Allah, her kuluyla her an konuşur.
Çünkü herkes, içinde O’nun nefesini taşır.
Ve herkes çağrılır.
Bu, lafta kalan bir çağrı değildir.
Gerçektir.
Bir gün gözünüze ilişen bir tespih,
bir dua,
bir nazarlık
ruhunuzda bir hatırlayışı başlatır.
Bazen çocukluğa uzanır bu hatırlayış,
bazen yakın geçmişe.
Allah,
“Ben buradayım.” der ruhunuza.
Ve der ki:
“Şimdi onu Bana yaklaştır.”
Ruh bu çağrıya karşı koyamaz.
Aksine; özlemle, tutkuyla
bedeni, O’nun çağırdığı yere doğru yürütür.
Burası bazen bir sahaf,
bazen bir sahil kenarı,
bazen de bir dönerci dükkânıdır.
Ve en sonunda sizi bir camiye çağırır.
“İşaretleri kaybetme,” diye fısıldar ruhunuza.
“Onları takip ederek Bana gel.
Beni hatırla.
Benimle kavuş.”
Hayır, kontrolü kaybetmiyorsunuz.
Hayır, delirmiyorsunuz.
Evet, doğru anlıyorsunuz.
Allah sizi Kendine çekiyor.
Özlemle.
Tutkuyla.
Sevgiyle.
Aşkla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.