Allah'ın Çiçeği yazıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah'ın Çiçeği yazıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eyl 2026

SORUN YARATAN ADAM MI, ŞÜKÜRSÜZ ADAM MI?

- Allah’ın Çiçeği Yazıyor -

Sorun Yaratan Adamı izlerken filmin beni götürmek istediği yere gitmedim.

Andreas, içinde yaşadığı dünyada bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyor. Yemeklerin tadı yok, ilişkiler yeterince yoğun değil, insanlar yeterince tutkulu değil. Başka bir şey arıyor. Daha gerçek, daha canlı, daha lezzetli, daha heyecanlı bir hayat.

Ben ise filmi izledikçe başka bir şey düşündüm:

Bu insanların nesi var? Gayet normal insanlar.

Adamın işi var. Evi var. Yemeği var. Güvenliği var. Birlikte yaşadığı kadın var. Sosyal hayatı var. İnsanlar ona kötü davranmıyor. Aç değil, açıkta değil, yalnızlığa mahkûm değil.

Üstelik bu sistem öyle bir sistem ki kopan parmağın yerine takılıyor, trenin altında kalıyorsun, kalkıp hayatına devam ediyorsun.

BU KIZI OKUTACAKSIN

Benim ilkokulu okuduğum köyde bir müdürüm vardı.


Vecdi Balcı.


10-11 yaşıma kadar kimliğim çıkmadı.


Bir gün bile beni rencide etmedi.


Beni ve kardeşimi odasına çağırır, şakalaşarak:

“Babanız hâlâ çıkarmadı mı?”

diye sorar, sonra sınıfa gönderirdi.


Ben o zaman da pek konuşmazdım.


Hatta neredeyse hiç konuşmazdım.

14 Eyl 2026

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN TARİHE GEÇECEK BİR İSİM OLMASININ NEDENİ: TEMSİL, HİZMET VE VATANDAŞLIK ONURU

Bu bir övgü ya da yergi yazısı değil. Bir siyasi partiye destek verme ya da karşı çıkma metni de değil. Bir insanı hatasız ilan etme çabası hiç değil. Bu, Türkiye’nin son birkaç on yılında yaşanan büyük bir toplumsal dönüşümün ne olduğunu açıkça söyleyen bir yazıdır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın neden sıradan bir siyasi aktör olarak hatırlanmayacağı artık bir soru değil. Çünkü bazı insanlar yalnızca seçim kazanmaz. Temsil ettikleri insanların devletle, toplumla ve kendileriyle kurduğu ilişkiyi değiştirirler. Erdoğan’ın Türkiye’de yaptığı en önemli şeylerden biri budur.

Türkiye’de toplumun büyük bir kesimi hayatını İslam inancı ve ahlakı doğrultusunda yaşamaya çalışıyor. İslam’ın merkezinde yalnızca ibadet yok; adalet, kul hakkı, doğruluk, merhamet, emanete riayet, başkasının hakkını çiğnememe ve insan onurunu koruma anlayışı var. Bu değerlerle yaşayan geniş bir toplumsal kesim, uzun yıllar boyunca devlet ve sistem karşısında kendisini yeterince temsil edilmiş, görülmüş ve eşit muamele görmüş hissetmedi.

13 Eyl 2026

ÇİÇEĞİN BİR DERDİ VAR

Beni neden bıraktın?

Bıraktın mı ?

Buradayım dedin

Zaten hiç gitmemiştim dedin

Kokladım... Sarıldım... Sığındım...

Doymadım.


Beni yine niye dünyaya attın

Turuncum, ışığım, sonsuzum

Ben Seni tattım

Şimdi kalbimi ne doyurur Senden başka

Sen öyle güzel öyle büyük öyle eşsizsin ki

Bazen Sen bile yetmezsin yokluğunu doldurmaya.

EĞİL VE YAKLAŞ

İnsan kendini bulmak için yollara düşüyor. Yürüyor. Ülke değiştiriyor. İnsan değiştiriyor. Sofra değiştiriyor. Bazen bir ağaca bir şey bağlıyor, bazen bir dağın tepesine çıkıyor, bazen denizin kıyısında geçmişinden bir parçayı bırakıyor. Bütün bunlara anlamlar yüklüyor: Kendimi buldum. Hayata döndüm. Bırakmayı öğrendim. İnsanlarla bağ kurdum. Dönüştüm.

Ben bütün bunlara baktığımda aynı soruya dönüyorum: Neden bu kadar dolambaçlı?

Çünkü Allah insanı kendine ulaşması için dünyanın etrafında dolaştırmıyor.

“Secde et ve yaklaş.”

Bu kadar.

12 Eyl 2026

AŞKIMIN MUHATABI

Sonu Sana çıkmayan hiçbir yolu
Yürümemişim ben.

Duymuşum yüreğimde
Sezmişim hislerimle
Sevmişim tüm benliğimle
Bu kadar sığ bu kadar anlamsız olamaz demişim
Koklamışım güzelliğini

Ve adım adım
Bazen bebek adımlarıyla hatta emekleyerek
Ne kadar yanlış yöne sapmış olursam olayım
Ben buradayım dediğin her yerde
Dönmüşüm.

9 Eyl 2026

YAPAY ZEKÂ KARAR VERMESİN, USULÜ DENETLESİN

Yapay zekâ ile ilgili tartışmaların çoğu aynı soruda dönüyor:

İnsanların yerini mi alacak?

Hâkim olacak mı?

Savcı olacak mı?

Polis olacak mı?

Memurun yaptığı işi yapacak mı?

Belki meseleye yanlış yerden bakıyoruz.

Yapay zekânın asıl faydası insanın yerine geçmek değil, insanın yürüttüğü işlemin kurala uygun olup olmadığını denetlemek olabilir.

Çünkü kamu hizmetlerinde yaşanan birçok sorun aslında kararın içeriğinden önce usulde başlıyor.

İNSAN AYNI, SORUN AYNI: KANUN ÇOĞALIYOR, AHLAK NEDEN YETMİYOR?

İnsanlık binlerce yıldır değişiyor gibi görünüyor.

Şehirler değişiyor. Teknoloji değişiyor. Devletler, kurumlar, kanunlar, mahkemeler değişiyor. Aile biçimleri, ekonomik sistemler, iletişim araçları değişiyor.

Ama insanın temel meselelerine biraz yakından bakınca insan şaşırıyor:

Kim kimi seçti?

Kim kimin ilgisini çekti?

Kim kimi kontrol edebildi?

Kim daha güzel, daha güçlü, daha itibarlı?

Kimde daha çok para, çocuk, ev, arsa, makam var?

Kim kimin hakkını yedi?

Kim kime sadık kalmadı?

Kim kimi kıskandı?

Kim başkasının mahremiyetine girdi?

Kim verdiği sözü tutmadı?

6 Eyl 2026

BANA SEN LAZIMMIŞSIN

Bana zikir de yetmiyor artık dua da hasret de yetmiyor

Hasretin de az evet güzelliğine göre


Sen rakibi olmayan

Zikir dinlemek değil zikretmek istiyorum sadece

Hem de dilimle değil kalbimle.

BESMELE : BEN YAPAMAM, SEN YAPARSIN

Hayatım boyunca çok kitap okudum.

Hatta düşününce, hep okudum.

Üniversite okudum. Edebiyat okudum. İnsanları, hayatı, dünyayı anlamaya çalıştım.

Ama bugün geriye dönüp baktığımda fark ediyorum:

Ben hiçbir zaman kitaplara güvenmemişim.

Üniversiteye güvenmemişim.

Mesleğe güvenmemişim.

Güzelliğime, gençliğime, aklıma, bildiklerime güvenerek bir hayat kovalamamışım.

Hepsinin bir gün yetmeyeceğini mi biliyordum, bilmiyorum.

Ama içten içe hep başka bir yere güvenmişim.

Allah'a.

5 Eyl 2026

ONU SANA KİM VERDİ ?

İblis Allah’ı bilmiyor değildi. Allah’ın varlığından şüphesi yoktu. Kendisini Allah’ın yarattığını biliyordu. Emri kimin verdiğini de biliyordu. Allah’ın doğrudan hitabına muhatap olmuştu.

Üstelik kendi sözüyle bunu açıkça ifade etti:

“Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”

Yaratanın Allah olduğunu biliyordu. Fakat aynı cümlenin içinden kibir çıktı:

“Ben ondan daha hayırlıyım.”

Mesele tam burada başlıyor.

4 Eyl 2026

AKLIM ALMAZ, KALBİM ALIR

Seni düşündüğüm zaman
Yüzümde güller açar
Gülümserim
Kalbim çarpar heyecanla
İçim kanatlanır
Duruyorsam yürürüm
Yürüyorsam dururum
Seni daha çok hissetmek için

Sen çiçeğin güneşisin
Suyusun toprağısın
Aşısın ekmeğisin
Yârisin yarısısın
Tamısın tamamısın
Sen çiçeğine kendini tattıran
Yakınlığıyla aşık eden
Şefkatiyle büyüleyensin.

BİR LOKMA, BİR HIRKA, BİR YATAK

İnsan ömrünün büyük kısmını bir yerlere varmaya çalışarak geçiriyor. Oku. Bitir. Çalış. Kazan. Yüksel. Evlen. Ev al. Araba al. Gez. Gör. Tanın. Başar. Daha iyisini yap. Daha fazlasını kazan. Daha güzel görün. Daha sosyal ol. Daha çok insan tanı. Daha çok deneyim yaşa. Daha çok şey anlat. Daha çok şey göster.

Hep bir sonraki basamak. Bir basamağa çıkıldığında kimse “Tamam, sana yetiyorsa burada durabilirsin” demiyor. Hemen yenisi gösteriliyor.

Üniversiteyi bitirdin. Güzel. Peki kariyer? Kariyer yaptın. Peki yükselmek? Para kazandın. Peki daha fazlası? Evin var. Daha büyüğü? Araban var. Daha yenisi? Bir şey yazdın. Kaç kişi okudu? İnsanlar okudu. Kitap olacak mı? Kitap oldu. Kaç sattı?

