Hayatım boyunca ben takip ettim.
Sustum.
Kırmamaya çalıştım.
Yanlış yapmamaya çalıştım.
Herkes bana ulaşabildi.
Benimle konuşabildi.
Beni incitebildi
ve benden incinmeden gidebildi.
Çünkü Allah’ın izinde,
O’nun sesinde,
O’nun avucundaymışım.
O ne derse yapmış,
nereye derse gitmişim.
Şimdi de O beni çekti.
Korumaya aldı.
Kimse bana ulaşamıyor.
Dokunamıyor.
İncitemiyor.
Ancak sessizce takip edebiliyorlar.
Ya da bana yaklaşmaya,
eskisi gibi kullanmaya çalışıp
çarpıp yere düşüyorlar.
Allah sayesinde.
Ama siz bunu zaten kendi içinizde çok iyi biliyorsunuz.
Teyit ediyorsunuz.
Sadece dile getiremiyorsunuz.
Çünkü para, pul, ilgi, beğeni, onay, alkış için
karakterini,
bu kadar zor bir hayata rağmen
bir saniye bile satmamış;
duruşunu,
kendini,
çiçekliğini bozmamış biri
size kendinizin gerçek hâlini gösteriyor.
Üzgünüm.
Yapabileceğim bir şey yok.
Bunun adı adalet.
Ama insanın insana biçtiği çarpık adalet değil.
Ruhun adaleti.
Allah’ın adaleti.
“Bir ömür ruhun sıkıldı;
çünkü dur dedim durdun,
sus dedim sustun,
bekle dedim bekledin,
yaz dedim yazdın, Çiçeğim.
Şimdi,
o güzel ruhun için
gerçek adalet zamanı.”
Otomatik pilottan çıktım, Allah’a şükür.
Ne sesiniz,
ne sözünüz,
ne fikriniz,
ne zikriniz
bana temas edebiliyor.
İçimde sadece O var çünkü.
Bir ömür olduğu gibi.
“Kendine Allah’ın Çiçeği diyor”,
“hatta kendini Allah sanıyor” diye
alay edip
“deli” diye fişlemeye çalıştığınız Fidan’ın
göğe doğru boy verişini
izleyeceksiniz.
Hepinize iyi seyirler dilerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.