Birini daha atlattık El-Vedûd.
Birinden daha aklandık.
Ve bunca şeyin, bunca mücadelenin, zorlanan dayanma eşiğinin ortasında ben...
En çok Sen'li gecelerimi hatırlıyorum.
Aşkla secdelerimi...
Etrafım zulümle, dedikoduyla, ithamlarla çevriliyken;
"Gül Çiçeğim."
deyip beni güldürmeni hatırlıyorum.
Yollarda zikir dinleyerek kuş gibi yürüyüşümü hatırlıyorum.
Parklarda vecd ile dönüşümü...
Her yerde, her seste, her bakışta:
"Ben buradayım."
deyişini hatırlıyorum.
Ve hepsini bana bir bir göstermiş olmanı...
Hatırlıyorum.
Bana zenginlik verdin.
Ama geçici olandan değil.
Kalp zenginliği.
Yetme kabiliyeti.
Koşmaya gerek olmadığını.
Çünkü kalbimde zaten bir hırsın, bir yarışın, bir dünya telaşının olmadığını...
Gösterdin.
Hâlâ anlamıyorlar El-Vedûd.
Anlamasınlar.
Böyle daha da güzel hatta.
Sen ve ben varız.
Sen bana yetiyorsun.
Ben bir çiçek gibi özenle seviliyorum.
Gözetiliyorum.
Koklanıyorum.
Seninle durdum.
Seninle duruldum.
Kendimi duydum.
Ve sonra Seni.
Birini daha bitirdik El-Vedûd.
Söylemiştin zaten kalbime:
"Ben sana üstlerine gitmeyi öğreteceğim.
Düşünce kalkmayı öğreteceğim.
'Bu da geçer yahu'yu öğreteceğim."
Ve öğrettin.
İçimin hükümdarı...
Kalbimin sevgilisi...
Hayatımın baharı...
Öğrettin.
Ama ben yine, yine, yine...
Daima...
En zor,
En karanlık,
En çıkışsız anlarımda bile,
Beni sevgiyle güldürmeni hatırlayacağım.
Çünkü beni ayakta tutan yalnızca güç değildi.
Sevgiydi.
Ve ben buna şahidim.
Elhamdülillahi Rabbil Âlemîn.
- Çiçeğin -
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder