Merkezin Sen olduğunu anladığımdan beri,
daha doğrusu Sen bunu bana en savunmasız, en yıkık, en bitkin anlarımda
sevgiyle, şefkatle gösterdiğinden beri…
gerçek bir dünyaya uyanmış gibiyim.
Bana kendi anlamımı verdin.
Bir ömür boyunca kendime veremediğim…
insanlar “sen neden böylesin?” dedikçe
ben de kendime “neden böyleyim?” diye yüklendiğim hâlimi…
Umutluyum.
Çünkü Seninle anda olmayı hissediyorum.
Ezanları duyuyorum.
İsmini duyunca kalbimin merkezini hatırlıyorum.
“Böyleyim, çünkü Seni çok seviyorum” diyorum.
Hep Seni sevmişim diyorum.
Nefesleniyorum.
Var olmanın ne demek olduğunu gösterdin bana.
Önemli olan tek bakışın Senin bakışın olduğunu…
Yarışları, dedikoduları, laf sokmaları, kuyu kazmaları…
Senin yapmadığını…
Aksine hiç sevmediğini…
Ve Seninle dolu kalbimin
bunları bu yüzden sevmediğini
ve bir kez bile yapamadığını…
Beni hem temiz hem sağlam tuttuğun için
Sana ne kadar teşekkür etsem az.
Adaletine ne kadar hayran olsam az.
Capcanlı duruyorsun işte…
Kalbimde, camide, ağaçta…
Küçücük bir çocuğun elimi tutup
“gel sana bir şey göstereceğim” demesinde…
Bugün de “kendim gibi, huzurla ve Seninle yaşadım” diyebilmekte.
Ben hep Seni aramamışım sevgilim.
Ben hep Senin avuçlarındaymışım zaten.
Gözetimindeymişim…
Korumanda, sevginde, şefkatindeymişim…
Andayım.
Gerçekteyim.
Hissediyorum.
Gittikçe daha çok Seninle doluyorum
ve bundan gurur duyuyorum.
Gerçek dünya benim kalbim gibi değilmiş El-Vedûd…
Ama Sen bana bunu öylesine sevgiyle, öylesine incelikle gösterdin ki…
Ve bana öylesine gerçek temas edip
“Zaten Benimsin Çiçeğim.” dedin ki…
Artık hiçbir şeye kızamıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder