28 Ara 2014

HAYAL HIRSIZLARI


Hayal hırsızları, küs sevicileri, yas bekleyenler. Genç bir ölüm sızdırıyor uykuların, ortası delik deşik. Sana kimse benzemiyor kimse bu kadar susmadı. Kimse bu kadar yükselmedi ve bu kadar düşmedi, bu kadar incinmedi kimse zalim acılarının elinden diri kurtulup naif bir hayatın ortasında sönerken.

Günah bekleyenler, korku nöbetçileri, acı seviciler. Huzur resimlerinden, umut sokaklarından ve düşlerden haber yok sana. Hüznün kapısından girip gözden kaybolduğun an, bir yaz çalgıcısı her nasılsa mağrur betonika çalan ve herhangi bir kış günü şarkısı yarım kalan, alay edercesine ölümünü söylüyor. Senin silüetin belirdi zannedip sevinirken yakalanıyorum onlara. Hayal hırsızları, küs sevicileri, yas bekleyenler. Bende hepsine hazır bir darağacı var. Belki sana ulaşmak bir iskemle devirmeye bakar.

Tersten akan bir nehir oluyorum karşında. Kalbi parçalanmış bir çocuk olup bakıyorsun olduğun yerden. Yalnız olsan korkmayacağım. Arkanda, hemen arkanda, soluğunu kesmeye hazırlanan eli bıçaklı birileri. Sendelediğin ilk anda gırtlağına sarılmak için belki de. En iyi yerinden bakarsam birkaç söz almak için boğazından. Çokça sustuğun için. Peki söyleme. Söyleme yılların tortusunda nelerini kaybettin. Nelerinden vazgeçtin, peki söyleme.

Bölünmüş ispinozlar, yarasa gölgeleri, kör yatağı ayaklar. Rüzgarda eteği havalanan bir kız telaşında hayat. Ya çok acele ettin ya da çok beklettiler. İnsanlardan yapılmış duvarlardan aşmadın. Birikip dökülmek istemedin tuttun kendini. Ve sana nasıl olduğunu sordukları her vakit, iyi değildin.

Ben sonunu biliyorum sen onlara anlat. Kıvılcımların yangınlara , damlaların sağanaklara ve gitmelerin felaket bir yalnızlığa dönüştüğünü ben biliyorum. Onlara anlat. İlahi bir tutkuyla ateşe giden pervaneye, kapanına yürüyen bir geyiğe, davet edilmedikçe buyuran kedere değil onlara anlat. Biliyorsun işte. Sedir ağaçları, kabir azapları, nur katilleri.

İşte bu yüzden, hep kız doğuran bir anne oluyorum karşında. Çünkü, bir acılar adamı bırakamam dünyaya. Korkaklara, kaçaklara bir tutsak bırakamam. Onu sırtından bıçaklasınlar ve yükler altında harcasınlar diye, tutuşturamam. Onu yakamam ellerimle. Onu doğuramam, kendini unutturarak ölsün istemem.

Çıkarıp asabilseydin bir askıya hepsini, teker teker. Birini bile unutmadan üstünde. Sırtındakileri, yüzündekileri, dilindekileri soyunabilseydin ve bir parça daha direnseydin yaşamak hatırına, bugün kemiklerinle ne yapacağımızı konuşuyor olmazdık. Kemiklerin. Sızısını her hücremde şiddetle hissettiğim. Bir bardak su gibi lafı olmayan aramızda, sızıların ve acıların ve bıktıkların. Bunlara harfi harfine ve en ücra yerindeki kederine ben hazırım. Sızıların aramızda ne lafı var ki.

Bir şiir başlıyor aklımda sen bir söz söyleyince. Sen iyi kötü bir şey deyince affediyorum parçalayıp savuranları. Kırdıkları için değil kaçtıkları için küsmüştüm zaten. Çirkin sabahlar ağarıyor güzelleşerek gözümde. Bir umut da sana söylüyorum ne heveslerle. El ediyorsun. Sayılamayacak kadar çok köşesi var bu insanların. Herkes herkesin bir yerinden dönüyor. Bu defa da haklısın. Sana iyi gelmeyecek bir tek şey varsa, gitmek. Bileklerine ve ayaklarına tutunmak ve bir yerlere zincirlemek için kendimi, şiddetli bir isyan çıkarmak için hayata, güç topluyorum.

Oyunbaz ruhlar, kırık kanatlar, bozuk pusulalar. Sen çok yalnız gitmek zorunda kalırsan ben de gelirim. Kaybolursak beraber kayboluruz. Sen ölürsün ben susarım ve ağlarım biraz da. İstemem, bıçak ya da kan. İstemem. Kentlerde yitirilmiş soylu atlar istemem. Her gün yeniden başlayan bir özlemek istemem. Sen nasıl içinden içinden, suskunca ve asaletinden bir şey azaltmayarak öldüysen, öyle isterim.

Hayal hırsızları, küs sevicileri, yas bekleyenler. Bende onları bekleyen bir darağacı var. Belki sana ulaşmak bir iskemle devirmeye bakar. Ya da belki çağıldayıp süregelen bir keder devrilmiştir. Bir ıstırap bitmiştir bir lanet tükenmiştir. Bir haksızlık alt edilmiştir ve belki bu yolun sonunda ince bir tabaka halinde, bütün sırlarıyla kendi içine gömülüp giden bir adam sevilmiştir. Acıları hala kulağımda çınlayan ve mağrur hüznüyle yaprak gibi içimde hışırdayan mağdur bir adam.

Ben biliyorum onlara anlat, gitmelerin felaket bir yalnızlığa dönüştüğünü. Onlara işte. Hayal hırsızlarına, küs sevicilerine, yas bekleyenlere...

4 yorum:

  1. Kaç darağacı gerekecek umutsuzluktan, acılardan beslenerek güçlenenler için. Sahi tüm bu vampirler için yeterli ağaç var mı huzur bulabilmemiz için?

    YanıtlaSil
  2. yanlış anlamazsanız bişey diyeceğim.bu yazılarınıza yazık olmuyor mu? bence blogda yazık oluyor bunların bir kitapta olması daha iyi olur diye düşünüyorum.hangi yazınıza baktıysam çok güzel okurken kendimi başka bir alemde buluyorum.ünlü yazarların bir çoğundan daha güzel yazıyorsunuz.bence kitap işini düşünmelisiniz.

    YanıtlaSil
  3. Hep kız doğuran bir anne oluyorum karşında diye başlayan paragraf bide sana kavuşmak bir iskemleye bakar kısmı çoookkk güzel.Kitap çıkar demelerine niye böyle tepki veriyorsun dur daha okuyan herkesten duyacaksın.Çünkü güzel yazıyorsun insanlar kaliteye hasret kaldı güzel şeyler okumak istiyorlar benim gibi:))

    YanıtlaSil