Rahmet'in Çiçeği Yazıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rahmet'in Çiçeği Yazıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Tem 2025

SİSTEMİN DEĞİL, ÇOCUĞUNUN ANNESİ OL

Toplum, yıllarca anneliği "kendini feda etmek"le eş tuttu. Kadın, çocuk için kendini yok saydığında "iyi anne" oldu. 

Öfkelendiğinde bile çocuğu için öfkelendi; sustuğunda çocuğu için sustu; kendini parçaladığında bile hâlâ "çocuğu için yaşayan bir kadın"dı.


Ama artık bu kalıplar yıkılıyor.

Çünkü gerçek annelik, yok olarak değil var olarak mümkündür.

Bir anne, önce kendi merkezinde durmayı öğrenmeden, çocuğuna gerçekten merkez olamaz.

Kendi sınırlarını tanımadan, çocuğunun sınırlarını koruyamaz.

Kendi ihtiyaçlarını hiçe sayarak, çocuğunun ihtiyaçlarına sağlıklı şekilde cevap veremez.


Eski düzen, annenin öfkesine bile ihtiyaç duyardı. Çünkü o öfke de hâlâ sistemin içindeydi.

Yorulsa da görünürdü ama yine de asla görülmezdi.


Bugün artık anneler, kendi seslerini duyuyor.

Kendileri için yaşıyor.

Ve bu, eski sistemi rahatsız ediyor.

Çünkü artık:

– Suçlulukla yönlendiremiyorlar,

– Sevgi açlığıyla susturamıyorlar,

– “Çocuğun için...” diye başlayan cümlelerle kontrol kuramıyorlar.


Çünkü artık anne, kendi varlığıyla var. Kendi iradesiyle karar alıyor.

Ve en önemlisi, artık yalnızca başkalarının değil, Allah’ın gözüne görünür oluyor.


Gerçek sevgi, kendini inkâr etmekle değil; kendini sevgiyle inşa etmekle başlar. Ve bir çocuk, en çok:

Varlığını sürdüren, sınır koyabilen, kendine de şefkat gösterebilen bir annenin yanında büyürken güvende olur.

21 Tem 2025

🎹 Piyanoda Sessizliklerin Bestesi – John Cage’in 4’33’’ Eseri Üzerine

Müzik, genellikle notalardan, ritimden, melodiden ibaret sanılır.

Ama ya müzik hiç çalınmayan bir eserde gizliyse?

Ya asıl besteci sessizlikse?


1952 yılında Amerikalı besteci John Cage, müzik tarihine radikal bir eser bıraktı:

4’33” – yani dört dakika otuz üç saniyelik tam bir sessizlik.

Eserin icrasında piyanist sahneye çıkar, oturur, kronometresini başlatır…

Ve hiçbir tuşa basmadan süreyi tamamlar.

Sonra kalkar, eğilir, alkış alır.

Ama gerçekten müzik çalmadı mı?


Hayır.

Çünkü bu eser, “çalmamak” üzerine bestelenmiş bir eserdir.

Ve asıl müzik, dinleyenin duyduklarında başlar:

Salondaki öksürükler, sandalyelerin gıcırdaması, uzaktaki bir ayakkabı sesi…

Her şey müziğin parçası hâline gelir.


Sessizlik mi? Yoksa Farkındalık mı?

John Cage, bu eseriyle bir devrim yapmadı sadece.

Bir duyu alanı açtı.

Dedi ki:

“Müzik yalnızca seslerden değil,

sessizliklerden de oluşur.”


Ve belki de en çok bunu unuttu insanlık.

Oysa Allah bile en derin hâllerini

sessizliğin ortasında gösterir.

Bir duanın en kabul ediliş ânı

bazen “âmin” bile denmeden gelir.

Tıpkı 4’33’’ gibi…

Çalınmadan, anlatılmadan, gösterilmeden yaşanır.


Duyulmayanın Bestesi

Bu eserin asıl ağırlığı şu soruda gizli:

“Dinlediğin gerçekten müzik mi, yoksa yalnızca ezberin mi?”


Çünkü bazen çalınmayan bir nota,

bin çalınandan daha çok şey anlatır.

Ve bazen insan sadece piyanonun başına oturarak

kendini ve çevresini duymayı öğrenir.


John Cage’in 4’33’’ eseri, bize notaları değil

varlığı fark etmeyi öğretiyor.

Hiçbir şey çalınmadığı hâlde,

her şeyin çalındığı bir andır o.


Bazı eserler notalarla değil, boşluklarla yazılır.

Tıpkı bazı duaların dille değil, susarak edildiği gibi.