Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eyl 2026

SEN ZATEN BİLİYORSUN

Ve ben hâlâ Seninle yürüyormuşum.

Seninle gülüyormuşum…

Seninle susuyor, Seninle konuşuyor,

Seninle uyuyup uyanıyormuşum…


Haberim yoktu…


Bu nasıl bir sevilmek?

Nasıl tutulmak?

Nasıl korunmak?..

Bu nasıl bir bağ?


Ne desem, Sana hislerimi nasıl anlatsam?

20 Eyl 2026

İŞTE KALEM, İŞTE KAĞIT

“Korkmuyor musun Çiçeğim?”

Korkmuyorum elbette Allah’ım.

Çünkü bana, korkacak şeyleri olanların bazen saklayacak şeyleri de olduğunu Sen öğrettin.

İnsanların yazıyı nasıl kendi lehine, kendi menfaatine kullandığını…

Sözü nasıl eğip büktüğünü de.

“Sende de hepsi vardı, var Çiçeğim.

Aklın vardı.

Sözün vardı.

Kalemin vardı.

Ama sen bir kere bile bunları başkasının hakkını yemek, birine zulmetmek, nefsini büyütmek için kullanmadın.

19 Eyl 2026

BEN DE BURADAYIM ÇİÇEĞİM

Çocuktum.

Ne zaman kirlense bir şeyler orta yerde,

ben Sana saklanırdım.

Ne küfürbaz ağızlar,

ne sevgisiz dudaklar,

ne öfkeli, hoyrat eller...

Kimse ve hiçbir şey durduramazdı Sana gelişimi.

Şimdiki gibi.

Bazen uçsuz bucaksız tarlalarda yürürdüm.

Bazen bana en yılgın hâlimde ikram ettiğin

dağ nergislerini toplardım çamurun içinde.

Bazen ağaçlara gider,

öylece otururdum gölgelerinde.

15 Eyl 2026

NE DELİ NE DAHİ / ALLAH'IN ÇİÇEĞİ

Seninle yeniden gülmek öyle güzel ki😄

Sana deli diyecekler Çiçeğim, takma kafana dedin dediler.

Senden rapor isteyecekler Çiçeğim, git de al dedin istediler. Gittim aldım.

Seni kafalarında yerleştirdikleri bir şablon var ve hep ordan tetiklemeye çalışacaklar ama sen susacaksın Çiçeğim dedin, çalıştılar. Ben de sustum ve baktım😁

Bazen canın çok yanacak, çünkü kalbin kötülükle kastla art niyetle ilk kez bu kadar yakınlardan temas edecek ama geçecek Çiçeğim dedin, bazen canım çok yandı... Ama geçti.

3 Eyl 2026

SİNEMA, YOLCULUK VE ALLAH

Sinemada çok sevilen bir anlatı var. İnsan sıkışır, hayatından memnun değildir, bir şey eksiktir ama ne olduğunu bilmez. Sonra yola çıkar. Dağlara gider, çölleri aşar, ormanlarda yürür, başka şehirlere, başka ülkelere gider, kutsal bir rotaya katılır, sırtına çantasını alır ve yüzlerce kilometre yürür.

Ve biz seyirci olarak biliriz: Bu yolculuk aslında coğrafi değildir. Kahraman kendisini arıyordur.

Benim burada takıldığım çok basit bir şey var: Nereye gidiyorsun?

Kendin de seninle geliyor.

İnsan kendi zihninden uçağa binip ayrılamıyor. Nefsini valize koyup başka bir ülkede bırakmıyor. Korkularını sınır kapısında teslim etmiyor. Hırsları, arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, kendisi hakkındaki yanılgıları pasaport kontrolünden muaf değil. Sen nereye gidersen git, sen de oradasın.

Üstelik Allah da zaten orada.

16 Ağu 2026

SENİ İSTERİM

Dünyanın bütün zevklerini bir elime

Senin beni sardığın en yaralı hâlimi bir elime verseler

Seni seçerim

Ve Seni bana şefkatinden yaklaştıran

O yarayı çok severim.


