26 May 2015

SEVMEK SENİ



Sevmek seni
bir yangına girer gibi deli cesaretiyle
ve kim bilir kimde bıraktığın yüreğini tutmak
ay ışığında.
Tutmak ellerini bileklerinde henüz
başka ellerin izi varken.
Sevmek seni
her defasında daha çok, daha ümitle
Yeşilliğinde yitirmek bütün siyahları
yalnızca mutluluğa bürünmüşken değil
kederlerde de...
Kederde daha çok sevmek.
ve kim bilir nerde gizlediğin çocukluğuna dokunmak
ve okşamak coşkulu bir titreyişle güzelliğini
Sevmek seni
Bir türküde bir sihiri
bir şiirde bir şehiri bulmak gibi sevmek.
Seni ve beni sendeki
Ne güzel şey sevmek seni...

15 May 2015

KAVGAKIRAN A-2


İlk iş günüm bugün. Gecikmemek için hayli erken uyandım; ama otobüsler dolmuşlar tıklım tıklım olduğundan durakta çok zaman kaybettim. Mutfaktakiler "Boş otobüs beklersen akşama kadar binemezsin." diye bir güzel eğlendi benle. Haksız da sayılmazlar hani. 

Mutfak alt katta, bar ve salon yukarıda. Bizim ustayla birkaç gün beraber çalışın, sonra aranızda anlaşır biriniz sabahçı biriniz akşamcı olursunuz dediler. Tufan usta fena insana benzemiyor; ancak biraz geveze biraz da işten kaçmaya hevesli gibi. Bana iş öğretmeye kalkacak oldu, öğretmeye kalktığı işi yanlış bildiğini söyleyip doğrusunu gösterdim. 

Bulaşıkçı Serhat var bir de. Gençten bir çocuk. Çok şive yaptığından mı nedir kimse ne dediğini anlamıyor. Bizim yörelerin diline kayıyor konuşması. Ben de Türkçeyi Türkçeye tercüme ediyorum. Mutfağın maskotu adeta. Fıkra anlatıyor, türkü söylüyor, ortamı şenlendiriyor. Saf Anadolu insanı, bizim gibi.