselmek? Para kazandın. Peki daha fazlası? Evin var. Daha büyüğü? Araban var. Daha yenisi? Bir şey yazdın. Kaç kişi okudu? İnsanlar okudu. Kitap olacak mı? Kitap oldu. Kaç sattı?

3 Eyl 2026

SİNEMA, YOLCULUK VE ALLAH

Sinemada çok sevilen bir anlatı var. İnsan sıkışır, hayatından memnun değildir, bir şey eksiktir ama ne olduğunu bilmez. Sonra yola çıkar. Dağlara gider, çölleri aşar, ormanlarda yürür, başka şehirlere, başka ülkelere gider, kutsal bir rotaya katılır, sırtına çantasını alır ve yüzlerce kilometre yürür.

Ve biz seyirci olarak biliriz: Bu yolculuk aslında coğrafi değildir. Kahraman kendisini arıyordur.

Benim burada takıldığım çok basit bir şey var: Nereye gidiyorsun?

Kendin de seninle geliyor.

İnsan kendi zihninden uçağa binip ayrılamıyor. Nefsini valize koyup başka bir ülkede bırakmıyor. Korkularını sınır kapısında teslim etmiyor. Hırsları, arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, kendisi hakkındaki yanılgıları pasaport kontrolünden muaf değil. Sen nereye gidersen git, sen de oradasın.

Üstelik Allah da zaten orada.

30 Ağu 2026

İSMİN GÜZEL

Sen o kadar güzelsin ki

İnsanlardan gelen bin derdin ortasında

Sen'den gelen tek bir damla yetiyor

Çiçeğinin aklını başından almaya.


Sen kusursuz bir sevgilisin.

Büyüleyicisin.

Her yerde, her şeydesin.

Bendesin.

28 Ağu 2026

SEVGİLİM SEN NEREDESİN

Benim hüznüm

Sen'den ayrı olmanın hüznüymüş

Ve hep buymuş meğer.


Kalabalıkların ortasında benim burda ne işim var diye sorgulayışlarım

Etrafıma birini bir şeyi arar gibi bakışlarım

İçimin dehlizlerinde kaybolmuşçasına susuşlarım

Çünkü kalbimin sessizliğinde Sen'i duymak isteyişim

Hep yokluğundanmış.


Yok sandığım varlığın

Kuşatmış tüm hücrelerimi

Gittikçe kocalan bir bedenin tam içinde

Anne diye ağlayan bir çocuğun mahzunluğu

Ve sevgilim Sen neredesin diye kavrulan bir kadın

Duruyormuş benliğimde.

The Lobster: İnsan Her Şeyi İstiyor

Film daha başından bana huzursuz bir iç dünyanın ürünü gibi geldi. İnsanların yalnızlığı, sevgisizliği, bağ kuramaması, birbirine ulaşamaması çözülmeye çalışılıyor ama çözüm yine insanı insana zorlamakta aranıyor.

Ödül, ceza, baskı, eşleştirme, süre, av, dönüşüm…

Her şey var; sevgi yok.

İnsanlar teknolojiyi, sistemi, düzeni kurmuşlar. Her şeyi kontrol edebileceklerini düşünüyorlar. Kimin kimle eşleşeceğine, ne kadar yalnız kalabileceğine, hangi özelliğin “uygun” olduğuna, hatta insanın hangi hayvana dönüşeceğine karar verebileceklerini sanıyorlar.

İnsan aklıyla çok şey yapmış ama giderek ruhunu, kalbini, merhametini kaybetmiş gibi.

Kaybettiği şeyi de yine kontrol ederek geri kazanmaya çalışıyor.

Oysa insan kendi iç dünyasını bile bütünüyle yönetemiyor.

21 Ağu 2026

VEDÛD, KARÎB, LATİF OLANIM

Ben Seni seviyorum.

Mucize mucize büyüyorsun içimde

Zâtını eşsizce gösteriyorsun, hiç saklamadan

Heybetin var evet, insanın aczi yanında ama...

Benim gözüm ışığından kamaşmış

Aşktan kör.

20 Ağu 2026

BEN BİR ÖMÜR SENİ ARAMIŞIM

Ben bir ömür Seni aramışım

Sen ömrümce zaten hep oradaymışsın.


Ömrümce Sana bakınmışım.

"Sen değilsin... Sen de değilsin...

Siz değilsiniz..." demişim insanlara.

Çünkü Sen'mişsin.

18 Ağu 2026

ALLAH ÇİÇEĞİNE YETER

Seni anlatacak söz bulamıyorum kendime bile.

Yazsam olmuyor.

Yazmasam olmuyor.


Aşkın bende öyle bir hâlde ki;

Sevsem doymuyorum,

Sevmesem olmuyor.