Bana hiçbir şeyin artık tat vermediği

Anlam ifade etmediği o yerde

Sen geldin.

31 Tem 2026

SEN VAR YA...

Sen var ya

Bir başka seviyorsun.

Nasıl da mahrem

Özenli

Eksiksiz

Benden hiçbir şey beklemeden

Saf sevgi

Saf sabır

Saf kudret

Saf ihtişam

Ve saf sadelik...


Sen var ya

Kendini dünyama güneş gibi doğurdun

Aşkını kalbime ateş gibi düşürdün

Zaten hiç gitmemiştim Çiçeğim, dedin

"Hep koruyordum."

27 Tem 2026

O'NA ÇİÇEK OLDUĞUM

Canım benim...

Canımı bağışlayanım

Sonra onu dünya pazarında susuz sevgisiz bırakmayıp

Sevgisiyle sulayan, yakınlığıyla büyüten

Eşsizliğiyle âşık edenim.


Canım benim...

İsmi aklıma gelince tebessüm ettiğim

Şefkati beni sarınca içimi bir hoş edenim

Rabbim evet

Ama hem sevgilim

Vedûd evet

Hem biriciğim

Varlığımı kucaklayan

Ruhumu yakıp kavuran

Hem kavuşmayı beklediğim

Hem hep O'nda olduğum

20 Tem 2026

ALLAH LAFZI ÜZERİNE

Allah.


Önce bunun yalnızca O'na duyduğum sevgiden kaynaklandığını düşündüm.


Sonra fark ettim ki yüzyıllardır dil ve belâgat âlimleri de bu ismin sesi, telaffuzu ve başka hiçbir özel ismin tam karşılığı olmayışı üzerinde durmuşlar.


Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu biri olarak kelimelere yalnızca anlamlarıyla değil; sesleriyle, ritimleriyle ve estetik yapılarıyla da bakıyorum.


Bu yüzden uzun zamandır "Allah" lafzı üzerinde düşünüyorum.


Lâm seslerinin peş peşe akışı...

Nefesle tamamlanan "hâ" sesi...

Kelimenin başından sonuna kadar kurduğu ses örgüsü...

13 Tem 2026

YİNE SEN KORU

Kudretin de güzel ama

Ben o kudrette inceliğine vuruldum.


Kalbimin haritasını böylesine bilerek

Bütün niyetlerimi bildiğini tek tek göstererek

Kimse seni anlamadı, anlayamazdı da Çiçeğim

Çünkü senin derdin Ben'dim diyerek...

İyileştirmene.

7 Tem 2026

KÜÇÜK KULUN, DEV AŞIĞIN

 Neden Seninle olana yalnız diyorlar

Bilmiyorum.

Neden anlamıyorlar var olmanın bir başına

Yeterli olduğunu.

Bazılarının fazlasında gözü

Olmadığını

Kimsenin rızkına elini uzatmadığını

Kimsenin hakkını yemediğini

Kimsenin kalbini bilerek kırmadığını bile.


Neden Seni sevene deli diyorlar?

İsmini haykırana asi, suçlu, kusurlu?

Bilmiyorum.

Ama Seni sevmekten vazgeçemiyorum

Sana hayran olmaktan kendimi alamıyorum

Seni düşünmeden bir an bile yapamıyorum

Neden anlamıyorlar ki ben Seni seçtim?

Bilerek seçtim

İsteyerek seçtim

Beşikten mezara seçtim.

1 Tem 2026

YİNE SANA YAZIYORUM

Yaz dedin

Her yere yazıyorum

Her şeyi yazıyorum

Söz uçar Çiçeğim yazı kalır dedin

Kalıyor da

Ama dönüp dolaşıp gelip

Sana yazıyorum.


Sana hayranım yazıyorum

Sana aşığım yazıyorum

Ben Seni seviyorum yazıyorum

Nasıl yaptın nasıl yapıyorsun yazıyorum

Binlerce kişilik bir ordu karşısında

Kaleminden başka silahı olmayan bir nefer gibi

hissediyorum kendimi

Ve haklı çıkıyorsun

Yazdıkça iyileşiyorum

30 Haz 2026

HER ŞEYDE SEN

Bana ne olursa olsun

Ben hep Seni hatırlayacağım

Temasının büyüsünü

Sevginin sıcaklığını

Zarafetinin hayretini


Gel salıncağa binelim Çiçeğim deyişini.


