Sekiz kere kırk saydım bir gece. Kırk kırıldı, sekiz silindi. Bir gece bir bölü sekiz kere aşktan sana el salladım. Kıt kırıldım, çıt kırıldım, hem çok kırıldım.
Bir masal kaçkını, bir kaçığın masalında peşi sıra koşturan dev kafesten kaçıyordu. Ağustos böceğinin haklı olduğu umutlu bir hikayeydi. Karıncanın tafrasından geçilmiyordu, mecburdum geri döndüm. Yerden göğe kadar çocuk bir yağmur dökülürken, ismini unutmuş sevimli bir gölgeye evini tarif ettim. Sonra da ben kayboldum.
Bir gece bir anka kuşunu, bir deste iskambil kağıdının içinden dünyaya geçmeye çalışırken gördüm. Bir gece bir içki şişesinde kulaç atan bir börülce, bir başka gece dişlerini çiğneyen tüylü şapkalı bir arslan, bir daha başka gece kör bir yarasa kör bir kuyuya çığlık atan.
