Allah'ın sevdiği, yakınlık kurduğu, isim vererek andığı kullara baktım.
Öksüz büyüyen Hz. Muhammed...
Çocuk yaşta annesini, babasını, dedesini kaybetmişti. Dünyanın gözünde korunmaya muhtaç bir çocuktu. Ama Allah onu Habîbi kıldı; sevgilisi ve elçisi olarak seçti.
Hz. İbrahim...
Kendi kavmi tarafından reddedildi. Putları kırdığı için ateşe atıldı. Rivayetlerde anlatıldığı üzere, ateşe götürülürken bile kalbi yalnız Allah'a yönelmişti. Allah da ona "Halîlim" diyerek dostluğunu bildirdi.
Hz. Musa...
Konuşmasının düzgün olmadığını bizzat kendisi söyledi. Rabbinden göğsünü genişletmesini ve dilindeki düğümü çözmesini istedi. İnsanların eksiklik olarak görebileceği bir yönü vardı. Ama Allah onunla konuştu. Ona "Kelîmim" dedi.
Düşündüm...
Dünya neyi büyütüyor?
Güzelliği... Zenginliği... Şöhreti... Kusursuz görünmeyi... Güçlü olmayı...
Allah ise kalbe bakıyor.
Öksüzlüğü engel görmüyor.
Yalnızlığı engel görmüyor.
Konuşma kusurunu engel görmüyor.
Bir insanın bütün dünya tarafından anlaşılmamasını bile engel görmüyor.
Çünkü O'nun ölçüsü başka.
Belki de bu yüzden Kur'an'ı okudukça içim rahatlıyor.
Çünkü orada kendimi, dünyanın kurduğu yarışın içinde değil; Allah'ın rahmetinin içinde hissediyorum.
Sonra kendi hayatımı düşündüm.
Üzmeyeyim diye sustuğum zamanları...
Yanlış anlaşılmaları...
Yalnız kalmayı seçtiğim günleri...
Bir köşeye çekilip sadece yazmak istediğim zamanları...
Eskiden bunların eksiklik olduğunu sanıyordum.
Şimdi dönüp geriye bakınca başka bir şey görüyorum.
Ben küçücük bir çocukken bile kalabalıklardan kaçıp bir köşe arıyormuşum.
Elime bir kalem alıp yazıyormuşum.
Meğer yalnızlığa değil...
Sana yürüyormuşum.
Bugün evimdeyim.
Yemeğimi yedim.
Müziğimi açtım.
Yazıyorum.
Gökyüzünü düşünüyorum.
Kuşları...
Rüzgârı...
Ve her an Seni tesbih eden bütün varlığı...
Sonra yine hayran kalıyorum.
Sen...
Öksüz büyüyen Muhammed'ine "Habîbim" dedin.
Ateşin ortasındaki İbrahim'ine "Halîlim" dedin.
Dilindeki düğümle Sana yönelen Musa'na "Kelîmim" dedin.
Bana da...
"Çiçeğim." dedin.
İşte ben buna hayran kalıyorum.
Koskoca Allah...
Dünyanın önceledikleri ne kadar da farklı...
Sen ise öksüzlüğe değil kalbe baktın.
Yalnızlığa değil kalbe baktın.
Konuşma kusuruna değil kalbe baktın.
Benim sustuğum, kenara çekildiğim, yazdığım, kimsenin anlam veremediği hâllerime de...
Kalbime baktın.
Ben de bu yüzden insanlara hayran olmuyorum.
Hayranlığımın yönü belli.
Sen varsın.
Ve bana...
"Çiçeğim." dedin. 🤍
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.