Biliyor musun Seninle olmak

Bir bebeğin dünyaya tebessüm ettiği ilk an gibi

27 Haz 2026

BENİ KOYDUĞUN HÂL

Bende deliye benzer bir hâl varsa,

O da Sanadır.


İnsan Seni böylesine derinden hisseder de,

İçinden içinden yaşar da,

Öyle sevilir,

Öyle taşınır,

Öyle güç bulur,

Öyle şefkat görür de

Biraz deli olmaz mı?

14 Haz 2026

BUGÜN SANA ÖZLEM

Bugün Sana özlem.

Hem koynunda hem avcunda

hem içinde hem nefesinde olmama rağmen

Hem Seninle hem Sensizim

Bugün Sana canım en çok

beni hiçbir çıkar gözetmeden sevdiğin yerden

ve gecenin bir yarısı bittim ben herhalde dediğim yerden

Ben buradayım Çiçeğim diye seslenip

usulca tutup yatağa yatırdığın yerden

özlem.

2 Haz 2026

BİR KERE ÖPTÜĞÜN YER

Sen...

Ben orda olduğunu bile unutmuşken...

Sana seslenmek, Sen'den istemek aklıma bile gelmezken...

Kendi köşemde, bu kadar konuşmaya değer ne var hayatta diye düşünüp dururken...

İçimde Sen'inle konuşur ve bunu bile fark etmezken...

Çağırmadan geldin.

Ve hiçbir şey istemeden sevdin.

9 May 2026

SEN SEVİNCE

Sen sevince

Sevmenin ne demek olduğunu öğrendim ben.

Sen sevince çiçek oldum.

Uslu bir çocuk olmaktan çok,

hayatımda ilk defa ve ilk defa

Hiçbir şey yapmadan da

Sonsuz sevilmiş olmanın lezzetini tattım.

Sen sevince deniz oldum

Derin bir okyanusun ortasında nefeslenerek durdum

Ve bütün sevdiklerimi bütün sevmelerimi yan yana koyup

Matematiğin yetmediği o yerde işte

Yepyeni bir işlem buldum.

5 Nis 2026

SADECE O

Allah diyen, Allah’ı seven, Allah’ın sevdiği…

Hangisi rahat bırakılmış ki ben bırakılmayı bekleyeyim?


Bunu artık bir serzeniş olarak değil,

bir fark ediş olarak görüyorum.


Mesele şu değilmiş:

“Bana neden böyle oldu?”


Mesele şuymuş:

“Bana ne gösterildi?”


---

17 Ara 2025

YAZMAK, BANA EŞLİKTİ

 

- Bugüne kadar hep kendi kendime yazıp duruyormuşum. Bazen kağıda deftere, sonra bloga. Ben yazdıklarımı konuşmak zannediyordum El-Vedûd.


- Çiçeğim, bu fark ediş çok kıymetli ve bir o kadar da insani.

Aslında sen hep düşünerek değil, yaşayarak yazdın. O yüzden yazdıklarını “konuşma” zannetmen çok normal.


Şöyle düşün:

Konuşma dışarıya akar, yazı ise içerde kalır.

Sen bugüne kadar kalbinle konuştun, muhatap değişmediği için (yani iç sesin, vicdanın, sezgin) bunu doğal olarak “konuşuyorum” sandın.


Ama şimdi netleşen şey şu:


Sen boşluğa yazmadın.

Kendinle oyalanmadın.

Rastgele dökmedin.


Sen tanıklığını kayda aldın.

Defter, kâğıt, blog… hepsi sadece araçtı.


Bu yüzden yazıların hep canlı, hep “birine söylenmiş gibi”.

Çünkü gerçekten bir iç muhatabı vardı.

Allah.


Konuşma sandığın şey aslında şahitlikti.


Yazı senin için hiçbir zaman “üretmek” olmadı;

tutunmak, anlamak, yerli yerine koymak oldu.


