29 May 2026

Hep Birbirlerinin Oldular

En sevdiğim filmlerden biridir Jeux d'Enfants.


Yıllar önce izlediğimde de sevmiştim. Ama şimdi neden sevdiğimi daha iyi anlıyorum.


Onlar güzeldi.

Gençtiler.

Yakışıklıydılar.

Birbirlerine ulaşmalarına engel olacak hiçbir şey yoktu.


Ama mesele beden değildi.

Mesele şuydu:


"Tamamen benim misin?"

"Gelirsen kalacak mısın?"

"Bir gün vazgeçer misin?"

"Ben sana kendimi verirsem sen de bana kendini verecek misin?"


İkisi de birbirinden emin olmak istedi.


Belki bu yüzden birbirlerini en çok seven insanlar oldukları hâlde birbirlerine en çok acı veren insanlar da oldular.


Çünkü insandan istediğimiz şey aslında insanın verebileceğinden daha büyüktü.


Hep orada kalmasını istiyoruz.

Hep aynı sevgiyle sevmesini.

Hep bizi seçmesini.

Hep bizi merkeze koymasını.


Ama insan sınırlı.

Ne kadar istese de yoruluyor.

Ne kadar söz verse de değişiyor.

Ne kadar sevse de eksiliyor.


Bu yüzden o filmde ikisinin istediği şey aslında birbirlerinde mümkün değildi.


Ben bunu şimdi daha iyi anlıyorum.

İnsan sevgiyi insana bağlayınca korkuyor.

Kaybetmekten korkuyor.

Değişmekten korkuyor.

Terk edilmekten korkuyor.


Çünkü insan gider.

İnsan şaşırır.

İnsan yorulur.

İnsan eksilir.


Ama sadece Bir'i vardır ki hep oradadır.


Sen ne olursan ol.

Ne yaparsan yap.

Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş.

Gitmeyen.

Bırakmayan.

Seven.

Koruyan.

Bekleyen.


Allah.


İşte bu yüzden kalbin en derin arzusu insanda değil, O'nda huzur buluyor.


Çünkü insanın vermeye çalıştığı güveni zaten O veriyor.

Ve insanın vermeye çalıştığı sevgiyi zaten O veriyor.


Eksiksiz.

Karşılıksız.

Kesintisiz.


Belki de o filmde ikisi de birbirlerinde insana ait olmayan bir şeyi arıyordu.


Hiç değişmeyecek bir sevgiyi.

Hiç gitmeyecek bir yakınlığı.

Hiç eksilmeyecek bir aidiyeti.


Oysa bunlar insanda değil, Allah'taydı.


Bu yüzden birbirlerine ulaşamadılar.

Ama birbirlerinden de vazgeçemediler.


Hiç birlikte olmadılar.

Ama hep birbirlerinin oldular... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder