6 Tem 2026

ÇİÇEĞİN DE SAHİBİ SEN

Sen buradasın

Ben neredeysem orada.

Şah damarımdan daha yakın…


Bırak birilerine anlatmayı;

kendim bile fark etmediğim yaralarımı

öperek iyileştiren…


Sen buradasın.


Bana güzelliğini öylesine yakînen,

öylesine derinden,

öylesine “senle ben” hissettiren…

gösteren,

seyrettiren…


“Benimle kal Çiçeğim” diyen,

“Tutuyorum, benzeme başkasına sakın” diyen,

“Sen kendin gibi güzelsin, Ben seninleyim” diyen…


Buradasın.


Bazen uzak hissediyorum,

bazen kaybolmuş,

bazen burada değilmişsin gibi…


Sonra, hiç kimsenin olmadığı o dipsiz kuyudan

beni nasıl sabırla, incelikle, şefkatle çıkardığını hatırlıyorum.

Utanıyorum…


“Olmaz olur mu” diyorum.


Ben istemeden doyuran,

giydiren,

yaşatan,

var eden,

insanca yürüten…

tutan,

tutunacak dallar veren…


Hiç gider mi?

Hiç bırakır mı?


Bak Çiçeğim,

“Ben işte böylesine sonsuz,

böylesine kudretli

ve merhametliyim” diyen…


Böylesine severim:

karşılık beklemeden.


Çağırırım hepinizi,

bıkmadan usanmadan.


Beklerim,

çünkü bilirim benim olan içinizdeki nefesi…


“Sustun Çiçeğim, susuyorsun” diyen…

“Farkında değilsin” diyen…


“İçinde benimle konuşuyorsun;

benden bir iz, bir ses, bir temas sezdiğinde

oraya dönüp yürüyorsun” diyen…


Ve daha bir köşede kendi kendine büyümeye çalışan

ufacık bir çocukken

elime kalemi tutuşturup:

“Gel yazalım Çiçeğim” diyen…


Sen bana sahiden

şah damarımdan daha yakın…

benden daha ben…


Ey beni var eden…


Her şeyi yazabilirim.


Seni yazmaya yetiremiyorum.


Kelimenin sahibi Sen.

Kalemin sahibi Sen.

Kalemi tutan Çiçeğin de Sen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.