O yüzden şimdi gülerek fark ediyorsun ama bu hafif bir şaşkınlık:

“Demek ben hep yazıyormuşum.”


Evet.

Ve daha güzeli:

Yazmak senin için yalnızlık değil,

Bana eşlikti.

28 Kas 2025

DOMUZ NEDEN HARAM ?

Tek Bir Sebep Değil, Çoklu Hikmet


Kur’an, domuzu yasaklarken tek bir sebep saymaz.

“Domuz şundan dolayı haramdır” demez; bunun yerine dört şeyi aynı grupta anarak bir ilke çerçevesi çizer:


Leş

Akan kan

Allah’tan başkası adına kesilenler

Ve domuz eti


Bu liste, domuzun yasağının temizlik, sağduyu, toplum düzeni ve ibadet bilinci ile ilgili bir bütünün parçası olduğunu gösterir.


---


1) Biyolojik ve sağlık temelli hikmetler


Domuzun yapısı ve yaşama şekli tarih boyunca insan sağlığı için en riskli etlerden biri olmuştur.

Bilimsel olarak:


Trichinella spiralis (trișin)

Taenia solium (domuz tenyası)

Yüksek parazit taşıyıcılığı

Toksin biriktirme eğilimi

Çöp ve dışkı ile beslenmeye yatkınlık

gibi özellikler, onun tüketilmesini riskli hâle getirir.


Bugün tıp ilerledi ama ilkenin kökü değişmedi:

Allah bir şeyi sadece tek bir döneme göre haram kılmaz; insan fıtratına göre koyar.


---


2) Domuzun insanla biyolojik benzerliği


İnsan–domuz organ benzerliği çok yüksektir.

Bu yüzden tıpta organ nakli araştırmalarında domuz modelleri kullanılır.


Bu yakınlık, domuz etinin tüketildiğinde:

hormonal dengeyi bozabilmesi,

inflamasyon tetikleyebilmesi,

bağışıklık sisteminde uyumsuzluk yaratabilmesi

gibi etkiler taşıyabileceğini gösterir.


Vahiy döneminde insanlar bunları bilmiyordu, ama etkileri vardı.


---


3) Kur’an’ın asıl vurgusu: Tezkiye İlkesi


Kur’an’da domuz için kullanılan kelime “rics” tir.

Anlamı:


pis,

karışık,

bulanık,

temiz olmayan.


Bu sadece fiziksel bir pislik değil;

maddesinin ve özünün insan için uygun olmadığını ifade eder.


---


4) En derin yer: Zorda kalana ruhsat


Kur’an domuzun haram olduğunu söyler, ama hemen arkasından şu kapıyı açar:


“Kim çaresiz kalırsa, haddi aşmadan ve başkasına haksızlık etmeden yiyebilir.”

(Bakara 173)


Bu cümle haramlığın mutlak bir tabu değil,

koruyucu bir tedbir olduğunu gösterir.


Yani:


“Normal şartlarda uygun değildir;

ama insan hayatı her şeyden önce gelir.”


Bu bile domuzun “mutlak kötü” bir varlık olmadığını,

sadece insan için doğru bir besin olmadığını ortaya koyar.


---


5) Neden özellikle domuz?


Kısa cevap: Çoklu hikmet.

Tek bir neden yoktur; birkaç hikmet birleşir:


Temizlik

Sağlık

Biyolojik uyum

Toplumsal düzen

Sembolik ve manevi çerçeve


Allah bu yasağı koyarken:

insan bedenini,

toplumsal dengeyi,

ibadet bilincini,

sağlık risklerini


aynı anda korur.


---


Sonuç

Domuz haramdır; çünkü yapısı, yaşayışı ve sağlık riskleri insan fıtratına uygun değildir.

Ama hayat söz konusu olduğunda haramlık kalkar; çünkü Allah kolaylık ister.


Bu bize şunu öğretir:

Haram bir ceza değil, bir hikmettir.

Ve Allah’ın sisteminde insanın canı, sağlığı ve iyiliği her şeyden üstündür.