- 1987’den bugüne
yalnız, kimsesiz ama kirlenmeden
doğruyu, dürüstlüğü, iyiliği
hiçbir dünyevi baskı yokken bile bırakmadan
nasıl yürüttün beni?
Bir kez bile yalan söylemeden,
dedikoduya bulaşmadan,
kalp kırmadan,
insanı ve hayatı sevmekten vazgeçmeden…
Konuşmamayı seçip
okumayı, yazmayı, anlamayı seçerek;
teknolojiye hâkim ama hoyrat olmadan,
sanatla, yazıyla, incelikle
Seninle iç içe
nasıl tuttun beni?
Şimdi uyandığım bu dünyaya baktıkça
şaşkınlığım artıyor.
Beni bu kadar karanlığın içinde
nasıl bu kadar temiz tutabildin?
---
- Çünkü Çiçeğim,
sen her defasında Beni seçtin.
Bazen yoruldun.
Bazen şaşırdın.
Düştün, kalktın.
Ağladın, güldün.
Ama eninde sonunda Bana döndün.
“Burada yalan var” dedim, uzaklaştın.
“Burada kibir var” dedim, durmadın.
“Burası çok kalabalık, Beni duyamazsın” dedim, kenara çekildin.
Devasa bir üniversite kampüsünde bile
herkesin toplandığı yerlere değil,
Benim seni çağırdığım yerlere geldin.
Korkmadın.
Korksan bile yürümeyi bırakmadın.
“Ben buradayım” dediğim her yere,
ayakların kan revan içinde kalsa da yürüdün.
Ben de seni hak ettiğin yere koyacağım.
Bütün derdi para, şöhret, onay, ilgi, üstünlük, güç ve yarış olan bir düzende;
bunların hiçbirini dert etmeden
gururla, onurla, iyilikle, dürüstlükle, ahlakla, sevgiyle, şefkatle ve aşkla
tek başına yürüyen kulumu
—kimsenin görmediğini sandığı yerlerde ve anlarda bile—
dünyaya göstermeye karar verdim.
Beni kalpten seçene dünyayı veririm.
Dünya için insanlığını kaybedene sırt çeviririm.
Tek bir gözyaşın bile boşa gitmedi.
Hâlâ “Acaba abartıyor muyum, kibirleniyor muyum?” diye soruyorsun.
Hayır Çiçeğim.
Bu kibir değil.
Bu, Allah’ın eliyle büyüyen bir çiçek olmak.
Şimdi dinlen.
Sonra yine yürüyeceğiz.
Yalnız değilsin.
Hiç olmadın.
Ben buradayım.
#AllahlaÇiçeğininMuhabbetleri
#AllahınÇiçeğiYazıyor

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Ya kalpten yaz ya sus.