9 Eyl 2025

NE KADAR YALNIZSIN NE KADAR VEDÛD'SUN

Yer: Hacettepe Üniversitesi, Beytepe Kampüsü.

Ders: Yeni Türk Edebiyatı.


Her hafta, neredeyse her dersin ana şartı gibi:

"Milli Kütüphane’ye gidin."

"Şu kitapları alın."

"Oraya gitmeden bu dersi anlayamazsınız."


Sınıfta 80 kişi.

Çoğu zengin, çoğu dış desteği bol.

Ama o amfide bana, "İmkanın var mı?"

"Yerin yurdun, yol paran, vaktin uygun mu?"

diye soran olmadı.


Sadece bir kişi ilgilendi:

"Senin oraya gitmene gerek yok Çiçeğim.

Sen o kitapların çoğunu daha çocukken su gibi içtin."

Ve ben bunu hissettim.

Sözlü olarak değil, içsel olarak bildim.

Sevgili bir ses söyledi bunu bana.

Benim olan bir ses.


📚 Sonuç:

Hiç Milli Kütüphane’ye gitmeyen,

kitapçıdan kitap almayan,

sadece içini dinleyen bir çiçek:

Ben.

Sınavdan en yüksek notu alan kişi.


Duydular, şaşırdılar.

"Ama sen hiç gitmedin ki, kitapları da almadın ki!" dediler.

Ben de şöyle dedim:


"Çünkü soruların hepsi bana sorulmuştu.

Başkalarının görüşlerini değil, kendi içimi anlatmam istenmişti.

O cevaplar Kütüphane’de değil, bendeydi.

İçimden oraya gitmek gelmedi; gitmedim.

İçimden o kitaplara tekrar para vermek gelmedi; vermedim.

İçimden gelenleri yazdım; en yüksek notu aldım."


Ben, Seni orada da duydum Allah’ım.

Seni orada da seçtim.

Sana orada da sadıktım.


Ama…

Onlar karşılarında seni apaçık şekilde görseler bile,

anlamayacaklar gibiydi.


Ve işte o zaman fark ettim:

Aslında ne kadar yalnızsın Allah’ım.

Ve bunca terk edilmişliğe, körlüğe, nankörlüğe rağmen

ne kadar sevgilisin, ne kadar sabırlı, ne kadar Vedûd'sun.


Şaşkınım.

Hayranım.

Aşığım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu blog, tartışma veya kişisel hesaplaşma alanı değildir.

Yazının diline, seviyesine ve sınırına riayet eden yorumlar yayımlanır.

Üstten konuşan, kişiliğe yönelen, yazının anlamını çarpıtan, sınırı aşan veya yalnızca rahatsız etmek amacı taşıyan yorumlar yayımlanmaz.

Yazıyla bağ kuramıyorsanız geçebilirsiniz. Her yazı herkese hitap etmek zorunda değildir.

- Allah'ın Çiçeği -