Akşamın geceye geçiş sancılarından çirkin,
bahtsız kız çocukları doğardı, bilirkişi ağlamalar dağılırdı ortalığa. Yaygaranın
bu kadarı hayra alamet değildi bilirdim. Nikotin bir sabaha kördüğüm
bağlanırdık o saat. Felaket içlenirdik, ayyuka
çıkardı efkarımız. Yine iki yabancıydık, yine iki hiç kimse. Ben her şeyden
geçmeyi bilirdim, bir ondan geçemezdim. Onun varsa yoksa tütünü…
Acıları vardı. Tarifi yapılagelmiş bütün
acılardan daha dokunaklı. İçinde riya olmayan bir şehirden gelmişti, ben hiç sormazdım.
Bilmezdim o şehirde her şey onun kadar güzel miydi. İnce, uzun parmaklarında açmayacak
bir çiçek gibi tutardı sigarayı. Yaraya tuz basar gibi ruhuna basardı. Atılmış
izmarit gibi bakardı bazen, içim acırdı. Bazen susardı. Rastladığım ilk uçurumdan
bırakırdım kendimi boşluğa. Vazgeçmiş bir kırlangıca benzerdi o zaman. Korkusu
uyutulmuş yalnız bir çocuk bekleyişine.
O susunca, cami avlusuna terk edilmiş bir
bebek, ayazda öldü sanırdım. Azabı zevkinden büyük masalsı bir aşk bitti
sanırdım. Kirlendi sanırdım yalnız güzel şeyler için ayrılmış beyaz sayfalar. O
susunca hasreti içime kök salmış en sevgili ses susardı. Adaletsizce güzel,
zalimce görkemli bakardı. Bir sigara yakardı, ben yanardım.
Akşamın geceye geçiş sancılarından çirkin, bahtsız kız çocukları doğardı, bilirkişi ağlamalar dağılırdı ortalığa. Yaygaranın bu kadarı hayra alamet değildi bilirdim. Nikotin bir sabaha kördüğüm bağlanırdık o saat. Felaket içlenirdik, ayyuka çıkardı efkarımız. Yine iki yabancıydık, yine iki hiç kimse. Ben her şeyden geçmeyi bilirdim, bir ondan geçemezdim. Onun varsa yoksa tütünü…
Acıları vardı. Tarifi yapılagelmiş bütün acılardan daha dokunaklı. İçinde riya olmayan bir şehirden gelmişti, ben hiç sormazdım. Bilmezdim o şehirde her şey onun kadar güzel miydi. İnce, uzun parmaklarında açmayacak bir çiçek gibi tutardı sigarayı. Yaraya tuz basar gibi ruhuna basardı. Atılmış izmarit gibi bakardı bazen, içim acırdı. Bazen susardı. Rastladığım ilk uçurumdan bırakırdım kendimi boşluğa. Vazgeçmiş bir kırlangıca benzerdi o zaman. Korkusu uyutulmuş yalnız bir çocuk bekleyişine.
O susunca, cami avlusuna terk edilmiş bir bebek, ayazda öldü sanırdım. Azabı zevkinden büyük masalsı bir aşk bitti sanırdım. Kirlendi sanırdım yalnız güzel şeyler için ayrılmış beyaz sayfalar. O susunca hasreti içime kök salmış en sevgili ses susardı. Adaletsizce güzel, zalimce görkemli bakardı. Bir sigara yakardı, ben yanardım.