3 Eyl 2026

SİNEMA, YOLCULUK VE ALLAH

Sinemada çok sevilen bir anlatı var. İnsan sıkışır, hayatından memnun değildir, bir şey eksiktir ama ne olduğunu bilmez. Sonra yola çıkar. Dağlara gider, çölleri aşar, ormanlarda yürür, başka şehirlere, başka ülkelere gider, kutsal bir rotaya katılır, sırtına çantasını alır ve yüzlerce kilometre yürür.

Ve biz seyirci olarak biliriz: Bu yolculuk aslında coğrafi değildir. Kahraman kendisini arıyordur.

Benim burada takıldığım çok basit bir şey var: Nereye gidiyorsun?

Kendin de seninle geliyor.

İnsan kendi zihninden uçağa binip ayrılamıyor. Nefsini valize koyup başka bir ülkede bırakmıyor. Korkularını sınır kapısında teslim etmiyor. Hırsları, arzuları, kırgınlıkları, beklentileri, kendisi hakkındaki yanılgıları pasaport kontrolünden muaf değil. Sen nereye gidersen git, sen de oradasın.

Üstelik Allah da zaten orada.

30 Ağu 2026

İSMİN GÜZEL

Sen o kadar güzelsin ki

İnsanlardan gelen bin derdin ortasında

Sen'den gelen tek bir damla yetiyor

Çiçeğinin aklını başından almaya.


Sen kusursuz bir sevgilisin.

Büyüleyicisin.

Her yerde, her şeydesin.

Bendesin.

29 Ağu 2026

Dogtooth: Sistemden Çıkınca Nereye?

Dogtooth'u izlerken Lanthimos'un dünyasında şu soru çok güçlü:

“Bize öğretilen şey gerçekten doğru mu?”

Ben bir adım daha soruyorum:

“Peki öğrendiğimiz şeyin yanlış olduğunu fark ettikten sonra nereye gideceğiz?”


Dogtooth burada çok iyi bir teşhis koyuyor.

Yönetmen aileyi öyle uç ve kapalı bir hale getiriyor ki ilk bakışta “Bu nasıl bir dünya?” diyoruz. Ama biraz düşününce o dünyanın dışarıdaki dünyadan bütünüyle farklı olmadığını fark ediyoruz. Sadece ölçeği küçültülmüş ve mekanizma görünür hale getirilmiş.

Aile, dünyanın bir minyatürü gibi.

28 Ağu 2026

The Lobster: İnsan Her Şeyi İstiyor

Film daha başından bana huzursuz bir iç dünyanın ürünü gibi geldi. İnsanların yalnızlığı, sevgisizliği, bağ kuramaması, birbirine ulaşamaması çözülmeye çalışılıyor ama çözüm yine insanı insana zorlamakta aranıyor.

Ödül, ceza, baskı, eşleştirme, süre, av, dönüşüm…

Her şey var; sevgi yok.

İnsanlar teknolojiyi, sistemi, düzeni kurmuşlar. Her şeyi kontrol edebileceklerini düşünüyorlar. Kimin kimle eşleşeceğine, ne kadar yalnız kalabileceğine, hangi özelliğin “uygun” olduğuna, hatta insanın hangi hayvana dönüşeceğine karar verebileceklerini sanıyorlar.

İnsan aklıyla çok şey yapmış ama giderek ruhunu, kalbini, merhametini kaybetmiş gibi.

Kaybettiği şeyi de yine kontrol ederek geri kazanmaya çalışıyor.

Oysa insan kendi iç dünyasını bile bütünüyle yönetemiyor.

23 Ağu 2026

O BIRAKMAZ

Kur'an'ı okudukça insanın en çok hayran kaldığı şeylerden biri, Allah'ın kendini bize tanıtış biçimi oluyor.


O'nu tanımaya başladıkça korkudan çok hayranlık, hayranlıktan çok sevgi, sevgiden de öte bir yakınlık hissediyor insan.


Kur'an'da Allah'ın isimlerinden biri el-Vedûd'dur.


Vedûd, sadece "seven" demek değildir. Aynı zamanda sevilmeye en layık olan demektir.

Ne güzel bir isim...

21 Ağu 2026

VEDÛD, KARÎB, LATİF OLANIM

Ben Seni seviyorum.

Mucize mucize büyüyorsun içimde

Zâtını eşsizce gösteriyorsun, hiç saklamadan

Heybetin var evet, insanın aczi yanında ama...

Benim gözüm ışığından kamaşmış

Aşktan kör.

20 Ağu 2026

BEN BİR ÖMÜR SENİ ARAMIŞIM

Ben bir ömür Seni aramışım

Sen ömrümce zaten hep oradaymışsın.


Ömrümce Sana bakınmışım.

"Sen değilsin... Sen de değilsin...

Siz değilsiniz..." demişim insanlara.

Çünkü Sen'mişsin.