9 Eyl 2026

YAPAY ZEKÂ KARAR VERMESİN, USULÜ DENETLESİN

Yapay zekâ ile ilgili tartışmaların çoğu aynı soruda dönüyor:

İnsanların yerini mi alacak?

Hâkim olacak mı?

Savcı olacak mı?

Polis olacak mı?

Memurun yaptığı işi yapacak mı?

Belki meseleye yanlış yerden bakıyoruz.

Yapay zekânın asıl faydası insanın yerine geçmek değil, insanın yürüttüğü işlemin kurala uygun olup olmadığını denetlemek olabilir.

Çünkü kamu hizmetlerinde yaşanan birçok sorun aslında kararın içeriğinden önce usulde başlıyor.

Vatandaş delillerini toplamış, yazılı şikâyet dilekçesini hazırlamış, karakola gitmiş olabilir.

Görevli:

“Yazılı beyan almıyorum.”

“Savcıya sormam gerekir.”

“Bekleyeceksiniz.”

diyebilir.

Vatandaş neyin gerçekten zorunlu olduğunu bilmez.

Ne kadar bekleyeceğini bilmez.

Başvurusunun neden alınmadığını bilmez.

Görevli de belki mevzuatı yanlış yorumlamıştır, belki yanlış anlaşılmıştır, belki kurum içinde uygulama farkı vardır.

Sonuç?

Gereksiz gerilim.

Gereksiz çatışma.

Gereksiz zaman kaybı.

Oysa sistem başvurunun türünü tanıyıp ilgili prosedürü otomatik olarak gösterebilir:

Bu başvuru yazılı alınabilir mi?

Hangi makam yetkili?

Hangi işlem yapılmalı?

Gecikme varsa gerekçesi nedir?

Vatandaşa hangi hakların bildirilmesi gerekir?

Ve en önemlisi:

Bunların hepsi kayıt altında olabilir.

Böylece mesele “memur böyle dedi, vatandaş öyle anladı” seviyesinde kalmaz.

Sistem ne olması gerektiğini gösterir.

İnsan da uygular.

Randevu ve sıra sistemi neden olmasın?

Bugün bankada, hastanede, nüfus müdürlüğünde sıra sistemi var.

Ama karakolda ya da adliyede vatandaş çoğu zaman ne zaman işlem göreceğini bilmeden bekleyebiliyor.

Oysa çalışan bir insan işinden yalnızca belirli bir saat için izin almış olabilir.

Çocuğunu bırakıp gelmiş olabilir.

Başka şehirden gelmiş olabilir.

Sağlık sorunu olabilir.

Neden mümkün olan işlemlerde randevu alınamasın?

Neden vatandaş:

“13.30’da ifade için geleceğim.”

deyemesin?

Neden sistem:

“Önünüzde üç kişi var, tahmini bekleme süresi kırk dakika.”

demesin?

Bu yalnızca vatandaşı rahatlatmaz.

Kurumu da rahatlatır.

Çünkü belirsizlik azalınca gerilim de azalır.

Tutanak baskısını da azaltabilir

Bir başka sorun da ifade ve tutanak işlemlerinde yaşanabilir.

Vatandaşın söylediği ile tutanağa geçirilen arasında fark olabilir.

Vatandaş metni dikkatle okumak isteyebilir.

Düzeltme talep edebilir.

Ek beyan sunmak isteyebilir.

Ama kurumun işi hızlı bitirme isteğiyle vatandaşın dikkatli davranma isteği çakışabilir.

Burada da yapay zekâ karar vermez.

Sadece hakkı görünür kılar.

Ekranda açıkça yazabilir:

“Metni okumadan imzalamak zorunda değilsiniz.”

“Düzeltme talep edebilirsiniz.”

“Ek beyan sunabilirsiniz.”

“Talebiniz reddedilirse gerekçesi kayıt altına alınır.”

Bu küçük gibi görünen şey aslında çok büyük bir fark yaratır.

Çünkü insan bazen hakkı olmadığını sandığı için susar.

Bazen de görevli vatandaşa hakkını hatırlatmayı gereksiz görür.

Sistem burada taraf tutmaz.

Usulü hatırlatır.

Aynı işlem, farklı kişiye farklı uygulanıyorsa?

Bence yapay zekânın en güçlü kullanım alanlarından biri bu olabilir.

Aynı tür iki başvuru düşünelim.

Biri hemen alınıyor.

Diğeri bekletiliyor.

Birine yazılı beyan hakkı tanınıyor.

Diğerine “olmaz” deniyor.

Bir işlem için bir vatandaştan belge isteniyor.

Aynı işlemde başka birinden istenmiyor.

Sistem bu farklılıkları görebilir.

Ve şunu sorabilir:

Neden?

Haklı bir gerekçe varsa kayda geçer.

Yoksa uygulama farkı görünür olur.

İşte gerçek eşitlik biraz da burada başlar.

Yapay zekâ hâkim olmasın

Çünkü hukuk yalnızca madde eşleştirmek değildir.

İnsan vardır.

Bağlam vardır.

Niyet vardır.

Delilin güvenilirliği vardır.

Hayatın her zaman kalıba sığmayan tarafları vardır.

Bu nedenle nihai karar yine insanda kalmalıdır.

Ama insan da sınırsız ve hatasız değildir.

Unutabilir.

Yanlış yorumlayabilir.

Keyfî davranabilir.

Acele edebilir.

Önyargılı olabilir.

İşte yapay zekâ burada faydalı olabilir.

Karar verici değil.

Denetleyici.

Yetki sahibi değil.

Usul hafızası.

İnsanın yerine geçen değil.

İnsanın uyguladığı kuralın tutarlılığını kontrol eden bir sistem.

Böyle bir sistem kimi korur?

Sadece vatandaşı değil.

Görevini doğru yapan kamu personelini de.

Çünkü sonradan:

“Dilekçemi almadılar.”

“Bana bunu söylediler.”

“Beni saatlerce beklettiler.”

“İfademi farklı yazdılar.”

denildiğinde görevlinin de elinde kayıt olur.

Ne zaman ne yapıldığı bellidir.

Hangi gerekçeyle işlem yapıldığı bellidir.

Yani sistem yalnızca denetlemez.

Yanlış anlaşılmayı da azaltır.

Asıl mesele teknoloji değil

Asıl mesele şu:

Kamu hizmeti kişiye göre değişmemeli.

Vatandaş hakkını bilmek için hukukçu olmak zorunda kalmamalı.

Görevli de her işlemi yalnızca hafızasına veya kişisel yorumuna bırakmamalı.

Bir sistem sürekli şunu sormalı:

Bu işlem doğru mu?

Bu işlem eşit mi?

Gerekçesi var mı?

Kayıtlı mı?

Vatandaşın hakkı gösterildi mi?

Süre aşıldı mı?

Aynı işlem başka kişilere de böyle mi uygulanıyor?

Böyle bir sistem kurulabilirse yapay zekâ insanın yerine geçmez.

Tam tersine, insanın elindeki yetkinin daha şeffaf, daha eşit ve daha denetlenebilir kullanılmasına yardım eder.

Bence mesele tam da bu:

Yapay zekâ karar vermesin.

Usulü denetlesin.

Hukukun hafızası olsun.


- Allah'ın Çiçeği Yazıyor - 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.